Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.In questo modo hanno fatto la loro strada per la stanza ripetutamente, senza nulla decisivo in corso.
Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.이런 방식으로 그들은 아무것도 결정하지 않고, 반복 방 주위를 향했다
Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.Näin he lensivät ympäri huonetta toistuvasti, ilman mitään ratkaisevaa tapahtuu.
Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.Na ta način so naredili svojo pot po sobi večkrat, ne da bi karkoli odločilnega poteka.
Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.Op die manier maakten ze hun weg door de kamer te drukken, zonder dat er iets beslissend plaatsvinden.
Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.På den måde de gjorde deres vej rundt i lokalet flere gange, uden at noget afgørende finder sted.
Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.På detta sätt tog sig runt i rummet upprepade gånger utan att något avgörande äger rum.
Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.Tímto způsobem oni dělali jejich cestu po místnosti opakovaně, aniž by cokoliv rozhodující probíhá.
Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.Týmto spôsobom oni robili ich cestu po miestnosti opakovane, bez toho, aby čokoľvek rozhodujúce prebieha.
Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.W ten sposób dotarli po pokoju wielokrotnie, bez niczego decydujący miejsce.
Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.По този начин те си проправят път из стаята многократно, без нищо решаващ които се провеждат.
Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.Таким образом, они пробирались по комнате несколько раз, без ничего решающего происходит.
Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.Таким чином, вони пробиралися по кімнаті кілька разів, без нічого вирішального відбувається.
Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.בדרך זו הם עשו את דרכם ברחבי החדר שוב ושוב, בלי שום דבר מכריע
Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.بهذه الطريقة جعلوا طريقهم في جميع أنحاء الغرفة مرارا وتكرارا ، من دون أي شيء حاسم
Bu şekilde belirleyici bir şey olmadan, odanın etrafında tekrar tekrar yolunu tuttular yer alıyor.開催。実際には、理由が遅いペースの、それ
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul.""Bedenk een manier om deze trein stil te krijgen."
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul.""Encontrem uma maneira de silenciar este comboio."
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul.""Encuentra una manera de acallar el tren."
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul.""Finden Sie einen Weg, um diesen Zug leiser zu machen."
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul.""Find på en måde til at dæmpe toget."
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul.""Găseşte o metodă să faci silenţios acest tren."
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul.""이 기차를 조용히 만들 방법을 찾아와라"
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul."Szef inżyniera kazał zmniejszyć ten hałas.
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul."- Találjátok ki, hogyan lehet lecsendesíteni ez a vonatot!
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul.""Temukan cara membuat kereta ini sunyi."
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul.""Trouvez un moyen de rendre ce train plus silencieux."
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul.""Trovate un modo per silenziare il treno."
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul.""Βρες τρόπο να γίνει ήσυχο το τρένο αυτό".
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul.""Найдите способ сделать этот поезд менее шумным".
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul.""Намери начин да направиш този влак тих."
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul.""תמצא דרך להשתיק את הרכבת הזו."
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul.""جِدوا طريقة ما لإسكات هذا القطار"
"Bu treni sessizleştirmenin bir yolunu bul."彼はたまたま、野鳥観察が好きでした
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.Đây là cách chúng tôi làm cho con người được chăm sóc đặc biệt.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.Ecco un modo che ci permetterebbe di portare i malati alla terapia intensiva.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.Ésta es una manera en la que podemos llevar a la gente a cuidados intensivos.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.Her er en måde vi kan få folk til intensivbehandling.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.Hier ist eine Art und Weise wie wir Leute Notfallmedizin verabreichen können.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.Iată un mod de-a transporta oamenii la secția de urgență.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.이것이 응급상황의 환자에게 적용할 수 있는 방법인 것입니다.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.Tällä tavoin haluamme saattaa ihmiset tehohoitoon.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.Voilà une façon de traiter les gens en réanimation.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.W ten sposób zdążymy przewieźć człowieka do szpitala.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.Zo kan je mensen naar de eerste hulp krijgen.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.Να ένας τρόπος να μεταφέρουμε τους ανθρώπους σε ιατρική φροντίδα.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.Вот как мы можем доставлять людей в реанимацию.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.Ето един начин, по който можем да въведем хората в критична грижа.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.הנה דרך להביא אנשים לטיפול נמרץ.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.هذه طريقة لكيفية جلب الناس لمشافي الحالات الحرجة.
Bu yaptığımız bize insanları yoğun bakıma götürmenin farklı bir yolunu gösteriyor.こうすれば低い体温を維持しながら 救命救急施設に搬送できるのです
Bu yeri cennete çevirirken ihtiyaçlarımızı karşılamanın bir yolunu bulmamız gerekiyor.Dobbiamo trovare un modo per andare incontro alle nostre necessità, mentre rendiamo questo posto un Eden.
Bu yeri cennete çevirirken ihtiyaçlarımızı karşılamanın bir yolunu bulmamız gerekiyor.Kita harus menemukan cara memenuhi kebutuhan kita, sambil membuat tempat ini seperti Eden.
Bu yeri cennete çevirirken ihtiyaçlarımızı karşılamanın bir yolunu bulmamız gerekiyor.우리는 이 공간을 에덴 동산으로 만드는 가운데에 우리의 필요를 충족시킬 수 있는 방법을 찾아야 합니다.
Bu yeri cennete çevirirken ihtiyaçlarımızı karşılamanın bir yolunu bulmamız gerekiyor.Musíme nájsť spôsob, ako zabezpečiť naše potreby a zároveň urobiť z tohto miesta raj na zemi.
Bu yeri cennete çevirirken ihtiyaçlarımızı karşılamanın bir yolunu bulmamız gerekiyor.Musimy znaleźć sposób, aby zaspokajać nasze potrzeby, równocześnie czyniąc to miejsce rajem.
Bu yeri cennete çevirirken ihtiyaçlarımızı karşılamanın bir yolunu bulmamız gerekiyor.Nous devons trouver un moyen de satisfaire nos besoins, tout en faisant de cet endroit un Eden.
Bu yeri cennete çevirirken ihtiyaçlarımızı karşılamanın bir yolunu bulmamız gerekiyor.Trebuie să găsim o cale să ne satisfacem nevoile în timp ce facem din acest loc un Paradis.
Bu yeri cennete çevirirken ihtiyaçlarımızı karşılamanın bir yolunu bulmamız gerekiyor.Úgy kell kielégítsük szükségleteinket, hogy közben ezt a helyet paradicsommá alakítjuk.
Bu yeri cennete çevirirken ihtiyaçlarımızı karşılamanın bir yolunu bulmamız gerekiyor.We moeten een manier vinden om in onze behoeften te voorzien terwijl we van deze aarde een paradijs maken.