Ana içeriğe geç
Sözlük

zaman zaman ile cümle

zaman zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Ben her zaman onun kızlarla konuşma tarzına şaşırırım.I'm always surprised at the way he talks to girls.
Onun ne zaman varacağını tam olarak bilmiyorum.I don't know exactly when he will arrive.
O ,emekli olduğu zaman meslektaşı ona bir hediye aldı.His colleagues gave him a present when he retired.
O ,emekli olduğu zaman iş arkadaşı ona bir hediye aldı.His colleagues gave him a present when he retired.
O içeri girdi ve aynı zamanda zil çaldı.He came in, and at the same time the bell rang.
O hep şikayetçi olduğu için işi yaparken zor bir zaman geçirdik.We had a hard time doing the job because he was always complaining.
O beni ziyaret ettiği zaman ödevimi yeni bitirmiştim.I had just finished my homework when he visited me.
Tek istediği resmini bitirmek için zamandı.All he wanted was time to finish his painting.
Onun ne zaman geleceğini bana bildirir misin?Will you let me know when he comes?
O gelse de gelmese de, partiye zamanında başlayacağız.Whether he comes or not, we'll begin the party on time.
Onunla birlikte olmak beni her zaman mutlu eder.Being with him always makes me happy.
Onunla her zaman orada görüşüyorum.I'm always meeting him there.
Bir zamanlar bir akşam yemeği partisinde onunla aynı masaya oturdum.I once sat at the same table with him at a dinner party.
O her zaman üstesinden gelecek.He'll always come through.
Onu ne zaman görmek istersiniz?When would you like to see him?
Her zaman olduğu gibi, geç geldi.He came late, as is often the case with him.
Çoğu zaman olduğu gibi, o derse geç kalmıştı.As is often the case with him, he was late for class.
Çocukları ile birlikte geçirecek zamanı yoktu.He didn't have time to spend with his children.
O bana zor zamanlar yaşattı.He gave me a hard time.
Çoğu zaman olduğu gibi, o bugün derse geç kalmıştı.As is often the case with him, he was late for class today.
Onu, haklı olduğuma ikna etmem uzun bir zaman aldı.It took a long time for me to convince him that I was right.
Onun evine ne zaman gitsem o, evde değildi.Every time I went to his house, he was not at home.
Her zaman onun tarafını tutma.Don't always take sides with him.
Ona göre, insanlar su sıkıntısı çekeceği zaman yakında gelecektir.In his opinion, the time will come soon when people will suffer from a water shortage.
Onun fikirleri her zaman çok pratiktir.His ideas are always very practical.
Onun fikirleri her zaman pratiktir.His ideas are always practical.
Yaptıkları her zaman söyledikleriyle bağdaşmıyor.His actions do not always correspond to his words.
Onun dersi zamanki gibi çok öğreticiydi.His lecture was very instructive as usual.
Bütün dehasına rağmen, o her zaman olduğu kadar bilinmiyor.For all his genius, he is as unknown as ever.
Onun parasının ne zaman biteceğini düşünüyorsun?When do you think his funds will run out?
Yeni romanı ne zaman çıkacak.When will his new novel come out?
Onun zamanında müdahelesi salgını engelledi.His prompt action prevented an epidemic.
Onun tavsiyesi her zaman mantıklı.His advice is always very sensible.
Erkek kardeşi her zaman TV izliyor.His brother is always watching TV.
Uçağın varış zamanını biliyor musun?Do you know the time of arrival of his plane?
Babası her zaman eve geç gelir.His father always comes home late.
Onun odası her zaman düzenli.His room is always tidy.
Onun odası her zaman düzgün.His room is always in good order.
Odası her zaman arkadaşlarıyla doludur.His room is always filled with his friends.
Onun odası her zaman düzensizdir.His room is always out of order.
Onun elbiseleri her zaman kötü kokar.His clothes always smell bad.
Onun elbiseleri her zaman demode.His clothes are always out of style.
Her zaman ciddi müzik dinler.He always listens to serious music.
O her zaman ciddi müzik dinler.He always listens to serious music.
O metotlarında zamanın gerisindedir.He's behind the times in his methods.
Onun konuşmasını dinlemek her zaman hoş.His talk is always pleasant to listen to.
Her zamanki gibi anahtarı masaya koydu.He put the key on the desk as usual.
Çok çalışmasına rağmen, her zamanki gibi fakir kaldı.Though he worked hard, he remained poor as ever.
O her zaman fikrini değiştiriyor.He's always changing his mind.
O, zamanını iyi kullanır.He makes good use of his time.
O, onlara harika zaman geçirdiğini söyledi.He told them that he had had a wonderful time.
O, "Arabam her zaman bozuluyor." dedi.He said, "My car is always breaking down."
O, her zamanki gibi aylaktır.He is as idle as ever.
O, her zamanki kadar güçlü.He is as strong as ever.
Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.His speech went on for such a long time that some people began to fall asleep.
O, bana ne zaman evet diyeceğimi öğretti.He told me when to say yes.
O buraya ne zaman vardı?When did he arrive here?
O buraya ne zaman geldi?When did he come here?
Buraya ne zaman geldi?When did he come here?
O genellikle zamanında gelir.He usually comes in time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod