Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, ‹‹Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?›› dediğini işitti.Och han föll ned till jorden och hörde då en röst som sade till honom: »Saul, Saul, varför förföljer du mig?»
Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, ‹‹Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?›› dediğini işitti.Og han faldt til Jorden og hørte en Røst, som sagde til ham: "Saul! Saul! hvorfor forfølger du mig?"
Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, ‹‹Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?›› dediğini işitti.og han falt til jorden og hørte en røst som sa til ham: Saul! Saul! hvorfor forfølger du mig?
Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, ‹‹Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?›› dediğini işitti.und er fiel auf die Erde und hörte eine Stimme, die sprach zu ihm: Saul, Saul, was verfolgst du mich?
Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, ‹‹Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?›› dediğini işitti.και πεσων επι την γην, ηκουσε φωνην λεγουσαν προς αυτον Σαουλ, Σαουλ, τι με διωκεις;
Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, ‹‹Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?›› dediğini işitti.і, впавши на землю, чув голова глаголючий йому: Савле, Савле, чого мене гониш?
Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, ‹‹Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?›› dediğini işitti.О Но братята, като разбраха това, заведоха го в Кесария и изпратиха го в Тарс.
Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, ‹‹Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?›› dediğini işitti.Он упал на землю и услышал голос, говорящий ему: Савл, Савл! что ты гонишь Меня?
Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, ‹‹Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?›› dediğini işitti.ויפל ארצה וישמע קול מדבר אליו שאול שאול למה תרדפני׃
Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, ‹‹Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?›› dediğini işitti.فسقط على الارض وسمع صوتا قائلا له شاول شاول لماذا تضطهدني.
Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, ‹‹Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?›› dediğini işitti.他 就 仆 倒 在 地 、 聽 見 有 聲 音 對 他 說 、 掃 羅 、 掃 羅 、 你 為 甚 麼 逼 迫 我
Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, ‹‹Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?›› dediğini işitti.他 就 仆倒在地 、 聽見 有 聲音對 他 說 、 掃羅 、 掃羅 、 你 為甚麼 逼迫 我
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.Am căzut la pămînt, şi am auzit un glas, care-mi zicea: ,Saule, Saule, pentru ce Mă prigoneşti?`
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.a padol som na zem a počul som hlas, ktorý mi hovoril: Saule, Saule, prečo ma prenasleduješ?
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.caddi a terra e sentii una voce che mi diceva: Saulo, Saulo, perché mi perseguiti
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.Caí por terra e ouvi uma voz que me dizia: Saulo, Saulo, por que me persegues?
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.És leesém a földre, és hallék szót, mely monda nékem: Saul, Saul, mit kergetsz engem?
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.Ik viel op de grond en hoorde iemand tegen mij zeggen: 'Saul, Saul, waarom vervolgt u Mij?'
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.in padem na tla in slišim glas, da mi pravi: Savel, Savel, kaj me preganjaš?
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.I padl jsem na zem, a slyšel jsem hlas, an mi dí: Saule, Saule, proč mi se protivíš?
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.I upadłem na ziemię, a usłyszałem głos mówiący do mnie: Saulu! Saulu! czemu mię prześladujesz?
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.ja minä kaaduin maahan ja kuulin äänen sanovan minulle: `Saul, Saul, miksi vainoat minua?`
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.Je tombai par terre, et j`entendis une voix qui me disait: Saul, Saul, pourquoi me persécutes-tu?
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.내가 땅에 엎드러져 들으니 소리 있어 가로되 사울아 사울아 네가 왜 나를 핍박하느냐 하시거늘
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.Och jag föll ned till marken och hörde då en röst som sade till mig: 'Saul, Saul, varför förföljer du mig?'
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.Og jeg faldt til Jorden og hørte en Røst, som sagde til mig: Saul! Saul! hvorfor forfølger du mig?
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.og jeg falt til jorden og hørte en røst som sa til mig: Saul! Saul! hvorfor forfølger du mig?
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.Tôi té xuống đất , và nghe có_tiếng phán cùng tôi rằng : Hỡi_Sau - lơ , Sau-lơ , làm_sao ngươi bắt_bớ ta ?
