Ana içeriğe geç
Sözlük

zaman zaman ile cümle

zaman zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Seni son gördüğümden beri uzun zaman oldu.It's been ages since I saw you last.
II. Dünya Savaşı ne zaman patlak verdi?When did World War II break out?
Herkes zor zaman geçirdi.Everybody had a hard time.
Herkesin zor zamanları olmuştur.Everybody had a hard time.
Herkesin zaman zaman ailevi sorunları olur.Everyone has domestic troubles from time to time.
Herkes Tom'dan her zaman iyi şekilde bahseder.Everyone always speaks well of Tom.
Kısa zamanda çok para kazanmak kolay değildi.It was not easy to get a lot of money in a short time.
Çocuklar her zaman okuldan sonra futbol oynamak isterler.Boys always want to play football after school.
Dünyanın ne zaman oluştuğunu tam olarak söylemek mümkün değil.There is no telling exactly when the earth was born.
İnsanlar bir zamanlar dünyanın yuvarlak olduğu fikriyle alay ettiler.People once mocked the idea that the earth is round.
Keşke kayıp zamanı telafi edebilsem.I wish I could make up for lost time.
Sınıfa geç gelen öğrencilerin sayısı son zamanlarda artmaktadır.The number of students who come late to class has lately been increasing.
Diğerleri gönüllü iş yaparken bazıları yarı zamanlı çalışmaya devam eder.Some continue to work part time, while others do volunteer work.
Öğle yemeği için neredeyse zamanımız yoktu.We scarcely had time for lunch.
Şafaktan önce hava her zaman en karanlıktır.It's always darkest before the dawn.
Genellikle ne zaman kalkarsın?When do you usually get up?
Sabah kalktığım zaman hasta hissediyorum.I feel sick when I get up in the morning.
Ben her zaman kahvaltıda kahve ve tost alırım.I always have coffee and toast for breakfast.
Kahvaltı ne zaman ve nerede servis edilmektedir?When and where is breakfast served?
Bizim neredeyse kahvaltı için zamanımız yoktu.We hardly have time to eat breakfast.
Kasaba o zamandan beri çok değişti.The town has changed a great deal since then.
Zamanımı sokaklarda dolaşarak harcadım.I spent my time strolling about the streets.
Beni anlamadan uzun bir zaman önceydi.It was a long time before she understood me.
Uzun zamandır hiç yağmur yağmadı; Aslında, nisan ayının başından beri yağmadı.We've had no rain for ages; in fact, not since the beginning of April.
Uzun, uzun bir zaman aldı.It took a long, long time.
İyileşmek uzun zaman alacak mı?Will it take long to recover?
Bu uzun bir zaman aldı, ama sonunda onu ikna etmeyi başardım.It took a long time, but in the end I was able to convince him.
Kuşlar her zaman yuvalarına dönerler.Birds always return to their nests.
Biz zamanında varacak mıyız?Are we arriving on time?
Erkek kardeşimin odası her zaman dağınık.My brother's room is always a mess.
Erkek kardeşim son zamanlarda çok kabadayı oldu.My brother has been much too rowdy lately.
Erkek kardeşim her zaman aptalca hareket ediyor.My brother is always acting foolishly.
Ben uygun zamanda bunu ona anlatacağım.I will tell it to him at the proper time.
Hava iyi olduğu zaman yatak örtülerini havalandır.Air the bedclothes when the weather is good.
Hava sadece soğuk değil fakat aynı zamanda yağışlı da.The weather was not only cold, but also wet.
Kırsalda kalırken iyi zaman geçirdim.I had a good time while I stayed in the country.
Ülkedeki otobüsler genellikle zamanında gelmezler.Buses in the country do not usually come on time.
Ülkedeki yaşam her zaman sakin değildir.Life in the country is not always tranquil.
Trene zamanında yetişecek miyiz?Will we be in time for the train?
Trene yetişmek için bol miktarda zamanın var.You have plenty of time to catch the train.
Tren zamanında istasyondan ayrıldı.The train left the station on time.
Trenin zamanında geleceğine inanıyordu.He assumed that the train would be on time.
Telefon çaldığı zaman, derhal cevap vermelisin.When the telephone rings, you must answer right away.
Sizin için her ne zaman uygun olursa gelin.Come whenever it is convenient to you.
Lütfen uygun olan en erken zamanında beni ara.Please call me at your earliest convenience.
Çabalar her zaman faydalı olmaz.Efforts do not always pay off.
Cumartesi en az meşgul olduğum zamandır.Saturday is when I am least busy.
Tokyo'da şiddetli bir depremin ne zaman olacağını bilinmez.There is no knowing when a severe earthquake will happen in Tokyo.
Şiddetli bir depremin Tokyo'yu ne zaman vuracağını tahmin etmek mümkün değil.There is no telling when a severe earthquake will strike Tokyo.
Ben Tokyo'ya gittiğim zaman ona rastladım.When I went to Tokyo, I met him.
O zamanlar sanat zirvedeydi.Art was then at its best.
O zamanlar, şeker tuzdan daha az değerliydi.In those days, sugar was less valuable than salt.
O zaman ben Kanada'da idim.At that time, I was in Canada.
O zaman Japonya'da demiryolları yoktu.There were no railroads in Japan at that time.
O zaman o yirmili yaşlarında olamazdı.She can't have been in her twenties at that time.
O zaman adada kimse yaşamadı.No one lived on the island at that time.
O zaman Almanya'nın güçlü bir ordusu vardı.Germany then had a powerful army.
O zamanlarda kötü bir gelirim vardı ve onunla geçimimi sağlayamadım.At that time I had a poor income and couldn't live on it.
O zamanlar çok kadın doktor yoktu.There were not many women doctors in those days.
O zaman Japonya'da hiç demir yolu yoktu.There were no railroads at that time in Japan.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod