Zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür.The chain is no stronger than its weakest link.
Avustralya'yı ziyaret etmek istiyorum.I'd like to visit Australia.
Bütün uluslararası havaalanlarını ziyaret ettim.I visited all the international airports.
Tom gelecek yaz Boston'u ziyaret etmeyi umuyor.Tom hopes to visit Boston next summer.
Everest Dağı'nın zirvesi dünyadaki en yüksek noktadır.Mount Everest's summit is the highest spot in the world.
Bugün dünyanın zirvesinde hissediyorum!I feel on top of the world today!
Tom yanlışlıkla kulağının etli kısmını zımbaladı.Tom accidentally stapled the fleshy part of his ear.
Tom geçmişinin iblisleri tarafından ziyaret edilir.Tom is haunted by the demons of his past.
Tom geçmişinin iblisleri tarafından ziyaret edildi.Tom was haunted by the demons of his past.
Noel için Boston'a ailemi ziyaret etmek için gidiyorum.I'm going to Boston to visit my family for Christmas.
Çok fazla ziyaretçim yoktu.I didn't have very many visitors.
Yatakta zıplamayı kes.Stop jumping on the bed.
Zirveye çıkın!Go to the top!
Bir ziyaretçinin başvurusunu ekledim.I've included a visitor's application.
O yüzden mi ziyaret etmek istiyorsun?Is that why you want to come over?
Tom boynunun etrafına gümüş bir zincir taktı.Tom wore a silver chain around his neck.
Ziyaretçiler ve misafirlerimiz hoş karşılanıyor.Visitors and guests are welcome.
Tom zimmetine para geçirme suçunu kabul etti.Tom pleaded guilty to embezzlement.
Boston'daki bazı mağazaları ziyaret ettim.I visited some stores in Boston.
Hayvanat bahçesi ziyaretçilerle doludur.The zoo is crowded with visitors.
Tom bu yıl ziyaret etmedi.Tom hasn't visited this year.
Paranı ziyan etme.Don't throw away your money.
Ziyaretler sadece randevuyladır.Visits by appointment only.
Tom sandalyesinden zıpladı.Tom jumped out of his chair.
O makale zırvadır.That article is rubbish.
Tom beni düzenli olarak ziyaret etti.Tom visited me regularly.
Bu ıvır zıvır.This is small potatoes.
Tom Boston'u ziyaret etmeyecek.Tom won't visit Boston.
Tom şimdi zirvesinde.Tom is at his peak now.
Tom bir arkadaşını ziyaret etti.Tom visited a friend.
Tom beni ziyaret etti.Tom paid me a visit.
Zinde kalmak hoşuma gidiyor.I like to keep fit.
Tom sevinçten zıpladı.Tom leapt for joy.
Yarın Tom'u ziyaret etmeyi planlıyoruz.We plan to visit Tom tomorrow.
Tom kız kardeşi Mary'yi ziyaret etmeye gitti.Tom went to visit his sister, Mary.
Tom Mary'den sürpriz bir ziyaret aldı.Tom got a surprise visit from Mary.
Son ziyaretimden beri her şey değişti.Everything's changed since my last visit.
Tom geçen ay Boston'u ziyaret etti.Tom visited Boston last month.
Son ziyaretinizden bu yana biraz zaman geçti.It's been a while since your last visit.
Başkan zihinsel hastalık belirtileri gösteriyor.The president is showing signs of mental illness.
Tom o gün beni ziyaret etmeye geldi.Tom came to visit me that day.
Bizi ziyarete gelmek istiyor musun?Do you wanna come visit us?
Zihinsel sağlığınız notlarınızdan daha önemlidir.Your mental health is more important than your grades.
Keşke Boston'a gidip Tom'u ziyaret edebilseydik.I wish we could go to Boston and visit Tom.
Bugün öğleden sonra şehri ziyaret etmeyi planlıyorlar.They're planning to visit the city late this afternoon.
Tom'u ziyaret etmeye gidelim.Let's go visit Tom.
Tom'u Boston'da ziyaret etmeye gidelim.Let's go visit Tom in Boston.
Porno web sitelerini ziyaret etmekten hoşlanıyor musunuz?Do you like visiting porn websites?
Üzgünüm zıvanadan çıktım ve kaba şeyler söyledim.I'm sorry I lost my temper and said rude things.
Gelecek pazartesi ziyaret etmeniz için iyi bir zaman olacaktı.Next Monday would be a good time for you to visit.
Kız arkadaşımı ziyarete geldim.I've come to visit my girlfriend.
"Buraya ziyaretinizin amacı ne?" "Kişisel.""What's the purpose of your visit here?" "It's personal."
Seni ziyaret etmek için randevu almak zorunda mıyım?Do I have to schedule an appointment to see you?
Umarım bizi tekrar ziyaret edersiniz.I hope you'll visit us again.
Leyla ziyaret ettiği her alışveriş merkezinden kozmetik ürünleri satın aldı.Layla bought cosmetics at every shopping mall she visited.
Fadil, o sırada Dania'yla aynı zihniyet çerçevesine sahipti.Fadil had the same mindframe at that time as Dania.
Fadıl, Dania'ya sabah erkenden bir ziyarette bulundu.Fadil paid an early morning visit to Dania.
Fadıl, Dania'yı ziyarete geldi.Fadil came to visit Dania.
Tom Mary'yi ziyaret etmek için geldi.Tom came to visit Mary.
Tom'u sık sık pazartesi günleri ziyaret ederim.I often visit Tom on Mondays.