Ana içeriğe geç
Sözlük

yum ile cümle

yum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O bir yumurta kızarttı.She fried an egg.
Yumurta sarısını yumurtadan çıkardı.She removed the yolk from the egg.
Tom yumurtasını tuzladı.Tom salted his egg.
Mary Tom'un yüzüne yumruk attı.Mary punched Tom in the face.
Neden onu gerçekten yumruklamadın?Why didn't you just punch him?
Neden Tom'a yumruk atıvermedin?Why didn't you just punch Tom?
Yumurtaları aldın mı?Did you get the eggs?
Yumurtaları nereden aldın?Where did you get the eggs?
Yumurtayı kaç farklı yolla pişirmeyi biliyorsun?How many different ways do you know how to cook eggs?
Bir yumurtayı pişirmenin kaç farklı yolunu biliyorsun?How many different ways do you know how to cook an egg?
Tom yumurtaları tuzsuz ve bibersiz yer.Tom eats eggs without salt or pepper.
Yumurtalarını nasıl istiyorsun?How do you want your eggs?
Sanırım Tom'un yumurtalara allerjisi olabilir.I think Tom might be allergic to eggs.
Masada üzerinde üç kızarmış yumurta bulunan bir tabak vardı.On the table, there was a plate with three fried eggs on it.
Tom şakayla Mary'nin kolunu yumrukladı.Tom playfully punched Mary's arm.
Tom John'un midesine yumruk attı.Tom punched John in the stomach.
Tom yumurtaları bir tabağa koydu.Tom put the eggs on a plate.
Tom kum torbasına yumruk atıyordu.Tom was punching a punching bag.
Ben bana yönelik yumruğu önlemek için tam zamanında eğildim.I ducked just in time to avoid the punch aimed at me.
Beş kişiye yetecek bir omlet için kaç tane yumurta kullanmam gerekir?How many eggs should I use for an omelet for five people?
Gölgelerin kenarları keskin ya da yumuşak olabilir.The edges of shadows can be sharp or soft.
Justin Bieber komşusunun evine yumurta fırlattığı için soruşturma altında.Justin Bieber is under investigation for throwing eggs at his neighbor's home.
Yumurta atmak yumurtalar tarafından yapılan hasar 400 doları aşarsa bir suçtur.Throwing eggs is a felony if the damage done by the eggs exceeds 400$.
Yumurtaların perakende fiyatı nedir?What's the retail price of eggs?
Bu yumuşak bir şaraptır.This is a smooth wine.
Yumurtaları ne kadara satıyorsunuz?How much do eggs sell for?
Tom John'a çaktırmadan yumruk atmaya çalıştı.Tom tried to sucker punch John.
Tom yumuşak bir sesle şarkı söyledi.Tom sang in a soft voice.
Tom iyi bir yönetici olmak için çok yumuşakTom is too soft to be a good executive.
Bu yastık benim için çok yumuşak.This pillow is too soft for me.
Zemin çok yumuşak.The ground is too soft.
Sen yumurtalar kırmadan bir omlet yapamazsın.You can't make an omelette without breaking eggs.
Onun yumuşaklığını unutamam.I can't forget her softness.
Tom'un elleri sıkıca yumruk haline getirildi.Tom's hands were tightly clenched into fists.
Kahvaltı için domuz pastırmalı sahanda yumurta istiyor musun?Do you want fried eggs with bacon for breakfast?
Tom'u ne zaman düşünsem, boğazımda bir yumru hissediyorum.Every time I think of Tom, I get a lump in my throat.
Tom yumruğunu açtı.Tom unclenched his fist.
Lütfen bana yumurtaları getir.Please bring me eggs.
Bıyıksız bir adamı öpmek tuzsuz yumurta yemek gibidir.Kissing a man without a mustache is like eating eggs without salt.
Beş tane tavuğum var ve onlardan günde yaklaşık 3 tane yumurta alıyorum.I have five hens and get about three eggs a day from them.
Bunun tekrar olmasına göz yummayalım.Let's not have that happen again.
Bir incitici söz ve bir küçümseme hariç, asla daha yumuşak tutkularla konuşmadı.He never spoke of the softer passions, save with a gibe and a sneer.
Tom ayrıca bir düzine yumurta satın aldı.Tom also bought a dozen eggs.
Amerika'da, biz genellikle yumurtayı düzine ile alırız.In America, we usually buy eggs by the dozen.
Bize ekmek ve yumurtaya gerekiyorsa, ben onları eve dönerken satın alırım.If we need bread and eggs, I'll buy them on my way home.
Tom'un kaç tane yumurta aldığını biliyor musun?Do you know how many eggs Tom bought?
Hiç yumurta aldın mı?Did you buy any eggs?
Kahvaltı için iki tane tost ve üç yumurta yedim.I ate three eggs and two pieces of toast for breakfast.
Şu yumurtaları yiyecek misin?Are you going to eat those eggs?
Yumruklarını havaya kaldır.Put up your dukes.
Tom yumurtaları karton kutudan birer birer çıkardı.Tom took the eggs out of the carton one by one.
Buzdolabında sadece bir yumurta kaldı.There's only one egg left in the refrigerator.
Tom üç tane yumurta çıkardı.Tom took out three eggs.
Sırtım yumrularla dolu.My back is full of knots.
Tom, Mary'nin sandalyesine bir yumurta koymanın eğlenceli olacağını düşündü.Tom thought it would be funny to put an egg on Mary's chair.
Tom öğle yemeği için yumurta salatalı bir sandviç yedi.Tom had an egg salad sandwich for lunch.
Tom'un yumurtaya alerjisi var.Tom is allergic to eggs.
Tom, Noel yemeğinde ofisteki bir arkadaşı ile yumruk yumruğa girdi.Tom came to blows with a colleague at the office Christmas lunch.
Tom'un bir tek yumurta ikizi var ve az insan onları ayırt edebilir.Tom has an identical twin brother and few people can tell them apart.
Bir litre süt ve bir düzine yumurta, lütfen.A liter of milk and a dozen eggs, please.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod