Hangisi önce geldi: yumurta mı yoksa tavuk mu?What came first: the egg or the chicken?
Beni yumrukla.Punch me.
Leyla, Sami'yi yumuşakça ağzından öptü.Layla kissed Sami softly on the mouth.
Pasta yapmak için yumurta, tereyağı ve şekere ihtiyacınız vardır.To make a cake, you need egg, butter and sugar.
Kek yapmak için yumurta, tereyağı ve şekere ihtiyacınız vardır.To make a cake, you need egg, butter and sugar.
Yumurtaları kırmamak için dikkatli ol.Be careful not to break the eggs.
Sami yumuşak huylu bir polisti.Sami was a mild-mannered cop.
Sami çok yumuşak huyluydu.Sami was so mild-mannered.
Sami yumuşak huylu bir polis memuruydu.Sami was a mild-mannered policeman.
Asla tüm yumurtalarınızı bir sepete koymayın.Never put all your eggs in one basket.
Bu tür eylemlere göz yummayacağız.We will not tolerate such actions.
Ekstremizme göz yummuyoruz.We do not tolerate extremism.
Bu paskalya yumurtası geliştiricinin önceki oyunlarından birine atıf yapıyor.This easter egg is a reference to one of the developer's previous games.
Tom, kenar yumuşatma seçeneğini kapattı.Tom turned off the anti-aliasing option.
Yumurtalarla ilgili sorun, kolayca kırılmalarıdır.The problem with eggs is that they break easily.
Tom, araç kaputunda kendine bir yumurta kızarttı.Tom fried himself an egg on his car bonnet.
Kurşun yumuşak bir metaldir.Lead is a soft metal.
Tom'u yumruk attın, değil mi?You punched Tom, didn't you?
Tom'a biraz yumurta almasını söyle.Tell Tom to buy some eggs.
Tom mutfakta yumurtaları kaynatıyor.Tom is boiling eggs in the kitchen.
Ne sıklıkta yumurta satın alıyorsunuz?How often do you buy eggs?
Tom, Mary'ye yumurta satın almasını hatırlatmayı unuttu.Tom forgot to remind Mary to buy eggs.
Et ya da yumurta yemiyorum.I don't eat meat or eggs.
Bir düzine yumurtaya ihtiyacım vardı.I needed a dozen eggs.
Tom Mary'nin ona yumruk attığını söyledi.Tom said Mary punched him.
Dolapta hiç yumurta yok.There aren't any eggs in the refrigerator.
Kahvaltıda genellikle kaç yumurta yersin?How many eggs do you usually eat for breakfast?
Yumurtaları buzdolabına koyacağım.I'll put the eggs in the refrigerator.
Buzdolabında kaç yumurta var?How many eggs are there in the fridge?
Tom bana yumurta alıp almadığımı sordu.Tom asked me if I'd bought any eggs.
Henüz yumurtaları pişirmedim.I haven't cooked the eggs yet.
Umarım birkaç yumurta almışsındır.I hope you bought some eggs.
Kaç tane yumurta istiyorsun?How many eggs do you want?
Kaç tane yumurta satın aldın?How many eggs did you buy?
Üç yumurta kırdım.I broke three eggs.
Yumurta ne kadar?How much are eggs?
Tom bana yumruk attı.Tom punched me.
Haftada kaç tane yumurta yiyorsun?How many eggs do you eat a week?
Tom yumruğunu masaya çarptı.Tom slammed his fist on the table.
Tom yumurta yer mi?Does Tom eat eggs?
Neredeyse her zaman kahvaltıda yumurta yerim.I almost always eat eggs for breakfast.
Tom neredeyse her zaman kahvaltıda yumurta yer.Tom almost always eats eggs for breakfast.
Tom kahvaltıda üç yumurta yedi.Tom ate three eggs for breakfast.
Tom kahvaltı için üç tane yumurta yedi.Tom ate three eggs for breakfast.
Tom bir düzine yumurta almak için mağazaya girerken Mary'yi arabada bıraktı.Tom left Mary in the car while he ran into the store to buy a dozen eggs.
Ben yumurta yemem.I don't eat eggs.
Bu senenin kışı çok yumuşak.This year's winter is very mild.
Sami, Leyla'nın yaptığı şeye asla göz yummazdı.Sami would never condone what Layla did.
Yumurtalar Amerika'da genellikle düzineler halinde satılıyor.Eggs are usually sold by the dozen in America.
Sami ve tek yumurta ikizi Ferit, aynı şekilde giyiniyordu.Sami and his identical twin, Farid, dressed identically.
Sami ve Ferit tek yumurta ikizleridir.Sami and Farid are identical twins.
Sami çok yumuşak kalpli bir kişidir.Sami is a very soft-hearted person.
Sami, kızının önünde Leyla'yı yumrukladı.Sami punched Layla in front of her daughter.
Yumurta yiyor musun?Do you eat eggs?
Yumurtaları severim.I like eggs.
Üç tane elma, birkaç yumurta ve biraz yoğurt aldım.I bought three apples, some eggs and some yogurt.
Tek yumurta ikizleri doğurdum.I gave birth to identical twins.
Yumruklarımı sıktım.I clenched my fists.
Tom yumurtalarını tuzladı.Tom salted his eggs.
Yumurtalarına tuz koyar mısın?Do you put salt on your eggs?