zamanın ile cümle
zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O, zamanın gerisinde.He is behind the times.
Oraya zamanında varacağımızı düşünüyor musunuz?Do you think we will get there on time?
Öyleyse sadece kendi zamanınızda elinizden geleni yapın.Well, just do your best in your own time.
Eğer şimdi terk edersen, kesinlikle uçak için zamanında olacaksın.If you leave right now, you'll be in time for the plane for sure.
Treni kaçırmadığın sürece oraya zamanında varırsın.You'll get there in time, as long as you don't miss the train.
Eğer treni kaçırmazsan oraya zamanında varırsın.If you don't miss the train, you'll get there in time.
Onu zamanında bitirmek için elimden geleni yapacağım.I'll try my best to finish it in time.
O, zamanında gelmedi.He didn't come on time.
Zamanın olursa, haberim olsun.If you will have time, let me know.
Zamanında varmak için koştum.I ran so I would be on time.
Zamanını en iyi şekilde kullanmaya çalışmalısın.You should try to optimize your time.
İşi zamanında bitirmek için hiçbir ihtimal yoktu.There was no chance to finish the job on time.
Evlenme zamanınız geldi de geçiyor.It's time you got married.
Sözünü kesmek ve zamanını boşa harcamak isteyen insanlar var.There are people who just want to interrupt and waste your time.
Herkes partiye zamanında geldi.Everyone made it to the party.
Zamanın varsa neden onun galerisine uğramıyorsun?If you have time, why don't you drop by his gallery?
Zamanın varsa onun galerisine uğramalısın.You should drop by his gallery if you have time.
Jimmy, yatma zamanın.Jimmy, it's time for you to go to bed.
Keşke zamanında dönebilsem.I wish I could go back in time.
Benim için zamanın yok.You do not have time for me.
Mary, Tom'un Latince okuyarak zamanını boşa harcadığını düşündü.Mary thought that Tom was wasting his time studying Latin.
Eğer senin desteğini almasaydım, işi zamanında bitiremezdim.If I hadn't had your cooperation, I couldn't have finished the work in time.
Uçak Itami havaalanına zamanında vardı.The plane arrived at Itami Airport on time.
Babam yatma zamanında bana kitap okurdu.My father used to read books to me at bedtime.
Bunu zamanında yapmak için koştum.I ran in order to make it on time.
Babam zamanını boşa harcamaz.My father doesn't waste his time.
Babam zamanını en iyi şekilde kullanır.My father makes good use of his time.
Senin kalkma zamanındır.It's time for you to get up.
Kalkma zamanın.It's time for you to get up.
Tam zamanında!Just in time!
Eğer boş zamanınız varsa, onu kullanın ve ev ödevinizi yapın.If you have any free time, use it and do your homework.
Tom zamanını boşa harcıyor.Tom is wasting time.
Sabahları gazete okuyacak zamanın oluyor mu?Do you have time to read the newspaper in the morning?
Oraya zamanında vardın mı?Did you get there on time?
Bu gece benimle akşam yemeği için zamanın var mı?Do you have time to have dinner with me tonight?
Annem sık sık zamanın nakit olduğunu söyler.Mum often says that time is money.
Zamanın varsa, benimle gel.If you have the time, come along with me.
Tom zamanın 50 yılın gerisinde.Tom is 50 years behind the times.
Britanya'da üzümlü ve elmalı tart geleneksel olarak Noel zamanında yenir.In Britain, mince pies are traditionally eaten at Christmas time.
Zamanında geriye dönebilsen ne değiştirirsin?If you could go back in time, what would you change?
Tom Mary'nin zamanını boşa harcadığını düşündü.Tom thought Mary was wasting her time.
Tom her zaman kirasını zamanında öder.Tom always pays his rent on time.
Sovyetler Birliği zamanında "Pravda" ve "Izvestia" olmak üzere iki büyük gazete vardı.During the Soviet Union, there were two big newspapers - "Pravda" and "Izvestiia."
Boş zamanında internette olmayı seviyor.In his free time, he likes to be on the Internet.
O, boş zamanında internette olmaktan hoşlanır.In her free time, she likes to be on the Internet.
O boş zamanını internet üzerinde geçiriyor.He spends his free time on the internet.
Her zaman zamanında gel.Always arrive on time.
Tüm soruları cevaplamak için çok fazla zamanınız olduğu için gergin olmayın.Don't get so nervous there is a plenty of time to answer all the questions.
Tom zamanını tüketiyor.Tom is wasting his time.
Yaşlı insanlar zamanın yeni teknolojisini anlamakta zorluk çekiyor.Old people have difficulty understanding new technology of the time.
Bu sorunla zamanında ilgilendiğiniz için teşekkürler.Thank you for dealing with this problem on time.
Son trene zamanında yetiştim.They arrived just in time for the last train.
Zamanın hızlı geçmesi için dua ediyorum.I am praying the time passes quickly.
Tom'un zamanında gelmeyeceğini nasıl bildin?How did you know that Tom wouldn't show up on time?
Öğle yemeği yemek için zamanın olmadığında ne yaparsın?What do you do when you don't have time to eat lunch?
"Lütfen zamanında gel." "Ben her zaman zamanında geliyorum, değil mi?""Please be on time." "I always am, aren't I?"
"Proje zamanında tamamlanacak mı?" "Bunu garanti edebilirim.""Will the project be completed on time?" "I can guarantee it."
Zamanını boşa harcama.Don't waste your time.
Onu yaparak zamanını boşa harcama.Don't waste your time doing that.
Tom'un zamanını boşa harcama.Don't waste Tom's time.