Tel zımbanın ne olduğunu biliyorum.I know what a stapler is.
Bir tel zımbanın neye benzediğini biliyorum.I know what a stapler looks like.
Artık Boston'u ziyaret etmek istemiyorum.I no longer want to visit Boston.
Zili çaldım.I rang the bell.
Kapı zilini çaldım.I rang the doorbell.
Bu, aptallığın zirvesidir.That is the height of foolishness.
Tom Mary'yi ziyaret etti.Tom visited Mary.
Dağın zirvesine tırmandı.He climbed to the peak of the mountain.
O, dağın zirvesine tırmandı.He climbed to the summit of the mountain.
Arkadaşlarını ne zaman ziyaret ettin?When did you visit your friends?
Sanırım Tom zihinsel olarak hasta olabilir.I think Tom may be mentally ill.
Biz her zaman zıt yönlere gittik.We always went in opposite directions.
Hangi yerleri ziyaret etmek istersiniz?What places would you like to visit?
Lütfen bizi daha sık ziyaret etmeye gel.Please come visit us more often.
Negatif bir zihin size asla olumlu bir hayat vermeyecek.A negative mind will never give you a positive life.
Doktoru ziyaret etmelisin.You should pay the doctor a visit.
Marika hiç Japonya'yı ziyaret etti mi?Has Marika ever visited Japan?
Tom'un yıllık ziyaretini her zaman sabırsızlıkla bekleriz.We always look forward to Tom's annual visit.
Bu ziyarette seninle çok zaman geçirmedim.I didn't get to spend a lot of time with you on this visit.
Bu tuvalet kağıdı zımpara kağıdı gibi.This toilet paper is like sandpaper.
Bu tuvalet kağıdı, zımpara kağıdı gibi hissettiriyor.This toilet paper feels like sandpaper.
Senin zihinsel bir problemin var mı?Do you have a mental problem?
Zihnimi okudu.She read my mind.
Butona bastığımda zil çaldı.When I pressed the button, the bell rang.
Bu akşam ziyarete gelen arkadaşlarımız var.We have friends coming over this evening.
Katalonya'daki küçük bir kasabayı ziyaret ettim.I visited a small town in Catalonia.
O bir ziraatçı.He's an agronomist.
Köpek balığı çorbası genellikle Çin'de evlenme törenlerinde ve ziyafetlerde servis edilir.Shark fin soup is commonly served at Chinese weddings and banquets.
Hastalığım yüzünden bugün ziyaret edemedim.I could not visit today because of my illness.
Yarın sabah ofisini ziyaret edebilir miyim?May I visit your office tomorrow morning?
Biz tepenin zirvesine ulaşmadan önce motor iflas etti.The motor died before we got to the top of the hill.
New York'tayken Brooklyn'i ziyaret ettim.When I was in New York, I visited Brooklyn.
Seni davet etseydim beni ziyaret etmeye gelir miydin?Would you have come to visit me if I had invited you?
Keşke biz Boston'dayken sizi ziyaret etmek için zamanımız olsaydı.I wish we'd had time to visit you while we were in Boston.
Tom'un bir ziyaret için uğramak isteyip istemediğini göreceğiz.I'll see if Tom wants to come over for a visit.
Keşke ziyaretçisi olacağımızı bana söyleseydin.I wish you'd told me we were having company.
Hastanede Tom'u ziyaret edeceğim.I'm going to visit Tom in the hospital.
Bir süre ziyaret edemeyeceğim.I won't be able to visit for a while.
Tom'u ziyarete gitmeyi düşünüyordum.I was thinking of going to visit Tom.
Ziyarete gelmek için kötü bir zaman seçtin.You picked a bad time to come visit.
Her pazartesi seni ziyaret edeceğim.I'll visit you every other Monday.
Tom bisiklet zincirinin üzerine yağ koydu.Tom put oil on the bicycle chain.
Bütün bu ıvır zıvırdan kurtulacağım.I'm getting rid of all this junk.
Tom'u hapishanede ziyaret edeceğim.I'm going to visit Tom in jail.
Ziyaretçi beklemiyorduk.We weren't expecting visitors.
Ben bir arkadaşı ziyaret edecektim.I was going to visit a friend.
Yarın seni ziyaret etmeye geleceğim.I'll come visit you tomorrow.
Boston'da Tom'u ziyaret ediyordum.I was visiting Tom in Boston.
Ziyaretçi beklemiyordum.I wasn't expecting visitors.
Tom onu ziyaret etmemi istedi.Tom wanted me to visit him.
Zurnanın zırt dediği yerdeyim.I'm at the end of my rope.
Tom zili tekrar çaldı.Tom rang the bell again.
Tom hoplayıp zıpladı.Tom jumped up and down.
Tom'u ziyaret edeceğim.I'm going to visit Tom.
Tom'u ziyaret etmeye gidiyorum.I'm going to visit Tom.
Ben nadiren ziyaretçi alırım.I rarely get visitors.
Tom zili duydu.Tom heard the buzzer.
Ziyaretçiniz var.You have a visitor.
Ziyaretçin var.You have a visitor.
Bir ziyaretçimiz var.We have a visitor.