Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanı ile cümle

zamanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Zamanınız sınırlı.Your time is limited.
Zamanınız gelecek.Your time will come.
Zamanımızın en büyük tabularından biri.It's one of the greatest taboos of our time.
Kayıp zamanı telafi edemezsin.You can't make up for lost time.
Ne kadar zamanımız kaldı?How much time do we have left?
Ne kadar zamanımız olacak?How much time will we have?
Ne kadar zamanımız kaldığını düşünüyorsun?How much time do you think we have left?
Ne kadar zamanım kaldı?How much time do I have left?
Sence daha ne kadar zamanım var?How much longer do you think I have?
Ne kadar zamanım var?How much time do I have?
Akşam yemeğinden önce ne kadar zamanımız var?How much time do we have before dinner?
Film başlamadan önce ne kadar zamanımız var?How much time do we have before the movie starts?
Ayrılmadan önce ne kadar zamanımız var?How much time do we have before we leave?
Ne kadar zamanın var?How much time do you have?
Ne kadar zamanınız var?How much time do you have?
Tom'un ne kadar zamanı var?How much time does Tom have?
Zamanında vardın.You arrived on time.
Lisedeki zamanı sırasında, Tom anoreksik oldu.During his time in high school, Tom became anorexic.
Onu ilk gördüğüm zamanı hep hatırlayacağım.I'll always remember the first time I saw him.
Onu gördüğüm ilk zamanı hep hatırlayacağım.I'll always remember the first time I saw her.
Tom'u ilk gördüğüm zamanı hep hatırlayacağım.I'll always remember the first time I saw Tom.
Seni ilk gördüğüm zamanı hep hatırlayacağım.I'll always remember the first time I saw you.
Gelip piyanomu taşımama yardım etmek için pazartesi günü biraz zamanın var mı?Would you have some time on Monday to come over and help me move my piano?
Tom çok meşgul ve ilişkiler için fazla zamanı yok.Tom is very busy and doesn't have much time for relationships.
Biz sadece şimdiki zamanı yaşıyoruz.We live in the present only.
Raporunu düzeltmek için zamanın yoktu.You didn't have time to proofread your report.
Raporumu düzeltmek için zamanım yoktu.I didn't have time to proofread my report.
Biz eve zamanında gelemeyiz.We can't come home in time.
Babam zamanını iyi kullanır.My father uses his time well.
Ölüm zamanı neydi?What was the time of death?
Zaten uyumaya gitme zamanı.It's already time to go to sleep.
Tom hasta olmasına rağmen ev ödevini zamanında yaptırmayı planlıyor.Although Tom is sick, he plans to get his homework done on time.
İlk kez yüzdüğün zamanı hatırlayabiliyor musun?Can you remember the first time you swam?
İlk kez yüzmeye gittiğin zamanı hatırlayabiliyor musun?Can you remember the first time you went swimming?
Tom hasta olmasına rağmen ev ödevini zamanında bitirtmeyi planlıyor.Even though Tom is sick, he plans to get his homework finished on time.
Umarım son trene zamanında yetiştim.I hope I'm in time for the last train.
Umarım zamanımızı boşa harcamıyorsunuz.I hope you're not wasting our time.
Tom'un uğramak için ve piyanoyu taşımamıza yardım etmek için zamanı olacağını umuyordum.I was hoping Tom would have time to come over and help us move the piano.
Bize yardım etmek için zamanının olabilip olamayacağını merak ediyordum.I was wondering if you might have time to help us.
Keşke çok fazla zamanı boşa harcamasaydım.I wish I hadn't wasted so much time.
Toplantıdan önce bu raporu yazmayı bitirmek için zamanım olmayacak.I won't have time to finish writing this report before the meeting.
Bu öğleden sonra sana yardım etmek için zamanım olmayacak.I won't have time to help you this afternoon.
Zamanım olursa uğrayacağım.If I have time, I'll drop by.
Başlamamızın zamanı.It's time for us to get going.
İşe başlamanızın zamanı.It's time for you to get to work.
Alan adınızı yenilemenizin zamanı.It's time for you to renew your domain name.
Okul için hazırlanmaya başlamanızın zamanı.It's time for you to start getting ready for school.
Uyanmanızın zamanı.It's time for you to wake up.
Çöpü çıkarmanın zamanı.It's time to take out the garbage.
Lütfen buraya zamanında gelmek için elinden geleni yapmaya çalış.Please try your best to get here on time.
Tom'un az boş zamanı olduğu için yüzmeye gitmeye karar verdi.Since Tom had a little free time, he decided to go swimming.
Tom'un az boş zamanı olduğu için şekerleme yaptı.Since Tom had a little free time, he took a nap.
Zamanını takdir ediyoruz.We appreciate your time.
Değerli çok az zamanımız var.We have precious little time.
Çok zamanımız olacak.We'll have plenty of time.
Zamanımız biraz kısıtlı.We're a little pressed for time.
Zamanımızı boşa harcıyoruz.We're wasting our time.
Değerli zamanımızı boşa harcıyoruz.We're wasting precious time.
Zamanımızı boşa harcamasan iyi olur.You'd better not be wasting our time.
Değerli zamanı boşa harcıyorsun.You're wasting precious time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod