Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanı ile cümle

zamanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Mary'nin evini bulması Tom'un uzun bir zamanını aldı.It took Tom a long time to find Mary's house.
Onun ev ödevini bitirmesi Tom'un uzun zamanını aldı.It took Tom a long time to finish his homework.
Boston'a gitmemiz uzun zamanımızı aldı.It took us a long time to get to Boston.
Onu anlamak uzun zamanımı aldı.It took me a long time to figure that out.
Onu yanlış şekilde yaptığımı fark etmem uzun zamanımı aldı.It took me a long time to realize I was doing it the wrong way.
Nerede yemek yiyeceğimize karar vermek uzun zamanımızı aldı.It took us a long time to decide where to eat.
Yeni bir gözlük seçmek uzun zamanımı aldı.It took me a long time to pick out a new pair of glasses.
Bizim için hemen hemen eve gitme zamanı.It's about time for us to go home.
Tom boş zamanında bu uygulamayı yarattı.Tom built this app in his spare time.
Hala daha zamanımız var.We have time on our side.
Tom'un zamanında burada olması çok olası değil.Tom isn't very likely to be here on time.
Tom sadece zamanı olmadığını söyledi.Tom said he just didn't have the time.
Tom zamanında bıraktı.Tom left on time.
Yeterli zamanımız olduğuna inanmıyorum.I don't believe we have enough time.
İşe gitme zamanıydı.It was time to go to work.
Sonunda ayrılmak zamanı.It's finally time to leave.
Kimsenin bunun için zamanımız yok mu?Ain't nobody got time for that.
Şimdi dinlenme zamanın.It's now time for you to rest.
Neredeyse başlama zamanımız.It's about time we get started.
Şimdi eve gitme zamanın.It's now time for you to go home.
Bu kararı vermek uzun zamanımızı aldı.It took us a long time to make this decision.
Tom Mary'nin Fransızca okuyarak zamanını boşa harcadığını düşündü.Tom thought that Mary was wasting her time studying French.
Tom onu yapmanın onun çok uzun zamanını almadığını söyledi.Tom said that it didn't take him so long to do that.
Tom bize oraya zamanında varmamız konusunda emin olmamızı söyledi.Tom told us to make sure we got there on time.
Tom buraya zamanında gelen tek kişiydi.Tom was the only one who got here on time.
Biz zamanımızı boşa harcamıyorduk.We weren't wasting our time.
Biz zamanında bitirmek zorundayız.We've got to finish on time.
Onu bitirmek uzun zamanımı aldı.It took me a long time to get over it.
Tom zamanının çoğunu kütüphanede harcar.Tom spends most of his time in the library.
Mary zamanının çoğunu kütüphanede harcar.Mary spends most of her time at the library.
Bizim bir sürü zamanımız var.We have lots and lots of time.
Bizim sadece yeterli zamanımız yok.We just don't have enough time.
Zamanımızın en acil meydan okumalarından biri de iklim değişikliği.One of the most urgent challenges of our time is climate change.
Tom genellikle zamanında geliyor.Tom usually comes on time.
Bizim sadece çok zamanımız yok.We just don't have a lot of time.
Zamanını düzenlemek zorundasın.You have to organize your time.
Annemle son karşılaştığımız zamanı artık hatırlayamıyorum.I can no longer remember the last time I met with my mother.
Raporumuzu bitirmek için zamanımız yok.We do not have time to finish our report.
Dinlenmek için biraz zamanımız var.We've got a little time to relax.
Her zaman kahvaltı için zamanım yok.I don't always have time for breakfast.
Benim kahvaltı için zamanım yok.I don't have time for breakfast.
Onu yapmak için henüz zamanımız yoktu.We haven't had time to do that yet.
Bizim muhtemelen yeterli zamanımız yok.We probably don't have enough time.
Zamanın olduğunda beni ziyarete gelmelisin.You should come visit me when you have time.
Aslında Washington D.C'de 'bataklığı boşaltma zamanı!'It is indeed time to 'drain the swamp' in Washington D.C.!
İlkbahar yılın en sevdiğim zamanıdır.Spring is my favorite time of year.
Tom zamanında gelmeyi başaramadı.Tom failed to come on time.
Zamanında oraya gittiğimizden emin olmak zorundayız.We have to make sure we get there on time.
Planımızı tamamlamak için Ekim ayına kadar zamanımız var.We have until October to complete our plan.
Zamanımızla yapacak daha iyi şeylerimiz var.We've got better things to do with our time.
Zamanımızla yapacak çok daha iyi şeylerimiz var.We have far better things to do with our time.
Muhtemelen bunu yapmak için yeterli zamanımız yok.We probably don't have enough time to do that.
Oraya zamanında varacağımız konusunda emin olmak zorundayız.We have to make sure that we get there on time.
Birlikte ilk çıktığımız zamanı hatırlıyor musun?Do you remember the first time we went out together?
İlk kez birbirimizle konuştuğumuz zamanı hatırlıyor musun?Do you remember the first time we spoke to each other?
Birlikte ilk yüzmeye gittiğimiz zamanı hatırlıyor musun?Do you remember the first time we went swimming together?
Boston'a birlikte ilk gittiğimiz zamanı hatırlıyor musun?Do you remember the first time we went to Boston together?
Bugün onu yapmayı bitirmek için muhtemelen yeterli zamanımız yok.We probably don't have enough time to finish doing that today.
Bence şimdi tam zamanı.I think now is the time.
Zamanı geldi bence.I think now is the time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod