Yumurtanızı nasıl istersiniz?How do you like your eggs?
Mary'nin bir düzine yumurtaya ihtiyacı vardır.Mary needs a dozen eggs.
Yumurtalarımı sadece altı pişmiş olarak alacağım.I'll have my eggs sunny side up.
Yumurta sarısı sarıdır.Yolks are yellow.
Onlar sertleşene kadar yumurta beyazlarını çırpın.Whip the egg-whites until they are stiff.
Baba en az bir yumurta pişirebilmelidir!Daddy must be able to cook at least one egg!
Ben gerçekten lop yumurtaları severim.I really like hard-boiled eggs.
Bir çırpma teli ile yumurtaları çırp.Beat the eggs with a whisk.
Çiğ yumurta yiyemem; pişmiş olmalılar.I can't eat raw eggs; they must be cooked.
İnekler bize süt verir ve tavuklar, yumurta.Cows give us milk and chickens, eggs.
İnekler bize süt, tavuklar da yumurta verir.Cows give us milk and chickens, eggs.
İnekler bize süt verir, tavuklar da yumurta.Cows give us milk and chickens, eggs.
Onlar elma, mandalin,yumurta vb. satıyorlar.They sell apples, mandarines, eggs and so on.
Bir doktor bana yumurtalar yemenin benim için kötü olduğunu söyledi.A doctor told me that eating eggs was bad for me.
Yumurta sarısı yemek gerçekten o kadar sağlıksız mi?Is eating egg yolks really that unhealthy?
Çiğ yumurta yemek güvenli midir?Is eating raw eggs safe?
Üzgünüm, ama yumurtalar nerede ?I'm sorry, but where are the eggs?
Buzdolabından bir yumurta al.Take an egg from the fridge.
Et ve yumurta bir sürü proteine sahiptir.Meat and eggs have a lot of protein.
Tom'un yumurta sarısı yiyip yemediği kimin umrunda?Who cares whether Tom eats egg yolks or not?
Tom gençken, her gün üç yumurta yedi.When Tom was young, he ate three eggs every day.
Tom et ya da yumurta yemez.Tom doesn't eat meat or eggs.
Tom yeni yaptığı roket sobada birkaç yumurta kaynattı.Tom boiled some eggs on the rocket stove that he had just built.
Tom bir düzine yumurta kaynattı.Tom boiled a dozen eggs.
Tom, üç yumurta ve bir dilim kızarmış ekmek yedik.Tom ate three eggs and a slice of toast.
Tom Mary'nin çiğ yumurta sevmediğini biliyor.Tom knows that Mary doesn't like raw eggs.
Tom bütün yumurtalarını bir sepete koydu.Tom put all his eggs in one basket.
Tom bana birkaç yumurta kaynattı.Tom boiled me some eggs.
Sen yumurta çırpamazsın.You can't unscramble an egg.
Yarım düzine yumurtamız var.We have a half-dozen eggs.
Turta yapmak için yumurta yağ ve şekere ihtiyacın var.To make a tart, you need eggs, butter and sugar.
Yumurtaları satın almayı unuttun mu?Did you forget to buy eggs?
Yumurtaları buzdolabına koy.Put the eggs in the refrigerator.
Tom yumurtasına biraz tuz koydu.Tom put some salt on his eggs.
Yumurtamı çok, çok az kaynatılmış istiyorum.I'd like my egg very, very soft boiled.
Mağazaya gidip biraz yumurta alabilir misiniz?Could you go to the store and grab some eggs?
Benim için bir yumurta kaynatır mısınız?Would you please boil an egg for me?
Tek elinle bir yumurta kırabilir misin ?Can you break an egg with one hand?
Affedersiniz, yumurtalar nerede?Excuse me, where are the eggs?
Affedersiniz. Yumurtalar nerede?Excuse me. Where are the eggs?
İnsanlar politikacıya yumurta fırlattılar.People threw eggs at the politician.
Yazın, yumurtalar çabuk bozulur.In the summer, eggs soon go bad.
Ortada fol yok yumurta yok.Don't cry before you get hurt.
Bir yumurtayı iki elimle temiz bir şekilde kırmam imkansız.It is impossible for me to cleanly crack an egg with both hands.
Yumurtalarınız hakkında ne düşünüyorsunuz?What do you think about your eggs?
Biri un, süt ve yumurtayla kek yapabilir.With flour, milk and an egg, one can bake a cake.
Bazı yumurtalar çürük değildi ama onların geriye kalanı çürüktü.Some eggs weren't rotten, but the rest of them were.
Bir amfibinin yaşam döngüsü üç aşamadan oluşur: yumurta, larva ve ergin.The life cycle of an amphibian consists of three stages: egg, larva and adult.
Bana gelince yumurtadan hoşlanmam.As for me, I don't like eggs.
Evren bir kozmik yumurta ise, o zaman onu kim yumurtladı?If the universe is a cosmic egg, who laid it then?
São Paulo ülkedeki en büyük yumurta üreticisi.São Paulo is the biggest producer of eggs in the country.
Bir Paskalya yumurtası boyuyorum.I'm painting an Easter egg.
Bu bir dinozor yumurtasının bir kopyasıdır.This is a replica of a dinosaur's egg.
Bu yumurtaları kırmamak için dikkatli ol.Be careful not to break these eggs.
Bu robot yumurtayı kırmadan tutabilir.This robot can hold an egg without breaking it.
Yumurtaları sıkı tut yoksa onları kıracaksın.Hold the eggs tight or you'll break them.
Bana haşlanmış yumurtayı nasıl pişireceğini bilmediğini mi söylüyorsun?Are you telling me you don't know how to cook hard-boiled eggs?
O, bir yumurta çıkardı.He took out one egg.
Yumurtalar yazın çabuk bozulur.Eggs go bad quickly in the summer.
Dinozor yumurtaları mı? İmkansız. Bu hayvanlar çoktan tükenmişler.Dinosaur eggs? Impossible. These animals are already extinct.