Yuvamızı sevgi ve mutluluk dolu yapacağımızı umuyoruz.We hope we will make our home full of love and happiness.
O şarkı bana yuvamı hatırlatıyor.That song reminds me of my home.
Geçen yıl arka bahçemizde bir sinek kuşu yuvamız vardı.Last year we had a hummingbird nest in our backyard.
Boston şimdi bizim yuvamız.Boston is our home now.
Boston benim yuvam.Boston is my home.
Bu şimdi benim yuvam.This is my home now.
Boston şimdi benim yuvam.Boston is my home now.
Batarya yuvamız var.It costs the same hundred dollars as the gas tank.
Bu noktaya iyi bakın; İşte biz, yuvamız! İşte olduğumuz yer!Considering that dot thats here, thats home, thats us.
Tüm dünyayı arayabilirsiniz, fakat çeşitliliği benim yuvamdan daha fazla olan bir yer bulamazsınız.You could search the world over, but you'd never find a place more diverse than my childhood home.
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Then I said, 'I shall die in my own house, I shall number my days as the sand.
Yuvama döneceğim.Je peux rentrer.
Yuvama döneceğim.我會自己回去。
"Biz Yuvamız'da Bulduk Altınoluk'u"."Põltsamaal esinesid kuldsuud".
Batarya yuvamız var.저희에게는 배터리 베이가 있고 가격은 100달러로
Batarya yuvamız var. Ama ham petrol batarya ile yer değiştirdi.Avem un compartiment de baterie care costă aceleași sute de dolari ca și rezervorul.
Batarya yuvamız var.Chúng ta có bình ắc-quy.
Batarya yuvamız var.Il coûte la même somme d'une centaine de dollars qu'un réservoir.
Batarya yuvamız var.Noi abbiamo l'alloggiamento della batteria.
Batarya yuvamız var.Tenemos el compartimento de la batería.
Batarya yuvamız var.Van egy akksi tartály.
Batarya yuvamız var.We hebben een batterijhouder.
Batarya yuvamız var.Имаме легло за батерията.
Batarya yuvamız var.יש לנו חיבור לבטרייה, שעולה כמה מאות דולרים
Batarya yuvamız var.لدينا حاوية البطارية ، تكلف نفس المئة دولار
Batarya yuvamız var.数百ドルのコストがかかります
Dünya ile bir tür bağımız oldu hep. Sonuçta orası yuvamızdı.نملك هذا الرابط بالأرض..أعني أنها موطننا
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.Am fost obligată să părăsesc Republica Democratică Congo, casa mea, unde eram student activist.
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.Bol som donútený opustiť Konžskú demokratickú republiku, môj domov, kde som pôsobil ako študentský aktivista.
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.Ich war gezwungen, meine Heimat, die Demokratische Republik Kongo zu verlassen, wo ich Studentenaktivist war.
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.J'ai été forcé de quitter la République Démocratique du Congo, mon pays, où j'étais un étudiant activiste.
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.Kénytelen voltam elhagyni a Kongói Demokratikus Köztársaságot, a hazámat, ahol diákaktivista voltam.
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.학생운동가였던 저는 고향인 콩고민주공화국을 강제로 떠나야 했습니다.
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.Me vi obligado a abandonar la República Democrática del Congo, mi hogar, donde era un activista estudiantil.
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.Musiałem opuścić Demokratyczną Republikę Konga, mój dom, gdzie byłem działaczem studenckim.
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.Tôi bị buộc rời khỏi Cộng hòa dân chủ Congo, quê hương tôi, ở đó tôi là 1 nhà hoạt động sinh viên.
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.Αναγκάστηκα να εγκαταλείψω το Κονγκό, το σπίτι μου, όπου ήμουν ακτιβιστής ως φοιτητής.
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.Бях принуден да напусна Демократична република Конго, моят дом, където бях студент активист.
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.Я був змушений залишити Демократичну Республіку Конго, мою батьківщину, де я був студентським активістом.
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.Я был вынужден покинуть Демократическую Республику Конго — мой родной дом, где я был студентом-активистом.
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.נאלצתי לעזוב את הרפובליקה הדמוקרטית של קונגו, ביתי, היכן שהייתי סטודנט אקטיביסט.
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.تم إجباري على مغادرة جُمهورية الكونغو الديموقراطية، موطني، حيث كنت طالباً وناشطاً
Öğrenci aktivisti olduğum yuvamdan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden, ayrılmak zorunda bırakıldım.故郷のコンゴ民主共和国を 去らざるを得なくなったのです 私の子供たちをコンゴの家族にも
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Alors je disais: Je mourrai dans mon nid, Mes jours seront abondants comme le sable;
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.A povedal som: Zomriem vo svojom hniezde a rozmnožím svoje dni, že ich bude jako piesku.
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.A protož jsem říkal: V hnízdě svém umru, a jako písek rozmnožím dny.
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Atunci ziceam: ,În cuibul meu voi muri, zilele mele vor fi multe ca nisipul.
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Azt gondoltam azért: fészkemmel veszek el, és mint a homok, megsokasodnak napjaim.
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Então dizia eu: No meu ninho expirarei, e multiplicarei os meus dias como a areia;
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Harapanku ialah mencapai umur yang tinggi, dan mati dengan tenang di rumahku sendiri
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Ich gedachte: "Ich will in meinem Nest ersterben und meiner Tage viel machen wie Sand."
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Jag tänkte då: »I mitt näste skall jag få dö, mina dagar skola bliva många såsom sanden.
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Jeg tenkte da: I mitt rede skal jeg få dø, og mine dager skal bli tallrike som sand.
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.내가 스스로 말하기를 나는 내 보금자리에서 선종하리라 나의 날은 모래 같이 많을 것이라
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Pensavo: «Spirerò nel mio nido e moltiplicherò come sabbia i miei giorni»
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Przetożem rzekł: W gniaździe swojem umrę, a jako piasek rozmnożę dni moje.
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Så tænkte jeg da: "Jeg skal dø i min Rede, leve så længe som Føniksfuglen;
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Silloin ajattelin: `Pesääni minä saan kuolla, ja minä lisään päiväni paljoiksi kuin hiekka.
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Tôi bèn nói rằng : Ta sẽ thác trong ổ của ta ; Ngày ta sẽ nhiều như hột cát ;
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Tôi bèn nói rằng: Ta sẽ thác trong ổ của ta; Ngày ta sẽ nhiều như hột cát;