Burası bizim yeni yurdumuz.Se on uusi kotimaamme.
Burası bizim yeni yurdumuz.To nasza nowa ojczyzna.
Burası bizim yeni yurdumuz.Това е нашата родна земя.
Burası bizim yeni yurdumuz.Це наша нова батьківщина.
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."Am putut să mă detaşez de toate şi să mă cufund în tărâmul ideilor tale."
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."Bol som schopný dostať sa z toho všetkého a kráčať krajinou vašich myšlienok."
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."Dokázal jsem se od toho všeho tady odpoutat a procházet se zemí vašich nápadů."
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."Eu tenho conseguido escapar de tudo isso e caminhado pela terra das suas ideias."
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."He podido escapar de todo y recorrer la tierra de sus ideas".
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."Ik ben in staat geweest hier even van weg te komen en rond te wandelen in de wereld van uw ideeën. "
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."J'ai pu m'en échapper et parcourir vos idées."
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."일상의 번거로움에서 벗어나 당신의 생각의 땅을 활보할 수 있게 해주니까요."
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."Miałem czas odciąć się od niej i stąpać po świecie Pańskich pomysłów".
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."Sikerült elmenekülnöm előle, és az ön gondolatai közt kalandoztam."
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."Sono riuscito a sfuggirle e a camminare attraverso la terra delle tue idee".
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."Tôi đã có thể thoát khỏi tất cả và đi qua mảnh đất của những ý tưởng của ông."
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."Έχω μπορέσει να απαλλαχθώ πλήρως από αυτόν και να βαδίσω στη γη των ιδεών σας."
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."Имах възможността да избягам от всичко това и да побродя през земята на твоите идеи."
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."הצלחתי להימלט מזה ולהתהלך על קרקע הרעיונות שלך."
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."تمكنت من الإبتعاد عن كل ذالك و من التنزه عبر بلاد أفكارك."
Bütün bunlardan kaçabildim ve senin fikirlerinin yurdunda ilerleyebildim."と手紙を書き アインシュタインは 彼の算出した正確な解に感銘を受けました
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.Az lakik sátorában, a ki nem az övé, és hajlékára kénkövet szórnak.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.Będzie mieszkał strach w przybytku jego, chociaż nie był jego, a siarką będzie potrząśnione mieszkanie jego.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.El fuego habita en su tienda; el azufre es esparcido sobre su morada
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.Folk som ikke hører ham til, bor i hans telt; det strøes svovel over hans bosted.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.Hänen majassansa asuu outoja, hänen asuinpaikallensa sirotetaan tulikiveä.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.Hrôza bude bývať v jeho stáne, ktorý však už nebude jeho, a na jeho obydlie bude sa sypať síra.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.I hans hydda får främlingar bo, och svavel utströs över hans boning.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.i hans Telt har Undergang hjemme, Svovl strøs ud på hans Bolig;
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.In seiner Hütte wird nichts bleiben; über seine Stätte wird Schwefel gestreut werden.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.Kar ni njegovo, bo prebivalo v šatoru njegovem, žveplo se bo sipalo na stan njegov.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.Kẻ chẳng thuộc về hắn sẽ ở trong trại hắn , Còn diêm sanh sẽ rải ra trên chỗ ở của nó .
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.Kẻ chẳng thuộc về hắn sẽ ở trong trại hắn, Còn diêm sanh sẽ rải ra trên chỗ ở của nó.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.Kini siapa saja boleh tinggal dalam kemahnya, dan di situ ditaburkan belerang, pembasmi penyakitnya
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.그에게 속하지 않은 자가 그 장막에 거하리니 유황이 그 처소에 뿌려질 것이며
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.Na sua tenda habita o que não lhe pertence; espalha-se enxofre sobre a sua habitação.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.Nimeni din ai lui nu locuieşte în cortul lui, pucioasă este presărată pe locuinţa lui.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.Nul des siens n`habite sa tente, Le soufre est répandu sur sa demeure.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.Potresti abitare nella tenda che non è più sua; sulla sua dimora si spargerà zolfo
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.V stánku jeho hrůza bydleti bude, ač nebyl jeho; posypáno bude obydlí jeho sirou.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.Zijn huis zal verdwijnen onder een vurige laag zwavel.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.В шатъра му ще се засели това, което не е негово; Сяра ще се разпръсне върху жилището му.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.Поселятся в шатре его, потому что он уже не его; жилище его посыпано будет серою.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.תשכון באהלו מבלי לו יזרה על נוהו גפרית׃
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.يسكن في خيمته من ليس له. يذر على مربضه كبريت.
