Ana içeriğe geç
Sözlük

zaman ile cümle

zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, o zaman güçlü, hızlı bir koşucuydu.She was a strong, fast runner then.
Ben o zaman sadece küçük bir çocuktum.I was only a little child then.
O zaman, Meksika henüz İspanya'dan bağımsız değildi.At that time, Mexico was not yet independent of Spain.
Böyle kazalar zaman zaman olabilir.Such accidents can happen from time to time.
Uyuyakalmasaydım, zamanında okulda olurdum.If I had not overslept, I would have been in time for school.
Evet öyle. Sen o zaman üç aylıktın.Yes, it is. You were three months old then.
Zimbabve bir zamanlar İngiliz kolonisiydi.Zimbabwe was once a colony of Britain.
Zimbabve bir zamanlar İngiliz sömürgesiydi.Zimbabwe was once a colony of Britain.
Bay Jones yaşlandığı zaman, işini oğluna devredecek.When Mr Jones gets old, he will hand over his business to his son.
Joe zamanının çoğunu spora harcar.Joe spends the majority of his time in sports.
Gösteri ne zaman başlayacak?When will the show begin?
George fakir, ama her zaman mutlu.George is poor, but he's always happy.
Jane ve Mary her zaman dikkat çekmek için yarışıyor.Jane and Mary are always competing for attention.
Hangi planı istediğine karar verdiğin zaman , yazılı olarak bizi bilgilendir.When you decide which plan you want, please notify us in writing.
Bilgisayarlar size bir sürü zaman kazandıracak.Computers will save you a lot of time.
Bu çoğu zaman yetişkinler tarafından okunan bir kitap.This is a book often read by adults.
Bu uçak Narita'ya ne zaman varacak?When does this plane reach Narita?
Bu uçağa binersek ne zaman Sapporo'ya varacağız?What time shall we arrive at Sapporo if we take this plane?
Bu programın ne zamana kadar devam edeceğini merak ediyorum.I wonder when this program will continue till.
Bu onun normal geldiği zamandır.This is the time he normally arrives.
Bunu ayrıntılı olarak açıklayacak zamanım yok.I have no time to explain this in detail.
Bu manzara bana her zaman benim memleketimi hatırlatıyor.This view reminds me of my home town.
Bilim adamı sadece Japonya'da değil fakat aynı zamanda yabancı ülkelerde de ünlü.The scientist is famous not only in Japan but also in foreign countries.
John oyun oynadığımız her zaman kazanır.John wins every time we play the game.
Kaybedecek zaman yok.There is no time to lose.
Boşa geçirecek çok az zamanımız var.We have little time to waste.
Son tren için tam zamanında geldim.I was just in time for the last train.
Mesih biz zamanlar tüm insanlar için öldü.Christ died once for all humans.
Keşke seninle konuşmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I had more time to talk with you.
Oturacak ve konuşacak zamanım yok.I've got no time to sit and talk.
Seninle çalışmak her zaman bir zevkti.It has always been a pleasure to work with you.
Gelmen için ne zaman uygun olur?When will it be convenient for you to come?
Wendy her zaman Japon festivalleriyle ilgilenmiyordu.Wendy was not always interested in Japanese festivals.
Onu ne zaman gördün?When did you see her?
Onlar ne zaman eve gittiler?When did they go home?
Onların ne zaman döneceğini tahmin etmek mümkün değil.There is no telling when they will arrive.
O ne zaman kendi ayakları üzerinde durabilecek?When will he be able to stand on his own feet?
Onu ne zaman gönderebileceğini bilmek istiyorum.I'd like to know when you can send it out.
Japonya'ya ne zaman hareket etmeyi planlıyorsunuz?When do you plan to leave for Japan?
Ne zaman çalışırsın?When do you work?
Ne zaman deprem olacağını kimse bilmez.Nobody knows when the earthquake will occur.
Hiç kimse savaşın ne zaman biteceğini öngöremez.Nobody can foresee when the war will end.
Ne zaman doğdunuz?When were you born?
Lütfen Kobe'ye ne zaman geleceğini bana bildir.Please let me know when you will come to Kobe.
Lütfen bana yemeği ne zaman servis yapacağını söyle.Please tell me when to serve the food.
Buğdayını ne zaman hasad edeceksin?When will you harvest your wheat?
Ne zaman başlayacağını bana söyle.Tell me when to start.
Sabırlı olun lütfen. Bu zaman alır.Be patient please. It takes time.
Evet, o zaman zaman olur.Yes, it happens from time to time.
Dünyada insanlar her zaman daha fazla özgürlüğü ve eşitliği savunuyor.People in the world are always advocating for more freedom and equality.
Çok zamanın vardı.You had plenty of time.
Soğanları doğradığım zaman gözlerimden yaş geliyordu.Tears came into my eyes when I was chopping onions.
Oğlumuzun son zamanlarda birden büyümesi bize sürpriz oldu.To our surprise, our son has suddenly shot up recently.
Bir şeyler atıştırmak için yeterli zaman var.There's enough time for a quick snack.
Biraz zaman yaratsak iyi olur.We'd better make some time.
Dinlenme yerine, o her zamankinden çok daha sıkı çalıştı.Instead of taking a rest, he worked much harder than usual.
Oyun ne zaman başlar?What time does the play begin?
Herkes sınıfa zamanında geldi.Everybody came to the class on time.
Lütfen bana toplantı zamanını hatırlat.Please remind me of the time of the meeting.
Her zamankinden daha hızlı yürüdük.We walked more quickly than usual.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod