zamanım ile cümle

zamanım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ben zamanımın harcayabildiğim kadarını deniz hayatını incelemekle harcıyorum.Vietän mahdollisimman paljon aikaa tutkien merielämää.
Ben zamanımın harcayabildiğim kadarını deniz hayatını incelemekle harcıyorum.Yo paso tanto tiempo como es posible investigando la vida marina.
Ben zamanımın harcayabildiğim kadarını deniz hayatını incelemekle harcıyorum.Zajmuję się badaniem życia w morzu. Zajmuję się badaniem życia w morzu.
Ben zamanımın harcayabildiğim kadarını deniz hayatını incelemekle harcıyorum.Περνώ όσο το δυνατόν περισσότερο χρόνο εξερευνώντας τη θαλάσσια ζωή.
Ben zamanımın harcayabildiğim kadarını deniz hayatını incelemekle harcıyorum.Прекарвам възможно най-много от времето си в изследване на морския живот.
Ben zamanımın harcayabildiğim kadarını deniz hayatını incelemekle harcıyorum.Я провожу всё свободное время, исследуя морскую жизнь.
Ben zamanımın harcayabildiğim kadarını deniz hayatını incelemekle harcıyorum.אני מבלה את כל הזמן שמתאפשר לי בחקר החיים בים.
Ben zamanımın harcayabildiğim kadarını deniz hayatını incelemekle harcıyorum.أنا أقضي كل الوقت الذي يمكنني قضاؤه دارساً للكائنات البحرية.
Ben zamanımın harcayabildiğim kadarını deniz hayatını incelemekle harcıyorum.私は時間を費やしています 魚類やもっと大きな
Bildiğiniz gibi, fazla zamanım kalmadı.Comme vous le savez, il ne me reste pas beaucoup de temps.
Bildiğiniz gibi, fazla zamanım kalmadı.Mint ahogy tudjátok, már nincs sok időm hátra.
Bildiğiniz gibi, fazla zamanım kalmadı.Όπως γνωρίζετε, δεν μου έμεινε πολύς χρόνος.
Bildiğiniz gibi, fazla zamanım kalmadı.كما تعلمون لم يبقى لذي الكثير من الوقت
Bileğime bağlanmış olan klavyeyi de görebilirsiniz. Zamanımın oldukça ilersindeyim burada.Видите, что клавиатура привязана к моему запястью, опережая моё время.
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""I ved, vi troede altid der ville være tid."
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük." Jim 94 yaşındaydı."Tudja, mindig azt hittük, hogy lesz még rá időnk."
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""우리는 언제나 우리에게 시간이 있을거라고 생각했어요."라고 말했습니다.
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""Ông biết không, chúng tôi luôn nghĩ giây phút này sẽ xảy đến."
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""Sabe, sempre pensámos que haveria tempo."
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""¿Sabes? siempre pensé que habría tiempo".
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""Sai, abbiamo sempre pensato che ci sarebbe stato tempo."
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""Știți, totdeauna am crezut că avem timp."
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""Viete, vždy sme si mysleli, že máme čas."
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""Víte, vždycky jsme si mysleli, že na to bude dost času."
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""Vous savez, on s'est toujours dit qu'on avait le temps."
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük."'Weet je, we dachten altijd dat daar nog wel tijd voor was.'
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""Wissen Sie, wir dachten immer, das hat noch Zeit."
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük."' Zawsze myśleliśmy, że będzie na to czas'.
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""Ξέρεις, πάντα νομίζαμε ότι θα υπήρχε χρόνος."
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""Вы знаете, мы всегда думали, что у нас ещё найдётся время".
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""Знаєте, ми все думали, що ще буде час".
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""אתה יודע, תמיד חשבנו שיהיה מספיק זמן."
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""هل تعرف، كنا دائما نفكر سيكون هناك وقت."
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük."ジムは94歳でした (笑)
Biraz boş zamanım olduğunda, ki bu sık sık olmuyor, yürüyerek, bisikletle, metroyla,Cuando tengo tiempo libre, y eso no pasa mucho, intento explorar Nueva York,
Biraz boş zamanım olduğunda, ki bu sık sık olmuyor, yürüyerek, bisikletle, metroyla,Kiedy mam trochę wolnego czasu, co nie zdarza się często,
Biraz boş zamanım olduğunda, ki bu sık sık olmuyor, yürüyerek, bisikletle, metroyla,여유 시간이 생길 때면 (많지는 않습니다만,) 뉴욕 도시 구경을 하곤 합니다.
Biraz boş zamanım olduğunda, ki bu sık sık olmuyor, yürüyerek, bisikletle, metroyla,Quando ho del tempo libero, e non accade spesso,
Biraz boş zamanım olduğunda, ki bu sık sık olmuyor, yürüyerek, bisikletle, metroyla,Wenn ich Freizeit habe, was nicht allzu häufig vorkommt, versuche ich New York zu erkunden,
Biraz boş zamanım olduğunda, ki bu sık sık olmuyor, yürüyerek, bisikletle, metroyla,徒歩や、自転車や地下鉄で ニューヨークの街中を散策します
Bir tanesi için daha zamanımız var.A to je možnost B. . Myslím, že máme čas ještě na jeden.
Bir tanesi için daha zamanımız var.Credo che abbiamo tempo per un altro ancora.
Bir tanesi için daha zamanımız var.Creo que tenemos tiempo para uno más.
Bir tanesi için daha zamanımız var.- Eu acho que temos tempo para mais um.
Bir tanesi için daha zamanımız var.Ich glaube wir haben Zeit für noch eine Aufgabe.
Bir tanesi için daha zamanımız var.Ik denk dat wij hebben tijd voor een meer.
Bir tanesi için daha zamanımız var.Jag tror att vi har tid för en till.
Bir tanesi için daha zamanımız var.Jeg tror vi har tid til en mere
Bir tanesi için daha zamanımız var.Je pense qu'on a encore le temps pour un autre problème.
Bir tanesi için daha zamanımız var.한 개 더 풀 시간이 있을 것 같아요
Bir tanesi için daha zamanımız var.Sądzę, że mamy czas na jeszcze jedno.
Bir tanesi için daha zamanımız var.Tôi nghĩ rằng chúng tôi có thời gian cho một nhiều hơn.
Bir tanesi için daha zamanımız var.Я думаю, что у нас есть время для еще одного.
Bir tanesi için daha zamanımız var.אני חושב שיש לנו זמן עבור שאלה נוספת
Bir tanesi için daha zamanımız var.اعتقد ان لدينا وقت لحل مسألة اخرى
Bir tanesi için daha zamanımız var.次の問題 52。
"Bitkiler CO2'yi zamanımızın en büyük zehri olarak görmüyor."As plantas não olham para o CO2 como o maior veneno do nosso tempo.
"Bitkiler CO2'yi zamanımızın en büyük zehri olarak görmüyor."아시다시피, 식물들은 CO2를 우리 시대의 가장 위험한 독으로 여기지 않아요.
"Bitkiler CO2'yi zamanımızın en büyük zehri olarak görmüyor.les plantes ne voient pas le CO2 comme le plus grand poison de notre temps.
"Bitkiler CO2'yi zamanımızın en büyük zehri olarak görmüyor.Pflanzen sehen CO2 nicht als größtes Gift unserer Zeit.

İlgili Sayfalar