zamanın ile cümle
zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Zamanınd burada olmayacaksan sadece bana bildir.Just let me know if you won't be here on time.
Tom yardım etmek için zamanın olup olmadığını bilmek istiyor.Tom wants to know if you have any time to help.
Tom zamanında buraya gelemeyecek.Tom won't be able to get here on time.
Neden faturalarını zamanında ödeyemediklerini söylediler mi?Did they say why they couldn't pay their bill on time?
Yemek için yeterli zamanın olduğundan emin misin?Are you sure you have enough time to eat?
Zamanında olacaksın, değil mi?You'll be on time, won't you?
Zamanında geleceksin, değil mi?You'll be on time, won't you?
Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım.I lost track of time.
"Siyah" sözcüğü zamanın azınlıklarının çoğunu temsil etti.The word "black" represented most of the minorities of the time.
Biz zamanında orada olmaya çalışacağız.We're going to try to be there on time.
Projeyi zamanında tamamlamak için ne gerekirse yapacağız.We'll do whatever it takes to complete the project on time.
Biraz daha hızlı yürürsek onu zamanında yapabiliriz.We could make it on time if we walked a little faster.
Biz neredeyse zamanında oraya varamadık.We almost didn't get there on time.
Bu işi zamanında bitirmek kolay olmayacak.It's not going to be easy to finish this job on time.
Faturalarını zamanında ödemeliydin.You should've paid your bills on time.
Senin bol zamanın var.You have plenty of time.
Oraya zamanında varacağız gibi görünüyor.It looks like we'll get there in time.
Gerçekten Tom'un zamanında gelmesini bekliyor musun?Do you really expect Tom to arrive on time?
Gerçekten zamanında geldin.You're really on time.
Zamanında geldiğiniz için teşekkürler.Thanks for being on time.
Senin zamanını takdir ediyorum.I appreciate your time.
Keşke benim için daha fazla zamanın olsa.I wish you had more time for me.
Ev ödevini neden zamanında bitirmediğini bilmek istiyorum.I'd like to know why you didn't finish your homework on time.
Faturalarımızı zamanında ödemeyi unutan tek iki kişi biz olamayız.We can't be the only two people who forgot to pay our bills on time.
Bunu tek başına bitiremezsin ve hala zamanında tamamlayamazsın.You can't do this alone and still meet the deadline.
Zamanını boşa harcadığını görmeye dayanamıyorum.I can't stand to see you wasting your time.
Tom'un zamanında burada olacağını kesinlikle düşündüm.I thought for sure Tom would be here on time.
Oraya zamanında gideceğimi düşündüm.I thought I was going to make it here on time.
Zamanında geldiğimi düşündüm.I thought I was on time.
Tom buluşma zamanını günlüğüne not etti.Tom jotted down the meeting time in his diary.
Benim tüm istediğim senin zamanında gelmen.All I ask is that you show up on time.
İkimizin de zamanını harcıyorsun.You're wasting both of our time.
İkimizin de zamanını harcıyorsunuz.You're wasting both of our time.
Zamanın için sana teşekkür etmek istiyorum.I want to thank you for your time.
Ülkedeki otobüsler çoğunlukla zamanında gelmezler.Buses in the country don't usually come on time.
Zamanının çoğunu almak istemiyorum.I don't want to take up much of your time.
Ben bunu zamanında yaptırmak için ihtiyacı vurgulamak istiyorum.I want to emphasize the need to get this done on time.
Yılın hangi zamanında evlenmek istediğin hakkında düşündün mü?Have you thought about what time of year you want to get married?
Yılın hangi zamanında Boston'u ziyaret etmek istediğini düşündün mü?Have you thought about what time of year you want to visit Boston?
Yılın hangi zamanında sefere çıkmak istediğini düşündün mü?Have you thought about what time of year you want to take a cruise?
Zamanını harcamak istemiyorum.I don't want to waste your time.
Tam zamanında geldin, yeni modeli test edebilir misin lütfen?You come right in time. Can you please test the new model?
Mary ona zamanını boşa harcamamasını söyledi.Mary told him not to waste her time.
Senin bu patlak tekeri şimdi tamir etmek için zamanın olur muydu?Would you have time to fix this flat tire now?
Onun zamanında uyanma sorunu var.He has trouble waking up on time.
Her şey tam zamanında istenilen sonucu verecek.Everything will work out on schedule.
Yarın gelmek için zamanın var mı?Do you have time to come tomorrow?
Oraya zamanında gidip gidemeyeceğim yakında görülecek.It remains to be seen if I can get there in time.
Onun yardımı tam zamanında geldi.His help came in the nick of time.
Bir sürü zamanın var.You have lots of time.
Onun için zaman onun için zamanın olmadığı zamandır.The time to relax is when you don't have time for it.
Ben hayatımın zamanına sahip oldum.I had the time of my life.
Yılın bu zamanında yalnız olmaktan nefret ediyorum.I hate being alone this time of year.
Tom zamanının çoğunu yalnız harcamayı tercih ediyor gibi görünüyor.Tom seems to prefer spending most of his time alone.
Zamanında geldin.You're on time.
Onun zamanında, o isimsiz bir yazardı.In his time, he was an anonymous writer.
Zamanında geldik.We're on time.
Zamanında gelin.Be on time.
Zamanında geldim.I'm on time.
Zamanın var.You have time.