Gandhi'nin yoluna dusmesini istiyor,Mahatma Gandhis vej.
Gandhi'nin yoluna dusmesini istiyor,Mahatma Gandhi's weg was gevolgd.
Gandhi'nin yoluna dusmesini istiyor,Mahatma Ghandi's genommen hätte.
Gandhi'nin yoluna dusmesini istiyor,בדרכו של מהטמה גנדי.
Gandhi'nin yoluna dusmesini istiyor,فى طريق ماهاتما غاندى.
Gandhi'nin yoluna dusmesini istiyor,最後に勤勉性です
Gelecek videolarda aralarında nasıl bir bağlantı olduğunu... ...daha ayrıntılı açıklama yoluna gideceğim.Trong các video tiếp, tôi sẽ đi vào trực quan hơn về cách mà chúng liên quan. Nó...
Gelecek videolarda aralarında nasıl bir bağlantı olduğunu... ...daha ayrıntılı açıklama yoluna gideceğim.W jednym z następnych filmów zamierzam odwołać się bardziej do intuicji jak one są połączone
Gelecek videolarda aralarında nasıl bir bağlantı olduğunu... ...daha ayrıntılı açıklama yoluna gideceğim.У наступних відео я розкажу більш детально, як вони пов'язані.
(Gülüşmeler) Ve sanki gökten yardım inmiş gibi, işler yoluna girdi ve devrim şeklini almaya başladı.(Γέλια) και σαν από θεϊκή παρέμβαση, τα πράγματα ήρθαν έτσι ώστε βοήθησαν την επανάσταση αυτή να λάβει μορφή.
"Hadi, bana biraz Krebozen ver, her şey yoluna girecek."והוא התחנן לרופא שלו,
Hanna, ‹‹Senin gözünde lütuf bulayım›› deyip yoluna gitti. Sonra yemek yedi. Artık üzgün değildi.Jawab Hana, "Semoga aku mendapat restu Bapak." Kemudian ia pergi, lalu makan; dan ia tidak sedih lagi
Hanna, ‹‹Senin gözünde lütuf bulayım›› deyip yoluna gitti. Sonra yemek yedi. Artık üzgün değildi.가로되 당신의 여종이 당신께 은혜 입기를 원하나이다 하고 가서 먹고 얼굴에 다시는 수색이 없으니라
Hanna, ‹‹Senin gözünde lütuf bulayım›› deyip yoluna gitti. Sonra yemek yedi. Artık üzgün değildi.ותאמר תמצא שפחתך חן בעיניך ותלך האשה לדרכה ותאכל ופניה לא היו לה עוד׃
Hanna, ‹‹Senin gözünde lütuf bulayım›› deyip yoluna gitti. Sonra yemek yedi. Artık üzgün değildi.فقالت لتجد جاريتك نعمة في عينيك. ثم مضت المرأة في طريقها واكلت ولم يكن وجهها بعد مغيّرا
Hanna, ‹‹Senin gözünde lütuf bulayım›› deyip yoluna gitti. Sonra yemek yedi. Artık üzgün değildi.哈 拿 說 、 願 婢 女 在 你 眼 前 蒙 恩 . 於 是 婦 人 走 去 喫 飯 、 面 上 再 不 帶 愁 容 了
Hanna, ‹‹Senin gözünde lütuf bulayım›› deyip yoluna gitti. Sonra yemek yedi. Artık üzgün değildi.哈 拿說 、 願 婢女 在 你 眼前 蒙恩 . 於是 婦人 走去 喫飯 、 面上 再 不 帶 愁容 了
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Ik wist niet wat ik moest doen met mijn leven. Ze zeiden me: "Volg je passie en alles komt goed."
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Je ne savais pas quoi faire de ma vie, mais on m'a dit que si je suivais ma passion, ça marcherait.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.전 제 인생에서 무엇을 해야 할지 몰랐어요. 그러나 너의 열정을 쫓아간다면 성공할거라고 배웠습니다.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Nie wiedziałem, co z sobą robić w życiu, ale wmawiano mi, że idąc za pasją, dam sobie radę.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Non sapevo che fare della mia vita, ma mi venne detto "Se segui la tua passione, sicuramente andrà bene".
