Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanı ile cümle

zamanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un zamanında burada olacağından eminim.I'm sure Tom will be here on time.
Tom'un onu zamanında yapmayacağına bahse girerim.I bet Tom doesn't make it on time.
Zamanın olduğunda bana bir e-posta at.Shoot me an email when you have time.
Zamanın olduğunda onu bana yolla.Send it to me when you have time.
Korkacak zamanım olmadı.I never had time to get scared.
Keşke zamanı geriye alabilsem.I wish I could turn back the clock.
Zamanı geldiğinde Tom'a gerçeği söyleyeceğim.I'll tell Tom the truth when the time comes.
Onun zamanında geleceğinden emin misin?Are you sure she'll come on time?
Bu hafta sonu biraz boş zamanın varsa, bir şeyler içmek için uğramalısın.If you have some free time this weekend, you should come over for a drink.
Noel alışverişi ile başlama zamanı.It's time to get started with the Christmas shopping.
Noel yılın büyülü bir zamanı.Christmas is a magical time of the year.
Noel, yılın harika bir zamanıdır.Christmas is a wonderful time of the year.
Noel, yılın en yoğun olduğu zamanımızdır.Christmas is our busiest time of the year.
Çocuklarımızın Noel'in gerçek anlamını öğrenmeleri için zamanı geldi.It's about time for our children to learn the real meaning of Christmas.
Zamanımı boşa harcamamaya çalışıyorum.I'm trying not to waste my time.
Muhtemelen bugün bunu bitirmek için yeterli zamanımız yok.We probably don't have enough time to finish doing this today.
Şu anda onu aramamız için zamanımız yok.We don't have time to look for that right now.
Öğle yemeği yemek için neredeyse yeterli zamanımız yoktu.We just barely had enough time to eat lunch.
Yılın bu zamanında hep yoğunuz.We're always busy at this time of the year.
Tatil mevsimi, yılın en sevdiğim zamanıdır.The holiday season is my favourite time of the year.
Gerçekten bunun zamanı olduğuna inanıyor musun?Do you really think this is the time?
Şimdi temellere dönme zamanı geldi.It's now time to get back to basics.
Biraz bahar temizliği zamanı.It's time for some spring cleaning.
Tom annesinin öldüğü zamanı hatırlıyor.Tom remembers when his mother died.
Tom'un kendine acımak için zamanı yoktu.Tom didn't have time for self-pity.
Şakalarınızın zamanı değil bu.This is no time for your jokes.
Bizim için karşı koyma zamanı.It's time for us to fight back.
Yemeğin ucuz olduğu zamanı hatırlıyorum.I remember when food was cheap.
Tom arabayı zamanında durdurmadı.Tom didn't stop the car in time.
Tom'un parmaklılar ardındaki zamanı bitti.Tom's time behind bars is over.
Yön değiştirmenin zamanı geldi.It's time to change direction.
Bu saçmalığı tartışmak için zamanım yok.I do not have the time to discuss this nonsense.
O zamanı canlı olarak hatırlıyorum.I remember that time vividly.
Zamanın çok gerisindesin.You're so behind the times.
Tom'un karşılık verme zamanı.It's about time Tom hit back.
Tom zamanında başaracak.Tom will succeed in time.
Zamanınızdan önceydi.It was before your time.
Yılın o zamanıdır.It's that time of year.
Senin zamanın sana aittir.Your time is your own.
Belki zamanı gelmiştir.Maybe now is the time.
Bekleme zamanı yok.There's no wait time.
Zamanı çoktan gelmiş geçmişti.It was long overdue.
Zamanın mı var?Have you got time?
Bunu yapma zamanı.It's time to do it.
Keşke eve gitmek ve başka bir şeye dönüşmek için zamanım olsa.I wish I had time to go home and change into something else.
Keşke eve gidip üstümü değişmek için zamanım olsa.I wish I had time to go home and change into something else.
Keşke eve gitmek ve daha uygun bir şeye dönüşmek için zamanım olsa.I wish I had time to go home and change into something more appropriate.
Keşke eve gidip daha uygun bir şeyler giymek için zamanım olsa.I wish I had time to go home and change into something more appropriate.
Keşke zamanı geri döndürebilsem.I wish I could turn back time.
Tom, raporu okumak için henüz zamanı olmadığını söylüyor.Tom says that he hasn't yet had time to read the report.
Eğer kar durmazsa TV'deki maçı izlemek için asla eve zamanında gidemeyeceğiz.If the snow doesn't let up, we will never make it home in time to see the game on TV.
Bu gerçekten zamanı değil.This is really not the time.
Savaş baltasını gömme zamanı.It's time to bury the hatchet.
Barışma zamanı.It's time to bury the hatchet.
Zamanı boşa harcıyorsun.You're flogging a dead horse.
Tom'un benimkinden daha fazla boş zamanı var.Tom has more free time than I do.
Yarın bize yardım edecek zamanın var mı?Do you have time to help us tomorrow?
Keşke arkadaşlarla geçirmek için daha fazla zamanım olsaydı.I wish I had more time to spend with friends.
Tom'u ikna etmeye çalışırken zamanını boşa harcama.Don't waste your time trying to convince Tom.
Dün gece ödevimi yapmam çok zamanımı aldı.It took me a long time to do my homework last night.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod