Güney Merkez Los Angeles, arabaya sipariş ve arabadan silahlı saldırıların yurdu.Южен Лос Анджелис, домът на ресторантите драйв-тру и драйв-бай.
Güney Merkez Los Angeles, arabaya sipariş ve arabadan silahlı saldırıların yurdu.Южный Централ Лос-Анджелес, родина "еды не выходя из машины" и "стрельбы из машины".
Güney Merkez Los Angeles, arabaya sipariş ve arabadan silahlı saldırıların yurdu.אני חי בשממת מזון, סאות' סנטרל לוס אנג'לס,
Güney Merkez Los Angeles, arabaya sipariş ve arabadan silahlı saldırıların yurdu.منطقة ساوث سنترال في لوس أنجلوس. مستقر مطاعم الـ drive-thru والـ drive-by.(= مطاعم وأنت تعبر, وأنت تمر)
Güney Merkez Los Angeles, arabaya sipariş ve arabadan silahlı saldırıların yurdu.就係洛杉磯中南部 亦係外賣車道普遍 同馬路槍擊頻繁嘅地方
Güney Merkez Los Angeles, arabaya sipariş ve arabadan silahlı saldırıların yurdu.車から発砲する "ドライブ バイ シューティング" の本拠地です おかしなことに ドライブスルーによる犠牲者が ドライブ バイのそれを上回っているんです
İlk günümüzde bir kalenin içindeki öğrenci yurdunda kalmıştık.Dan pada hari pertama kami berada di sebuah hostel di dalam benteng.
İlk günümüzde bir kalenin içindeki öğrenci yurdunda kalmıştık.E il primo giorno eravamo in un ostello in un castello.
İlk günümüzde bir kalenin içindeki öğrenci yurdunda kalmıştık.Ese primer día estuvimos en el albergue juvenil de un castillo.
İlk günümüzde bir kalenin içindeki öğrenci yurdunda kalmıştık.한 성에 있는 유스호스텔에 머물렀던 첫째날,
İlk günümüzde bir kalenin içindeki öğrenci yurdunda kalmıştık.Le premier jour, nous étions dans une auberge de jeunesse dans un château.
İlk günümüzde bir kalenin içindeki öğrenci yurdunda kalmıştık.Pierwszego dnia nocowaliśmy w schronisku na zamku.
İlk günümüzde bir kalenin içindeki öğrenci yurdunda kalmıştık.Und am ersten Tag waren wir in dieser Jugendherberge in einem Schloß.
İlk günümüzde bir kalenin içindeki öğrenci yurdunda kalmıştık. Ve ben gizlice arkadan çıktım.În prima zi, eram într-un motel înființat într-un castel și m-am strecurat în spate.
İlk günümüzde bir kalenin içindeki öğrenci yurdunda kalmıştık.Και την πρώτη μέρα ήμασταν σε ένα πανδοχείο σε ένα κάστρο.
İlk günümüzde bir kalenin içindeki öğrenci yurdunda kalmıştık.И в первый день мы были в дешёвой гостинице в замке.
İlk günümüzde bir kalenin içindeki öğrenci yurdunda kalmıştık.И на този първи ден бяхме в този младежки хостел в замък.
İlk günümüzde bir kalenin içindeki öğrenci yurdunda kalmıştık.וביום הראשון היינו באכסניית נוער בתוך טירה.
İlk günümüzde bir kalenin içindeki öğrenci yurdunda kalmıştık.وفي اليوم الاول كنا بالقرب من قلعة .. وكنا شبابٌ طائش
İlk günümüzde bir kalenin içindeki öğrenci yurdunda kalmıştık.こっそり裏に行くと
Jan ile Natja yetiştirme yurduna verilecek.Dacă nu, închisoarea te aşteaptă.
Jan ile Natja yetiştirme yurduna verilecek..וילדיך יוכנסו למוסד ממשלתי...
Jan ile Natja yetiştirme yurduna verilecek.وإلا فإن السجن بإنتظارك
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.A lo suyo vino, pero los suyos no le recibieron
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.A venit la ai Săi, şi ai Săi nu L-au primit.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Az övéi közé jöve, és az övéi nem fogadák be õt.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Do svého vlastního přišel, a vlastní jeho nepřijali ho.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Do swej własności przyszedł, ale go właśni jego nie przyjęli.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Elle est venue chez les siens, et les siens ne l`ont point reçue.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Er kam in sein Eigentum; und die Seinen nahmen ihn nicht auf.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Han kom till sitt eget, och hans egna togo icke emot honom.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Han kom til sit eget, og hans egne toge ikke imod ham.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Han kom til sitt eget, og hans egne tok ikke imot ham.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Hän tuli omiensa tykö, ja hänen omansa eivät ottaneet häntä vastaan.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Hij kwam in Zijn eigen land, maar Zijn eigen volk heeft Hem niet aanvaard.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Ia datang ke negeri-Nya sendiri tetapi bangsa-Nya tidak menerima Dia
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.자기 땅에 오매 자기 백성이 영접지 아니하였으나
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Ngài đã đến trong xứ mình , song dân mình chẳng hề nhận lấy .
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Ngài đã đến trong xứ mình, song dân mình chẳng hề nhận lấy.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Prišiel do svojho vlastného, a jeho vlastní ho neprijali!
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Veio para o que era seu, e os seus não o receberam.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Venne fra la sua gente, ma i suoi non l'hanno accolto
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.V svojo last je prišel, in svojci ga niso sprejeli.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Εις τα ιδια ηλθε, και οι ιδιοι δεν εδεχθησαν αυτον.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.А на ония, които Го приеха, даде право да станат Божии чада, сиреч, на тия, които вярват в Неговото име;
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.Пришел к своим, и свои Его не приняли.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.У своє прийшов, і свої не прийняли Його.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.הוא בא אל אשר לו ואשר המה לו לא קבלהו׃
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.الى خاصته جاء وخاصته لم تقبله.
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.他 到 自 己 的 地 方 來 、 自 己 的 人 倒 不 接 待 他
Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı Onu kabul etmedi.他 到 自己 的 地方 來 、 自己 的 人 倒 不 接待 他
Kendi yurdu olmayan bir yerde yabancılık çeken ve kendini tanımayan insanlara gidin. İşte bu insanlara gidin.Die das Wissen um Ihre Vergangenheit verloren haben und Fremde in einem fremden Land sind.
Kendi yurdu olmayan bir yerde yabancılık çeken ve kendini tanımayan insanlara gidin. İşte bu insanlara gidin.누가 자신과 그들은 땅에서 낯선 사람에 게는 지식에서 손실 됩니다. 그 사람에 게 이동 합니다. 이동
Kendi yurdu olmayan bir yerde yabancılık çeken ve kendini tanımayan insanlara gidin. İşte bu insanlara gidin.الذين ضاعوا عن معرفة أنفسهم الذين هم غرباء في أرض ليست لهم. اذهبوا لأولئك الناس. اذهبوا
Khawari (bekar) Kabul Üniversitesi'nde bir öğrenci yurdunda kalıyordu.Khawari estava residindo em um dormitório na Universidade de Cabul.
Masraflarý ilgili öðrenci yurdu tarafýndan karþýlanmaktadýr.Die Kosten trägt das jeweilige Studentenwohnheim.
Masraflarý ilgili öðrenci yurdu tarafýndan karþýlanmaktadýr.Ses activités sont nancées par la résidence universitaire.
Yurduma dönüp yüksek güvenlikli hapishaneleri gezmek, yapmak istediğim son şeydi.그래서 다시 고국으로 돌아가서 보안이 삼엄한 감옥을 방문하고 싶지 않았습니다.
Yurduma dönüp yüksek güvenlikli hapishaneleri gezmek, yapmak istediğim son şeydi.la dernière chose que je voulais, c'était rentrer à la maison pour visiter des prisons de haute-sécurité.
Yurduma dönüp yüksek güvenlikli hapishaneleri gezmek, yapmak istediğim son şeydi.והדבר האחרון שרציתי היה לחזור הביתה ולסייר בבתי כלא בדרגות סיכון גבוהות.