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.不 屬 他 的 必 住 在 他 的 帳 棚 裡 . 硫 磺 必 撒 在 他 所 住 之 處
Çadırında ateş oturacak, Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.不 屬 他 的 必 住在 他 的 帳棚裡 . 硫磺 必 撒在 他 所住之處
Çadırının güvenlik içinde olduğunu bilecek, Yurdunu yoklayınca eksik bulmayacaksın.A shledáš, žeť stánek tvůj bude bezpečný, a navrátíš se zase k příbytku svému, a nezhřešíš.
Çadırının güvenlik içinde olduğunu bilecek, Yurdunu yoklayınca eksik bulmayacaksın.A tak zvieš, že tvoj stánok bude v pokoji, a keď prezrieš svoj príbytok, nebudeš postrádať ničoho.
Çadırının güvenlik içinde olduğunu bilecek, Yurdunu yoklayınca eksik bulmayacaksın.Conoscerai la prosperità della tua tenda, visiterai la tua proprietà e non sarai deluso
Çadırının güvenlik içinde olduğunu bilecek, Yurdunu yoklayınca eksik bulmayacaksın.du kender at have dit Telt i Fred, du mønstrer din Bolig, og intet fattes;
Çadırının güvenlik içinde olduğunu bilecek, Yurdunu yoklayınca eksik bulmayacaksın.In spoznaš, da ima mir šator tvoj, in če pogledaš bivališče svoje, ne pogrešiš ničesar.
Çadırının güvenlik içinde olduğunu bilecek, Yurdunu yoklayınca eksik bulmayacaksın.I poznasz, że jest spokojny przybytek twój, i nawiedzisz mieszkanie twoje, a nie zgrzeszysz.
Çadırının güvenlik içinde olduğunu bilecek, Yurdunu yoklayınca eksik bulmayacaksın.Je zult je geen zorgen hoeven te maken om je huis; er zal niets uit worden gestolen.
Çadırının güvenlik içinde olduğunu bilecek, Yurdunu yoklayınca eksik bulmayacaksın.Kau akan aman tinggal di kemahmu; dan jika kauperiksa domba-dombamu, semuanya selamat, tak kurang suatu
Çadırının güvenlik içinde olduğunu bilecek, Yurdunu yoklayınca eksik bulmayacaksın.네가 네 장막의 평안함을 알고 네 우리를 살펴도 잃은 것이 없을것이며
Çadırının güvenlik içinde olduğunu bilecek, Yurdunu yoklayınca eksik bulmayacaksın.Och du får se huru din hydda står trygg; när du synar din boning, saknas intet däri.
Çadırının güvenlik içinde olduğunu bilecek, Yurdunu yoklayınca eksik bulmayacaksın.Og du skal få se at ditt telt er trygt, og ser du over din eiendom, skal du intet savne.
Çadırının güvenlik içinde olduğunu bilecek, Yurdunu yoklayınca eksik bulmayacaksın.Ông sẽ thấy trại mình được hòa bình; Ði viếng các bầy mình, sẽ chẳng thấy chi thiếu mất.
Çadırının güvenlik içinde olduğunu bilecek, Yurdunu yoklayınca eksik bulmayacaksın.Ông sẽ thấy trại mình được hòa_bình ; Ði viếng các bầy mình , sẽ chẳng thấy chi thiếu mất .