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.No sabía qué hacer con mi vida, pero me dijeron que si seguía mi pasión, iba a funcionar.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Nu ştiam ce să fac cu viaţa mea, dar mi s-a spus că dacă-ţi urmăreşti pasiunea, se va rezolva.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Tôi đã không biết nên làm gì với cuộc đời mình, nhưng tôi được dạy rằng theo đuôỉ đam mê rồi sẽ thành công
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Δεν ήξερα τι να κάνω στη ζωή μου, αλλά μου είπαν ότι αν ακολουθήσω το πάθος μου, όλα θα λυθούν.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.Не знаех какво да правя с живота си, но ми казваха - ако следваш страстта си, всичко ще се подреди.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.לא ידעתי מה לעשות בחיי, אבל אמרו לי שאם אלך עם התשוקה שלי, הכל יסתדר.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.لم أكون أعرف ماذا أفعل في حياتي، ولكن قيل لي إذا كنت تتبع شغفك، سوف ينجح الأمر.
Hayatımla ne yapacağımı bilmiyordum, ama duyduğuma göre eğer tutkunu takip edersen her şey yoluna girer.すると「夢を追いかけろ そのうち分かってくる」と言われた いくつか例をあげようか
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.A célargumentum az elsőként megadott fájl elérési útja lesz.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.Argumentul destinație va fi stabilit la calea primului fișier furnizat.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.Cieľový priečinok bude nastavený podľa prvého zadaného súboru.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.Cilj bo nastavljen na pot datoteke, ki je podana kot prva.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.Das Ziel wird auf den Pfad der ersten angegebenen Datei gesetzt.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.Destinationen sættes til stien for den først angivne fil.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.Docelowym katalogiem będzie ścieżka pierwszego podanego pliku.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.El argumento de destino se establecerá a la ruta del primer archivo suministrado.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.Het doelargument zal worden ingesteld op het pad van het eerste gegeven bestand.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.대상 인자는 처음으로 지정된 파일의 경로로 설정됩니다.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.Kohdeparametri asetetaan ensimmäisen annetun tiedoston poluksi.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.L' argomento destinazione verrà impostato nel percorso del primo file fornito.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.L'argument de destination sera positionné à l'emplacement du premier fichier fourni.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.Målargumentet ställs in till sökvägen för den första filen som anges.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.O argumento de destino será configurado com o local do primeiro ficheiro indicado.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.Η παράμετρος προορισμού ορίζεται στη διαδρομή του πρώτου δοσμένου αρχείου.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.Назначение будет определено по первому заданному файлу.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.Параметр призначення буде встановлено у значення адреси першого наданого файла.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.ستوضع معاملات المقصد إلى مسار أول ملف معطى.
Hedef argümanı verilen ilk dosyanın yoluna göre ayarlanacak.与えられた最初のファイルのパスを行き先の引数に設定します。
Hepimizi de Ya Rabbi doğru yoluna sürecek bize Sahib gönder.إقبل عبوديتنا. ابعث لنا الصاحب ، السلطان
Her şey çok kötü, işler yoluna girene dek işlere bile bakmayacağım.En aio edes etsiä työpaikkaa -- asiat ovat niin huonosti -- ennenkuin tilanne paranee.
Her şey çok kötü, işler yoluna girene dek işlere bile bakmayacağım.Nechystám si ani shánět práci, je to špatné, dokud se to nezlepší.
Her şey çok kötü, işler yoluna girene dek işlere bile bakmayacağım.Nie zamierzam na razie szukać pracy (sprawy źle się mają), dopóki nie będzie lepiej.
Her şey çok kötü, işler yoluna girene dek işlere bile bakmayacağım.Я навіть не збираюся шукати роботу - все так погано - до тих пір, поки все не налагодиться.
Herşeyi yoluna koymalıyız. Bu noktaya nasıl geldik bilemiyorum.Nevím, proč se to s námi stalo.
Herşeyi yoluna koymalıyız. Bu noktaya nasıl geldik bilemiyorum.Nie mam pojęcia jak doszło do tego pomiędzy nami
Herşeyi yoluna koymalıyız. Bu noktaya nasıl geldik bilemiyorum.No sé cómo hemos llegado hasta aquí.
Herşeyi yoluna koymalıyız.Dobbiamo sistemare la questione.
Herşeyi yoluna koymalıyız.Wir müssen etwas tun.