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.Tôi té xuống đất, và nghe có tiếng phán cùng tôi rằng: Hỡi Sau-lơ, Sau-lơ, làm sao ngươi bắt bớ ta?
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.Und ich fiel zum Erdboden und hörte eine Stimme, die sprach: Saul, Saul, was verfolgst du mich?
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.Yo caí al suelo y oí una voz que me decía: "Saulo, Saulo, ¿por qué me persigues?
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.και επεσον εις το εδαφος και ηκουσα φωνην λεγουσαν προς εμε Σαουλ, Σαουλ, τι με διωκεις;
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.А аз отговорих, Кой си ти, Господи? И рече ми, Аз съм Исус Назарянин, когото ти гониш.
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.І впав я на землю, і почув голос, глаголючий менї: Савле, Савле, чого мене гониш?
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.Я упал на землю и услышал голос, говоривший мне: Савл, Савл! что ты гонишь Меня?
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.ואפל ארצה ואשמע קול מדבר אלי שאול שאול למה תרדפני׃
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.فسقطت على الارض وسمعت صوتا قائلا لي شاول شاول لماذا تضطهدني.
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.我 就 仆 倒 在 地 、 聽 見 有 聲 音 對 我 說 、 掃 羅 、 掃 羅 、 你 為 甚 麼 逼 迫 我
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‹Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?› dediğini işittim.我 就仆 倒在地 、 聽見 有 聲音對 我 說 、 掃羅 、 掃羅 、 你 為甚麼 逼迫 我
Ýlk görüntülerde görünen tek ţey, boţ ţiţeleri odada zulalayan bir adamdý.Til at begynde med var der kun optagelser af en person som brugte skabet til opbevaring af flasker og dåser.
Ýlk görüntülerde görünen tek ţey, boţ ţiţeleri odada zulalayan bir adamdý.في البداية، أول شخص التقطته بالخطأ كاميرا المراقبة كان يستخدم الخزانة كمكان لحفظ قناني الشرب والعبوات
Ýlk görüntülerde görünen tek ţey, boţ ţiţeleri odada zulalayan bir adamdý.倉庫にビン缶を置きに倉庫にやって来た人物だけだった。 しかし数日後、カメラはスワーツを捉えた。
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.(118:161) Князья гонят меня безвинно, но сердце мое боится слова Твоего.
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.Des princes me persécutent sans cause; Mais mon coeur ne tremble qu`à tes paroles.
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.Die Fürsten verfolgen mich ohne Ursache, und mein Herz fürchtet sich vor deinen Worten.
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.fejedelmek ok nélkül üldöztek engem; [de] a te igédtõl félt az én szívem.
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.Furstar förfölja mig utan sak, men mitt hjärta fruktar för dina ord.
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.Fyrster forfulgte mig uden Grund, men mit Hjerte frygted dine Ord.
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.Fyrster forfulgte mig uten årsak, men mitt hjerte fryktet for dine ord.
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.I potenti mi perseguitano senza motivo, ma il mio cuore teme le tue parole
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.방백들이 무고히 나를 핍박하오나 나의 마음은 주의 말씀만 경외하나이다
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.Książęta mię prześladują bez przyczyny; wszakże słów twoich boi się serce moje.
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.Những vua chúa đã bắt bớ tôi vô cố, Song lòng tôi kính sợ lời Chúa.
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.Những vua_chúa đã bắt_bớ tôi vô_cố , Song lòng tôi kính sợ lời Chúa .
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.Nişte voievozi mă prigonesc fără temei, dar inima mea nu tremură decît de cuvintele Tale.
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.Orang-orang berkuasa mengejar aku tanpa alasan, tetapi hanya hukum-Mu yang kutakuti
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.Príncipes me han perseguido sin causa, pero mi corazón tuvo temor de tus palabras
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.Príncipes me perseguem sem causa, mas o meu coração teme as tuas palavras.
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.Ruhtinaat vainoavat minua syyttä, mutta minun sydämeni pelkää sinun sanojasi.
Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer.Šin. Knezi so me preganjali po nedolžnem, samo pred besedo tvojo je trepetalo moje srce.