yoz ile cümle
yoz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
Çünkü, bu aslında orada bir yerde olan... ...yozlaşmayla ilgili değil, değil mi?Parce que le vrai problème, ce n'est pas la corruption ici ou là-bas, n'est-ce pas?
Çünkü, bu aslında orada bir yerde olan... ...yozlaşmayla ilgili değil, değil mi?Perché in realtà la corruzione non è da qualche parte laggiù, vero?
Çünkü, bu aslında orada bir yerde olan... ...yozlaşmayla ilgili değil, değil mi?Porque não se trata da corrupção algures, lá longe, não é?
Çünkü, bu aslında orada bir yerde olan... ...yozlaşmayla ilgili değil, değil mi?Porque realmente no se trata de la corrupción en algún lugar por ahí, ¿verdad?
Çünkü, bu aslında orada bir yerde olan... ...yozlaşmayla ilgili değil, değil mi?Want het gaat niet om corruptie ergens ver weg, of wel?
Çünkü, bu aslında orada bir yerde olan... ...yozlaşmayla ilgili değil, değil mi?Επειδή δεν έχει να κάνει με τη διαφθορά, κάπου μακριά.
Çünkü, bu aslında orada bir yerde olan... ...yozlaşmayla ilgili değil, değil mi?Адже справа не просто в корупції, що процвітає в окремих країнах, чи не так?
Çünkü, bu aslında orada bir yerde olan... ...yozlaşmayla ilgili değil, değil mi?Защото това наистина не е за корупцията някъде там, нали?
Çünkü, bu aslında orada bir yerde olan... ...yozlaşmayla ilgili değil, değil mi?Потому что речь идёт о коррупции не где-то далеко, не так ли?
Çünkü, bu aslında orada bir yerde olan... ...yozlaşmayla ilgili değil, değil mi?כי בעצם לא מדובר בשחיתות שמתרחשת אי-שם, נכון?
Çünkü, bu aslında orada bir yerde olan... ...yozlaşmayla ilgili değil, değil mi?لأنها ليست حقاً حول الفساد في مكان ما هناك، هل هو؟
Çünkü, bu aslında orada bir yerde olan... ...yozlaşmayla ilgili değil, değil mi?汚職のことではないんですから グローバル化した世界において 汚職は
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Bởi vì những lãnh đạo tha hóa trong khu vực này đã mất đi ngay cả khả năng lừa dối của họ.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Denn die korrupte Elite in der Region hat sogar die Macht der Täuschung verloren.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.그 지역의 이 부패한 엘리트들이 기만의 힘 마저도 잃었기 때문입니다.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Mert ez a korrupt elit abban a régióban még a megtévesztés hatalmát is elveszítette.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Omdat de corrupte elite in die regio zelfs de kracht om te misleiden heeft verloren.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Parce que cette élite corrompue dans cette région a même perdu son pouvoir de duper.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Pentru că această elită coruptă din acea regiune a pierdut chiar şi puterea de a înşela.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Perché questa élite corrotta in quella regione ha perso anche il potere d'imbrogliare.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Porque esta elite corrupta naquela região perdeu até o poder de enganar.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Porque la élite corrupta de esa región ha perdido hasta el poder de engaño.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Pretože táto skorumpovaná elita v tomto regióne stratilia aj schopnosť klamať.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Protože tato zkorumpovaná elita v této oblasti dokonce ztratila schopnost oklamat.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Διότι η διεφθαρμένη ελίτ σε εκείνη την περιοχή έχει χάσει ακόμα και τη δύναμη της εξαπάτησης.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Поэтому эта коррумпированная элита в этом регионе лишилась даже способности обманывать.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Така корумпована еліта, в цьому регіоні, втратила вже навіть вміння брехати.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Тъй като корумпирания елит в този регион загуби дори силата на заблудата.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.בגלל שהאליטה המושחתת באזור זה איבדה את כוח השקר.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.لأن ھذه النخبة الفاسدة في المنطقة فقدَت حتى قوّتَھا في الخداع،
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.人々を騙す力さえ 失ってしまったからです 過去も現在も
Demek istediğim evet hepsi... ...ama yozlaşma küresel aktörlerin eylemleri ile... ...mümkün olmaktadır.C'est tout cela, oui, mais la corruption est rendue possible par les actions d'intermédiaires.
Demek istediğim evet hepsi... ...ama yozlaşma küresel aktörlerin eylemleri ile... ...mümkün olmaktadır.Da, toate astea contribuie, dar corupția este posibilă din cauza acțiunilor unor înlesnitori globali.
Demek istediğim evet hepsi... ...ama yozlaşma küresel aktörlerin eylemleri ile... ...mümkün olmaktadır.Gewiss, es ist all das, aber Korruption wird von den Handlungen globaler Mittelsmänner möglich gemacht.
Demek istediğim evet hepsi... ...ama yozlaşma küresel aktörlerin eylemleri ile... ...mümkün olmaktadır.Jag menar det är allt detta, men korruption möjliggörs av att globala aktörer aktivt hjälper till.
Demek istediğim evet hepsi... ...ama yozlaşma küresel aktörlerin eylemleri ile... ...mümkün olmaktadır.Jeg mener, det er det også, men korruptionen er lavet mulig af deltagelse globale facilitatorer.
