Onu söylediğin için seni yumruklamalıyım.I ought to punch you for saying that.
Birkaç yumurta almaya gitmeliyim.I need to go get some eggs.
Birkaç yumurta almaya gitmem gerekiyor.I need to go get some eggs.
Gidip biraz yumurta almalıyım.I need to go get some eggs.
Tom'un yüzüne yumruk attım.I punched Tom in the face.
Tyson bir sol kroşe ile yumruk izledi.Tyson followed up the jab with a left hook.
Onun ifadesi yumuşadı.Her expression softened.
Yazın yumurtalar çok çabuk bozulur.In the summer, eggs go bad quickly.
Sanırım Tom ve John tek yumurta ikizleri.I think Tom and John are identical twins.
Yemeğe koymadan önce yumurtayı çırp.Beat the egg before putting it in the soup.
Ben sadece yumuşak tuvalet kağıdı alırım.I only buy soft toilet paper.
Ben sadece süper yumuşak tuvalet kağıdı satın alırım.I only buy super soft toilet paper.
Tom ellerini yumruk yaptı.Tom balled his hands into fists.
Gözyaşları, onun yumuşak yanaklarından aşağıya süzüldü.Tears rolled down her tender cheeks.
Kaç yumurtaya ihtiyacımız var?How many eggs do we need?
Günde kaç tane yumurta yersin?How many eggs do you eat per day?
Tom buzdolabından birkaç yumurta çıkardı.Tom took a couple of eggs out of the refrigerator.
Tom'un bu yumurtaları ne kadar kaynattığını merak ediyorum.I wonder how long Tom boiled these eggs.
Tom yumruğunu masaya vurdu.Tom banged his fist on the table.
Tom, Mary'nin midesine yumruk attı.Tom punched Mary in the stomach.
Tom Mary'ye yumruk attı.Tom punched Mary.
Yumurtalar nasıl?How are the eggs?
En yumuşak yastık temiz bir vicdandır.The softest pillow is a clear conscience.
O, kalbini yumuşattı.He melted her heart.
Karton kutuda yumurtalar var.There are eggs in the carton.
Tom tuzluğu aldı ve yumurtalarını tuzladı.Tom picked up the saltshaker and salted his eggs.
Tom Mary'ye bir çürük yumurta attı.Tom threw a rotten egg at Mary.
Tom yumruklarını sıktı.Tom clenched his fists.
Tom Mary'ye yumruk indirdi.Tom slugged Mary.
Tom bir yumruk yaptı.Tom made a fist.
Tom Mary ile yumuşakça Fransızca konuştu.Tom spoke softly to Mary in French.
Tom masasını yumrukladı.Tom pounded his fists on the desk.
Yumuşak ellerin var.You have soft hands.
Ben yumruğumla duvara vurdum.I struck the wall with my fist.
Yumruğunla duvara vurdun, değil mi?You struck the wall with your fist, didn't you?
Sen yumruğunla duvara vurdun, değil mi?You struck the wall with your fists, didn't you?
O, yumruğuyla duvara vurdu.He struck the wall with his fist.
O, yumruğu ile duvara vurdu.She struck the wall with her fist.
Mary yumruğuyla duvara vurdu.Mary struck the wall with her fist.
Onlar yumruklarıyla duvara vurdu.They struck the wall with their fists.
Yua ve Yuma sabahtan son trene kadar yürüdüler.Yua and Yuma walked from morning until the last train.
Onlar Johnson'ı çok yumuşak olmakla suçladı.They accused Johnson of being too soft.
Tom yatağın çok yumuşak olduğunu düşünüyordu.Tom thought the bed was too soft.
Tom mağaraları araştırırken ejderha yumurtaları buldu.Tom found dragon eggs while spelunking.
Yumurtalar asla kahvaltıyı kaçırmaz.Eggs never miss breakfast.
Köylü tüccara yüz tane yumurta sattı.The villager sold the merchant one hundred eggs.
Yumurta sarısı önemli A vitamini kaynaklarından biridir.Egg yolk is one of the major sources of vitamin A.
Sabah kahvaltıda kendime patlıcanlı yumurta hazırladım.I've prepared eggplant and egg for my breakfast.
Ofisteki insanların sesleri yumuşaktır.The voices of the people who are in the office are soft.
Birisi benim Paskalya yumurtamı yemiş.Somebody ate my Easter egg.
Bana bir yumurta kızart.Fry me an egg.
Bana birkaç yumurta kızart.Fry me some eggs.
Kaçak avcılar bazı kaplumbağa yumurtalarını çaldılar.The poachers stole some turtle eggs.
Yumurtaları kırın ve yumurta sarılarını çıkarın.Break the eggs and remove the yolks.
Öğle yemeği için bir yumurtalı sandviç yedim.I had an egg sandwich for lunch.
Öğle yemeği için yumurta salatalı bir sandviçim vardı.I had an egg salad sandwich for lunch.
Yumruğumda bir ordu hissediyorum.I feel an army in my fist.
İki yumurtayla çiçeği karıştır.Mix flower with two eggs.
O kadar kabasın ki sana yumruk atmak istiyorum.You're so rude that I want to punch you.
Yumurta sıcak suda pişmeyecek.The egg won't cook in warm water.