Tom zamanında vardı mı?Did Tom arrive on time?
Sen bizim Tom hala bir ergenken onu ziyaret ettiğimiz zamanı hatırlar mısın?Can you remember the time we visited Tom when he was still a teenager?
Tom'u ilk gördüğün zamanı hatırlayabiliyor musun?Can you remember the first time you saw Tom?
Tom'un neredeyse bütün özgür zamanı bir golf kursunda harcanıyor.Almost all of Tom's free time is spent on a golf course.
Tom Mary'nin onunla geçirdiği tüm zamanı unutmayacak.Tom will never forget all the time Mary spent with him.
Tom Mary'ye Boston'da yaşadığı zamanın hikayelerini anlatırdı.Tom used to tell Mary stories about when he lived in Boston.
Tom Mary'nin yardım istemesinin zamanı olduğunu düşünüyor.Tom thinks it's time for Mary to ask for help.
Tom zamanının çoğunluğunu Mary'ye yardım ederek harcar.Tom spends a majority of his time helping Mary.
Zamanında gelmediği için Tom Mary'ye özür dilemelidir.Tom should apologize to Mary for not arriving on time.
Tom Mary'yi zamanında gelmediği için azarladı.Tom scolded Mary for not arriving on time.
Her zaman zamanında geldiği için Tom Mary'yi övdü.Tom praised Mary for always being on time.
Tom Mary'nin zamanında gelip gelmeyeceğinden şüphe ediyor.Tom doubts if Mary will come on time.
Tom'un şu anda Mary'ye yardım etmek için zamanı yok.Tom doesn't have the time to help Mary right now.
Tom'un Mary'nin zamanında geleceğinden şüphesi yok.Tom doesn't doubt that Mary will arrive on time.
Mary'ye her şeyi açıklamak için Tom'un zamanı yoktu.Tom didn't have time to explain everything to Mary.
Tom Mary'nin zamanında gelmesini beklemiyordu.Tom didn't expect Mary to show up on time.
Tom Mary'nin biraz boş zamanı oluncaya kadar beklemeye karar verdi.Tom decided to wait until Mary had some free time.
Tom, o ve Mary'nin ilk büyük tartışmayı yaptığı zamanı unutamıyor.Tom can't forget the time he and Mary had their first big argument.
Tom Mary'nin zamanında geleceğine güvenebiliyor.Tom can rely on Mary to be on time.
Tom ve Mary son tren için tam zamanında ordaydılar.Tom and Mary were just in time for the last train.
Doktorlar Tom'a Mary'nin yaşamak için fazla zamanı kalmadığını söyledi.The doctors told Tom that Mary didn't have long to live.
Tom onu bekliyor olsada, Mary'nin bir elbise seçmesi zamanını aldı.Mary took her time choosing a dress even though Tom was waiting for her.
Mary'nin ölümünü hazmetmek Tom'un uzun zamanını aldı.It took Tom a long time to get over Mary's death.
Tom'a onun zamanı için teşekkür ettim.I thanked Tom for his time.
Onun ve Mary'nin Fuji dağına tırmandıkları zamanı Tom'un bana anlattığını hatırlıyorum.I remember Tom telling me about the time he and Mary had climbed Mt. Fuji.
Artık seninle konuşmak için zamanım yok.I don't have time to talk with you anymore.
Önceden plan yapma zamanı.It's time to plan ahead.
Neredeyse bir parti daha vermemizin zamanı.It's about time for us to have another party.
Herkes geç gelirse zamanında gelmenin ne anlamı var?What's the point of showing up on time if everyone else shows up late?
Bu zamanın hepsinin nasıl tüketildiğidir.This is how time is all wasted.
Tom zamanında gelmeseydi çok şaşırmazdım.I wouldn't be too surprised if Tom didn't show up on time.
Gözlüğümü değiştirmenin zamanı geldi de geçti bile!It's high time I change my glasses!
Şanslı olursam, zamanında varırım.If I'm lucky, I will arrive on time.
Biraz boş zamanım vardı, bu yüzden şehri gezdim.I had some free time, so I wandered around town.
Tom işi bitirmenin Mary'nin ne kadar zamanını alacağını merak etti.Tom wondered how long it would take Mary to finish the job.
Tom Mary'ye zamanını boşa harcadığını söyledi.Tom told Mary that she was wasting her time.
Tom Mary'ye zamanı için teşekkür etti.Tom thanked Mary for her time.
Tom'un çok zamanı olmalı.Tom should have plenty of time.
Tom, son kez Mary'ye sarıldığı zamanı hatırladı.Tom remembered the last time he had hugged Mary.
Tom gitme zamanı olduğunu fark etti.Tom realized it was time to go.
Tom ihtiyaç duyduğu tüm zamanı alabilirTom may take all the time he needs.
Tom raporunu yazmayı zamanında bitirebildi.Tom managed to finish writing his report in time.
Tom zamanında ödeme yapan tek kişidir.Tom is the only person who paid on time.
Tom'un zamanını ayarlama sorunu var.Tom has trouble budgeting his time.
Tom'un ayıracak zamanı vardı.Tom has time to spare.
Tom'un ayıracak zamanı yok.Tom has money to spare.
Tom'un istediği şeyi yapacak çok zamanı var.Tom has lots of time to do anything he wants.
Tom işleri asla zamanında yaptırmayan bir üne sahip.Tom has a reputation of never getting things done on time.
Tom işleri asla zamanında yaptırmamakla ünlüdür.Tom has a reputation of never getting things done on time.
Tom'un nefes alacak zamanı yoktu.Tom had no time to catch his breath.
Tom tam zamanında havaalanına vardı.Tom got to the airport just in the nick of time.
Tom tam zamanında oraya vardı.Tom got there just in the nick of time.
Tom bugün sana yardım edecek zamanı olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think he has the time to help you today.
Tom'un şimdi seninle konuşmak için zamanı yok.Tom doesn't have time to talk to you now.
Tom'un şimdi size yardım etmek için zamanı yok.Tom doesn't have time right now to help you.
Tom'un boşa geçirecek çok zamanı yok.Tom doesn't have much time to waste.
Tom'un çok fazla zamanı kalmadı.Tom doesn't have much time left.
Tom'un çok fazla boş zamanı yok.Tom doesn't have much free time.
Tom'un yaşamak için çok zamanı yok.Tom doesn't have long to live.
Tom'un kahvaltı için zamanı yoktu.Tom didn't have time for breakfast.