Demek istediğim evet hepsi... ...ama yozlaşma küresel aktörlerin eylemleri ile... ...mümkün olmaktadır.네, 이 모든 것들이 맞습니다. 하지만 무엇보다 세계적으로 활동하며 서로 조력하는 자들이 부패의 진정한 주범입니다.
Demek istediğim evet hepsi... ...ama yozlaşma küresel aktörlerin eylemleri ile... ...mümkün olmaktadır.Sim, também é tudo isso, mas a corrupção torna-se possível por causa das ações de mediadores internacionais.
Demek istediğim evet hepsi... ...ama yozlaşma küresel aktörlerin eylemleri ile... ...mümkün olmaktadır.Teda áno, je to kvôli tomu všetkému, ale korupciu umožňujú činy globálnych facilitátorov.
Demek istediğim evet hepsi... ...ama yozlaşma küresel aktörlerin eylemleri ile... ...mümkün olmaktadır.Ναι, είναι όλα αυτά, αλλά η διαφθορά καθίσταται δυνατή από τις πράξεις αυτών, που παγκοσμίως τη διευκολύνουν.
Demek istediğim evet hepsi... ...ama yozlaşma küresel aktörlerin eylemleri ile... ...mümkün olmaktadır.Звичайно ж, і це все також, але, насамперед, корупція стає можливою завдяки впливовим посередникам.
Demek istediğim evet hepsi... ...ama yozlaşma küresel aktörlerin eylemleri ile... ...mümkün olmaktadır.Искам да кажа, да, в нея има всичко това, но корупцията е станала възможна от действията на глобални помагачи.
Demek istediğim evet hepsi... ...ama yozlaşma küresel aktörlerin eylemleri ile... ...mümkün olmaktadır.Конечно, и в этом тоже, но коррупция процветает благодаря действиям мировых посредников.
Demek istediğim evet hepsi... ...ama yozlaşma küresel aktörlerin eylemleri ile... ...mümkün olmaktadır.נכון, זה כל הדברים האלה, אבל השחיתות מתאפשרת הודות לפעילותם של גורמים מסייעים גלובליים.
Demek istediğim evet hepsi... ...ama yozlaşma küresel aktörlerin eylemleri ile... ...mümkün olmaktadır.أعني، نعم، أنها كل تلك، ولكن الفساد، جعلت من الممكن بالإجراءات من الميسرين العالمية.
Demek istediğim evet hepsi... ...ama yozlaşma küresel aktörlerin eylemleri ile... ...mümkün olmaktadır.でも 汚職を可能たらしめているのは グローバルに暗躍する ファシリテーターの存在なのです さきほどお話した人たちのことを 振り返ってみましょう
Diem, demokrasiden pek haz etmeyen adeta yozlaşmış ve otoriter bir liderdi.che non era favorevole alla democrazia
Diem, demokrasiden pek haz etmeyen adeta yozlaşmış ve otoriter bir liderdi.der kein Fan von Demokratie gewesen ist.
Diem, demokrasiden pek haz etmeyen adeta yozlaşmış ve otoriter bir liderdi.Diem era um governante corrupto bastante autocrático, que não era um grande fã da democracia.
Diem, demokrasiden pek haz etmeyen adeta yozlaşmış ve otoriter bir liderdi.Diệm là một kẻ cai trị độc tài tham nhũng, là một người không thích chế độ dân chủ.
Diem, demokrasiden pek haz etmeyen adeta yozlaşmış ve otoriter bir liderdi.고딘디엠은 꽤나 부패한 독재자라서 독재를 혀용하지 않는 민주주의를 별로 안 좋아했다.
Diem, demokrasiden pek haz etmeyen adeta yozlaşmış ve otoriter bir liderdi. Ve böylelikle,И така, активистите от Юга, които започнали да се надигат срещу президент Дием, били Виет Конг.
Diem, demokrasiden pek haz etmeyen adeta yozlaşmış ve otoriter bir liderdi.Нго Дінь З'єм явно був корумпованим автократичним лідером і не проявляв великої симпатії до демократії.
Diem, demokrasiden pek haz etmeyen adeta yozlaşmış ve otoriter bir liderdi.人は民主主義の大ファンではなかった。 ですから、南部では、これらの選手
Diem Hükümetinden hoşlanmadılar. Diem, demokrasiden pek haz etmeyen adeta yozlaşmış ve otoriter bir liderdi.Diem byl pěkně zkorumpovaný autokratický vládce, který nepodporoval demokracii.
Diem Hükümetinden hoşlanmadılar. Diem, demokrasiden pek haz etmeyen adeta yozlaşmış ve otoriter bir liderdi.Diem was een behoorlijk corrupte, autocratische bewindsvoerder, die geen grote fan van de democratie was.
Diem Hükümetinden hoşlanmadılar. Diem, demokrasiden pek haz etmeyen adeta yozlaşmış ve otoriter bir liderdi.Megint egy kicsit előre ugrunk, és - elnézést a rossz kiejtésért -
Dolayısıyla, avukatların sadece buna bakarak ne kadar yozlaşmış oldukarını anlamaları lazım.Anwälte sind daher schon bei Definition korrupt.
Dolayısıyla, avukatların sadece buna bakarak ne kadar yozlaşmış oldukarını anlamaları lazım.Donc les avocats doivent comprendre qu'ils ne sont corrompus que par l'homme.
Dolayısıyla, avukatların sadece buna bakarak ne kadar yozlaşmış oldukarını anlamaları lazım.Gli avvocati devono capire che presi da soli sono uomini corrotti.