Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.Nebo já jsem nejmenší z apoštolů, kterýž nejsem hoden slouti apoštol, protože jsem se protivil církvi Boží.
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.Vì tôi là rất hèn mọn trong các sứ đồ, không đáng gọi là sứ đồ, bởi tôi đã bắt bớ Hội thánh của Ðức Chúa Trời.
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.и ако Христос не е бил възкресен, суетна е вашата вяря, вие сте още в греховете си.
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.Ибо я наименьший из Апостолов, и недостоин называться Апостолом, потому что гнал церковь Божию.
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.Я бо останнїй з апостолів, котрий недостоєн зватись апостолом, бо гонив церкву Божу.
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.כי אני הצעיר בשליחים ואינני כדי להקרא שליח באשר רדפתי את קהל האלהים׃
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.لاني اصغر الرسل انا الذي لست اهلا لان أدعى رسولا لاني اضطهدت كنيسة الله.
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.我 原 是 使 徒 中 最 小 的 、 不 配 稱 為 使 徒 、 因 為 我 從 前 逼 迫 神 的 教 會
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.我 原是 使徒 中 最 小 的 、 不配 稱為 使徒 、 因為 我 從前 逼迫 神 的 教會
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Aku tidak akan dikenakan penganiayaan ini lagi. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "En joutua vainon uudelleen. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Eu nu va fi supus la această persecuţie din nou. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Ich werde nicht auf diese Verfolgungen ausgesetzt wieder. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Ik zal niet onderworpen worden aan deze vervolging weer. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "I nie będzie podlegać to prześladowanie ponownie. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Jag kommer inte att utsättas för denna förföljelse igen. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Jaz se ne bo predmet tega preganjanja znova. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Jeg vil ikke blive udsat for denne forfølgelse igen. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Je ne vais pas être soumis à cette persécution à nouveau. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "나는 다시 박해를 받게 될 수 없습니다. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Nebudem sa podrobí tomuto prenasledovaniu znovu. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Nebudu se podrobí tomuto pronásledování znovu. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Nem leszek kitéve ez a üldözés újra. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Non saranno soggetti a questa persecuzione di nuovo ".
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Tôi sẽ không phải chịu cuộc đàn áp này một lần nữa. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Δεν πρόκειται να υποβληθεί σε αυτή τη δίωξη και πάλι. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Аз няма да бъдат подложени на това преследване. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Я не будут подвергаться преследованиям это снова. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "Я не будуть зазнавати переслідувань це знову. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. "أنا لن تخضع لهذا الاضطهاد مرة أخرى. "
Ben tekrar bu zulme tabi olmayacaktır. ""それは絶対にすべての権利、叔父なるでしょう。に新聞の男が存在しません
Beyaz adam zulmedendir.Der weiße Mann ist der Unterdrücker.
Beyaz adam zulmedendir.Οι λευκοί είναι οι καταπιεστές.
Biraz bunun üzerine düşünün. Güney Afrika. Korkunç zulümler vuku buldu o toplumda.Maintenant réfléchissez-y. L'Afrique du Sud, des atrocités terribles y avaient eu lieu.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.A bolygónkon elkövetett minden aljasság, embertelenség annak a következménye, hogy nem tudjuk, kik vagyunk.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Kaikki julmuudet tällä planeetalla johtuvat pohjimmiltaan siitä, ettemme ymmärrä keitä olemme.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Toate atrocităţile.. pe planeta asta, se reduc la o lipsă de inţelegere a ceea ce suntem
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Todas las atrocidades en el planeta se pueden reducir a una falta de entendimiento de quiénes somos.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Všechna zvěrstva na planetě jsou jednoduše způsobena nedostatkem pochopení toho, kdo jsme.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Wszystkie okrucieństwa na planecie sprowadzają się do braku zrozumienia kim jesteśmy.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Все злодеяния на планете совершаются из-за непонимания того, кем мы являемся на самом деле.
Bu durumlar için zulan vardır senin, yanılıyor muyum?Avrai bene una riserva per casi come questo, no?
Bu durumlar için zulan vardır senin, yanılıyor muyum?Jij hebt vast wel een reservekas voor zulke zaken, juist?
Bu durumlar için zulan vardır senin, yanılıyor muyum?Určitě máš nějakou tajnou rezervu pro podobné případy, co?
Bu durumlar için zulan vardır senin, yanılıyor muyum?Určite máš nejakú tajnú rezervu pre podobné prípady, čo?
Bu durumlar için zulan vardır senin, yanılıyor muyum?Нямаш ли скрити тук за спешни случаи, а?
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.De är korrupta, och tala ont om förtryck, de talar högdraget.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.De er korrupte, og taler ondt om undertrykkelse, de taler loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ei sunt corupţi, şi vorbesc cu răutate de asuprire, ele vorbesc de sus.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ezek korrupt, és beszélni gonoszul kapcsolatos elnyomást; beszélnek magasan.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ils se sont corrompus, et parlent malicieusement sur l'oppression, ils parlent avec hauteur.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.그들은 부패하고, 나쁘게 억압에 관한 이야기 , 그들은 loftily 말한다.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Mereka korup, dan berbicara jahat tentang penindasan, mereka berbicara angkuh.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ne ovat korruptoituneita, ja puhuvat pahoin koskevat sortoa; he puhuvat loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Oni jsou zkorumpované, a mluví zlomyslně o útlaku, mluví povýšeně.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Oni są zepsuci, i mówić przewrotnie dotyczące ucisku, że mówiąc górnolotnie.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Oni sú skorumpované, a hovorí zlomyseľne o útlaku, hovorí povýšene.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Se han corrompido, y hablan con maldad de hacer violencia; Hablan con altanería.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Sie sind korrupt, und sprechen böse über Unterdrückung, sie sprechen von oben herab.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.So korupcije, in govorijo o zlo zatiranju; govorijo loftily.