Ana içeriğe geç
Sözlük

yum ile cümle

yum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Neden sadece onu yumruklamadın?Why didn't you just punch her?
Tom John'un karnına yumruk attı ve uzaklaştı.Tom punched John in the stomach and walked away.
Tom yumurta sevmiyor.Tom doesn't like eggs.
Tom bir düzine yumurtaya ihtiyacı olduğunu söyledi.Tom said he needed a dozen eggs.
Tom kendine birkaç yumurta kızarttı.Tom fried himself some eggs.
Tom, John'un yüzüne yumruk atıktan sonra odayı terk etti.Tom punched John in the face then left the room.
Dan boks eldiveni ile Matt'e yumruk attı.Dan punched Matt with a boxing glove.
Her gün kahvaltı için haşlanmış yumurta yiyorum.I eat a boiled egg for breakfast every day.
Dan açtı ağzını yumdu gözünü.Dan flew into a rage.
Ben bıldırcın yumurtalarını tercih ederim.I prefer quail eggs.
Sabah kahvaltısı için pastırma ve yumurta yedin değil mi?You had bacon and eggs for breakfast, didn't you?
Hiç yüzüne yumruk atıldı mı?Have you ever been punched in the face?
Ben Paskalya pazar gününde tam anlamıyla bir düzine yumurta yedim.I literally ate a dozen eggs on Easter Sunday.
Yumurta boyamak eğlenceli.Coloring eggs is fun.
Paskalya yumurtalarını boyamak eğlencelidir.Painting Easter eggs is fun.
Tom ve Mary Paskalya yumurtaları için avlanmaya gitti.Tom and Mary went hunting for Easter eggs.
Böyle göze batan bir hataya nasıl göz yummayı başardınız?How did you manage to overlook such a glaring error?
Bu sığır çok yumuşak. O sadece ağzınızda erir.That beef is very tender. It just melts in your mouth.
Bu kumaş çok yumuşak.This fabric is very soft.
Çürük yumurtaların yüzdüğünü biliyor muydun?Did you know that rotten eggs float?
Bir litre süt alın ve yumurta varsa bir düzine yumurta.Buy a liter of milk, and if there are eggs, buy a dozen eggs.
Diktatör demir yumrukla ülkeyi yönetiyor.The dictator rules the country with an iron grip.
Somon ne zaman yumurtlar?When do salmon spawn?
Kümeste hiç yumurta yok.There are no eggs in the henhouse.
Altın yumurtayı yakala.Grab the golden egg.
Yumurtaları çırpmak için karıştırıcı kullanacak mısın?Are you going to use the blender to beat the eggs?
Bu kazlar altın yumurta yumurtlar.These geese lay golden eggs.
Tom, takımı büyük finali kaybedince yumruğuyla duvarı deldi.Tom punched a hole in the wall after his team lost the grand final.
Hava ılık ve yumuşaktı.The weather was balmy.
Yumuşayıncaya kadar patatesleri kaynat.Boil the potatoes until they are tender.
Mary'ye 2013 yılında yumurtalık kanseri teşhisi kondu.Mary was diagnosed with ovarian cancer in 2013.
Yumurtalar daha pahalı oluyor.Eggs are getting more expensive.
Toprak yumuşaktı.The ground is spongy.
Tom şiddetle yumruğunu masaya vurdu.Tom pounded the table violently with his fists.
Tom tekrar tekrar Mary'ye yumruk attı.Tom punched Mary repeatedly.
Onlar tek yumurta ikizleridirler.They were identical twins.
Bugünkü kahvaltım: peynirli tost üzerine sahanda yumurta.For my breakfast today: fried egg on toast with cheese.
Bizde de hiç yumurta kalmadı.We don't have any eggs left either.
Yumurta sarısını severim.I love egg yolks.
Menopoz, yumurtalıkların başlıca fonksiyonlarının kalıcı olarak durmasıdır.The menopause is the permanent cessation of the ovaries' principal functions.
Cildim yumuşaktır.My skin is soft.
Doktor onun göğsünde bir yumru keşfetti.The doctor discovered a lump in her breast.
Tom bana kahvaltıda domuz pastırması ve yumurta olduğunu söyledi.Tom told me that he had bacon and eggs for breakfast.
Bu kurabiyeler yumuşak ve çiğnenebilirdirler.These cookies are soft and chewy.
O, mutfakta birkaç yumurta kaynattı.He boiled some eggs in the kitchen.
Tom ve John'un Meryem'le ilgili tartışması yumruklaşmayla neticelendi.Tom and John had an argument about Mary that ended in a punch-up.
Yumurtalar iyi bir protein kaynağı mıdır?Are eggs a good source of protein?
Çiğ yumurta yemek sizin için kötü olabilir.Eating raw eggs could be bad for you.
Yumurta tam kıvamında pişmişti.This egg was perfectly cooked.
Yumurta mükemmel pişti.This egg was perfectly cooked.
Timsahlar yumurtlar mı?Do alligators lay eggs?
Maria yumurtaları birbiri ardına yumurta kartonundan aldı.Maria took the eggs one after the other from the egg carton.
Maria yumurtaları peş peşe yumurta kartonundan çıkardı.Maria took the eggs, one after another out of the egg carton.
Kar yumuşak ve kabarıktı.The snow was soft and fluffy.
Yumurtaları kır ve sarıları ve beyazları ayır.Break the eggs and separate the yolks and whites.
Tom bir yumruk kavgasına girdi.Tom got into a fistfight.
Sana biraz yumurta yapabilir miyim?Can I make you some eggs?
Ben yüz yıl yumurtası yiyeceğim.I will eat century egg.
Tom yumurta pişiriyor.Tom is cooking eggs.
Faberge yumurtaları çok değerlidir.Fabergé eggs are very valuable.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod