Yakında kahvaltı zamanı olacak.It will soon be breakfast time.
Derhal başla, ve zamanında orada olacaksın.Start at once, and you will be in time.
Derhal başla, ve zamanında derste olacaksın.Start at once, and you'll be in time for class.
John'un zamanında geldiğini hayal bile edemiyorum.I can't imagine John coming on time.
Joe zamanının çoğunu spora harcar.Joe spends the majority of his time in sports.
Yatma zamanı, Jimmy.It is time you went to bed, Jimmy.
Jane eve gitme zamanı olduğunu söyledi.Jane said that it was time to go home.
Şimdi kitaplardan öğrenme zamanıdır.It's time to hit the books.
Bilgisayarlar hakkında bir şey bilmiyorsanız siz gerçekten zamanın gerisindesiniz.If you don't know anything about computers, you're really behind the times.
Bu şekilde, çok fazla zamanı boşa harcarız.In this way, we waste a lot of time.
Konserimden önce biraz zamanımız var.We have a little time before my concert.
Otuz dakika içinde döneceğim böylece zamanında konserde olacağım.I'll be back in thirty minutes so I'll be in time for the concert.
Konsere zamanında varacak mıyız?Will we be in time for the concert?
Japonya'yı görmek için fazla zamanım olmadı.I haven't had much time to see Japan.
Soğuk algınlığımı atlatmak uzun zamanımı alacak.It'll take me a long time to get over my cold.
Dünyanın savaştan özgür olacağı bir zamanı düşünebiliyor musun?Can you imagine a time when the world is free of war?
Bunu ayrıntılı olarak açıklayacak zamanım yok.I have no time to explain this in detail.
Bu işin zamanımın çoğunu alacağından korkuyorum.I fear this work will take up most of my time.
Bugünlerde kitap okumak için biraz zamanım var.I have a little time for reading these days.
Bugünlerde okumak için çok az zamanım var.I have little time for reading these days.
Yılın bu zamanında burada hava soğur.It gets cold here at this time of the year.
Noeli zamanında bitirip bitirmeyeceğimiz şüpheli.It's doubtful if we'll finish in time for Christmas.
Boşa geçirecek çok az zamanımız var.We have little time to waste.
Son tren için tam zamanında geldim.I was just in time for the last train.
Sadece sen zamanında geldin.You are only just in time.
Keşke seninle konuşmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I had more time to talk with you.
Seni görmek için zamanım yok.I have no time to see you.
Şimdi banyo yapma zamanı.It's time to take a bath.
Babam ofisine zamanında vardı.Father got to his office on time.
Benimle öğle yemeği yemek için zamanın var mı?Will you have time to have lunch with me?
Oturacak ve konuşacak zamanım yok.I've got no time to sit and talk.
Değerli zamanınızı aldığım için üzgünüm.I am sorry to have taken up your valuable time.
Zamanınız var mı?Do you have the time?
Biraz zamanınız var mı?Do you have some time?
Biraz zamanın var mı?Do you have some time?
Gitme zamanı.It's time to be going.
Biz ofise zamanında vardık.We arrived at the office on time.
Günaydın, Kalkma zamanı.Good morning. It's time to wake up.
Öğretmenimiz sınıfa her zaman zamanında gelir.Our teacher is always on time for class.
Biraz boş zamanım olduğunda ben her zaman klasik müzik dinlemenin tadını çıkarırım.I always enjoy listening to classical music when I have some free time.
Yatağa gitme zamanınız gelmedi mi?Isn't it about time you went to bed?
Bu kadar çok parayı toplamak ne kadar zamanını aldı?How long did it take you to collect so many coins?
Amerika'ya gitmek için zamanım yok.I have no time to go to America.
Çok zamanım yok.I do not have much time.
Çok zamanım yok. Acele eder misin?I don't have much time. Could you hurry?
Onların zamanında geleceğine inanabilirsin.You can rely on their coming on time.
Onun yaşamak için fazla zamanı yok.He doesn't have long to live.
Kayıp zamanı telafi etmek için daha sıkı çalışmalısın.You have to work harder to make up for lost time.
Boş zamanını nasıl geçirdin?How did you spend your free time?
Sen zamanını iyi kullanmalısın.You should make good use of your time.
Neredeyse evlenmenin zamanı geldi de geçiyor bile.It's about time you got married.
Boş zamanını daha iyi kullanmalısın.You should make better use of your free time.
Yatağa yatmanın zamanı geldi.It is high time you were in bed.
Kalkma zamanın geldi de geçti.It is time that you got up.
Çok zamanın var mı?Do you have a lot of time?
Terfinin zamanında ve haklı olduğundan eminim.I am sure your promotion was timely and well deserved.
Fakat senin yardımın için zamanında bitirmemeliydik.But for your help, we should not have finished in time.
Kol saatin zamanı doğru gösteriyor mu?Does your watch keep good time?
Zamanını en iyi şekilde kullanmaya çalış.Try to make good use of your time.
Zamanını istediğin herhangi bir şekilde geçirebilirsin; sonuçta, senin zamanın.You can spend your time in any way you want; it's your time, after all.