Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanı ile cümle

zamanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Zamanım olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if I have the time.
Önemli şeyler için asla zamanın yoktur!You never have time for important things!
Bunun niçin işe yaramayacağını sana açıklamak çok fazla zamanımı alır.It would take me too much time to explain to you why it's not going to work.
Birkaç sayfa İngilizce çevirmek iki saatten fazla zamanımı aldı.It took me more than two hours to translate a few pages of English.
Birkaç sayfa ingilizceyi çevirmek iki saatten daha fazla zamanımı aldı.It took me more than two hours to translate a few pages of English.
Çok zamanın vardı.You had plenty of time.
Onu yapmak için zamanım olup olmayacağını bilmiyorum.I don't know if I'll have time to do it.
Yeni bir araba alma zamanın.It's time for you to buy a new car.
İşe zamanında başlamalısın.You ought to get to work on time.
Şanslısınız. Uçak zamanında geldi.You're in luck. The plane is on time.
Saç tıraşı olmanın zamanı çoktan geldi.It's high time you had a haircut.
Okula gitme zamanı.It is time you went to school.
Gitmenin zamanı geldi de geçiyor bile.It's high time you got going.
Akşam yemeği için eve zamanında gelmediğinden dolayı babandan özür dilemelisin.You should apologize to Dad for not coming home in time for supper.
Senin düşüncelerin zamanın ilerisinde.Your ideas are ahead of the times.
İşbirliğin olmasaydı, işi zamanında bitiremezdim.Had it not been for your cooperation, I could not have finished the work in time.
Kozunu oynama zamanın geldi.The time has come for you to play your trump card.
Zamanın bitti.Your time is up.
Seninle konuşmak için daha fazla zamanım yok.I have no more time to talk with you.
Kaybolan zamanı telafi etmeliyim.I must make up for lost time.
Cuma geldiğinde benim rahatlama ve hafta sonunun keyfini çıkarma zamanım.When Friday comes around, it's time for me to let my hair down and enjoy the weekend.
Acele et, ve zamanında okulda olacaksın.Hurry up, and you will be in time for school.
Acele et, otobüse zamanında yetişeceksin.Hurry up, and you will be in time for the bus.
Kalkma zamanı.Time to get up.
Bana değerli zamanınızdan birkaç dakika ayırabilir misiniz?Can you spare me a few minutes of your valuable time?
Tren için oraya zamanında vardım.I got there in time for the train.
Tren gecikti, bu yüzden zamanında oraya ulaşamadım.The train was delayed, so I could not arrive there on time.
O geldikten sonra nerede olduğunu fark etmek biraz zamanını aldı.It took him a moment to realize where he was after he came to.
Kimse zamanı geriye alamaz.No one can turn the clock back.
Bir mücize olmazsa, bunu zamanında yapamayacağız.Unless there is a miracle, we won't be able to make it on time.
Zamanında teşhis konulursa kanser tedavi edilebilir.Cancer can be cured if discovered in time.
Zamanında ulaşmak için hızlı yürü.Walk fast so as to be in time.
Senden bizi zamanında uyandırmanı bekliyoruz bu yüzden uykuya dalma.We're counting on you to wake us up in time, so don't fall asleep.
Bizim oraya zamanında varabileceğimizi düşünüyor musun?Do you think we can get there in time?
Öğrencilerden hiçbiri zamanında gelmedi.None of the students have arrived on time.
Öğrencilerin öğlen yemeği zamanı saat on ikiden saat bire kadardır.The students' lunch period is from twelve to one.
Okula gitme zamanıdır.It's time to go to school.
Bunu okul için zamanında yapmayacaksın.You are not going to make it in time for school.
Açılış töreni belirtilen zamanında gerçekleşti.The opening ceremony took place on schedule.
Herkes sınıfa zamanında geldi.Everybody came to the class on time.
Lütfen bana toplantı zamanını hatırlat.Please remind me of the time of the meeting.
Toplantıya zamanında yetişmek için acele edelim.Let's hurry to be in time for the meeting.
Sadece birkaç kişi toplantıya zamanında geldi.Only a few people showed up on time for the meeting.
Bizim fırtınalı bir zamanımız oldu.We had a rough time.
Ayağa kalkmamızın zamanı geldi.The time has come for us to stand up.
Toplantımız nadiren zamanında başlar.Our meeting rarely starts on time.
Boş zamanınızda bu kitabı okuyun.Read this book at your leisure.
Boş zamanında bu kitabı oku.Read this book at your leisure.
Boş zamanında ne yaparsın?What do you do in your free time?
Boş zamanında bunu yap.Do this at your leisure.
Yaz zamanı soğuk patates yemeyi severim.I like cold potato salad in the summertime.
Konuşmaya hazırlanmak için çok az zamanım vardı.I had little time to prepare the speech.
İstasyon buradan yakın. Tren için zamanında olacaksın.The station is near here. You'll be in time for the train.
Biz, zamanında istasyona varmak istiyorsak acele etmeliyiz.We must hurry if we want to arrive at the station on time.
Dedikoduyla meşgul olacak zamanım yok.I have no time to engage in gossip.
Dedikodu ile meşgul olcak zamanım yokI have no time to engage in gossip.
Yılın bu zamanında bir sürü karımız var.We have a lot of snow at this time of the year.
Öncelikle, beş parasızım, ayrıca, zamanım yok.For one thing, I'm penniless; for another, I don't have the time.
Doktor onu kurtarmak için zamanında geldi.The doctor arrived in time to save her.
Zamanında gelmemizi söyledi.He told us to come on time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
zamanı ile cümle - zamanı kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App