zamanın ile cümle

zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom masasını temizlemek için tam zamanında ofise gitmek istedi.Bill wanted to get to the office in good time to clean his desk.
Bill nadiren zamanında gelir.Bill is seldom ever on time.
Otobüs her zaman zamanında gelmez.The bus doesn't always come on time.
Otobüsle giderseniz, yaklaşık olarak zamanın yaklaşık üçte birine oraya gidebilirsiniz.If you go by bus, you can get there in about one-third of the time.
Ben istasyona zamanında varabildim.I managed to get to the station on time.
Nancy asla zamanında varmaktan geri kalmaz.Nancy never fails to arrive on time.
Tam zamanında oraya vardım.I got there just in time.
Zamanında gelemediği ortaya çıktı.It fell out that he could not come in time.
Onu zamanında yapabilir misin?Can you make it on time?
Onu boş zamanınızda yapabilirsiniz.You can do it at your leisure.
Oraya zamanında varmak için bir taksiye bindim.I took a taxi to get there in time.
Yaşlı adam zamanının çoğunu gençliğine bakarak geçirdi.The old man spent most of his time looking back on his youth.
Tren zamanında geldi.The train arrived on schedule.
Tren zamanında vardı.The train arrived on time.
Tren her zaman zamanında gelir.The train is always on time.
Uçuş için tam zamanında vardım.I was just in time for the flight.
Tren Kyoto'ya zamanında vardı.The train arrived in Kyoto on time.
Dediklerine göre ev sahibinin zamanında hali vakti yerindeymiş.They say the landlord used to be well off.
Mektubu yazmak ne kadar zamanını aldı?How long did it take you to write the letter?
Zamanın ilerlemesiyle olay unutuldu.The event was forgotten in progress of time.
Yoğun kar yağışı trenimizin zamanında kalkmasını önledi.The heavy snowfall prevented our train from leaving on time.
Yöntem artık zamanın gerisinde.The method is behind the times now.
Uyuyakalmasaydım, zamanında okulda olurdum.If I had not overslept, I would have been in time for school.
Affedersiniz, zamanınız var mı?Excuse me, do you have the time?
Tüm denemeler zamanında teslim edilmelidir.All essays must be handed in on time.
Derhal başla, ve zamanında orada olacaksın.Start at once, and you will be in time.
Derhal başla, ve zamanında derste olacaksın.Start at once, and you'll be in time for class.
John'un zamanında geldiğini hayal bile edemiyorum.I can't imagine John coming on time.
Joe zamanının çoğunu spora harcar.Joe spends the majority of his time in sports.
Bilgisayarlar hakkında bir şey bilmiyorsanız siz gerçekten zamanın gerisindesiniz.If you don't know anything about computers, you're really behind the times.
Otuz dakika içinde döneceğim böylece zamanında konserde olacağım.I'll be back in thirty minutes so I'll be in time for the concert.
Konsere zamanında varacak mıyız?Will we be in time for the concert?
Yılın bu zamanında burada hava soğur.It gets cold here at this time of the year.
Noeli zamanında bitirip bitirmeyeceğimiz şüpheli.It's doubtful if we'll finish in time for Christmas.
Son tren için tam zamanında geldim.I was just in time for the last train.
Sadece sen zamanında geldin.You are only just in time.
Babam ofisine zamanında vardı.Father got to his office on time.
Benimle öğle yemeği yemek için zamanın var mı?Will you have time to have lunch with me?
Değerli zamanınızı aldığım için üzgünüm.I am sorry to have taken up your valuable time.
Zamanınız var mı?Do you have the time?
Biraz zamanınız var mı?Do you have some time?
Biraz zamanın var mı?Do you have some time?
Biz ofise zamanında vardık.We arrived at the office on time.
Öğretmenimiz sınıfa her zaman zamanında gelir.Our teacher is always on time for class.
Yatağa gitme zamanınız gelmedi mi?Isn't it about time you went to bed?
Bu kadar çok parayı toplamak ne kadar zamanını aldı?How long did it take you to collect so many coins?
Onların zamanında geleceğine inanabilirsin.You can rely on their coming on time.
Boş zamanını nasıl geçirdin?How did you spend your free time?
Sen zamanını iyi kullanmalısın.You should make good use of your time.
Boş zamanını daha iyi kullanmalısın.You should make better use of your free time.
Kalkma zamanın geldi de geçti.It is time that you got up.
Çok zamanın var mı?Do you have a lot of time?
Terfinin zamanında ve haklı olduğundan eminim.I am sure your promotion was timely and well deserved.
Fakat senin yardımın için zamanında bitirmemeliydik.But for your help, we should not have finished in time.
Zamanını en iyi şekilde kullanmaya çalış.Try to make good use of your time.
Zamanını istediğin herhangi bir şekilde geçirebilirsin; sonuçta, senin zamanın.You can spend your time in any way you want; it's your time, after all.
Evinden buraya trenle gelmen ne kadar zamanını alır?How long does it take you to get here from your house by train?
Ertesi gün zamanın var mı?Do you have time the day after tomorrow?
O "Zamanında derse gidebilirim." diye düşündü."I can make it to my class on time," he thought.
Polinom zamanında bu problemi çözebilecek bir algoritma henüz bulunmadı.No algorithm that can solve this problem in polynomial time has been found yet.

İlgili Sayfalar