"Cihatım, Barış Yolum." Yani, dönüşüm gerçekleşebilir."Mein Jihad, mein Weg zum Frieden". So also kann Transformation stattfinden.
"Cihatım, Barış Yolum." Yani, dönüşüm gerçekleşebilir."Mi Jihad, Mi manera de paz". Así que la transformación sí puede pasar.
"Cihatım, Barış Yolum." Yani, dönüşüm gerçekleşebilir."Môj Jihad, Moja cesta mieru." Takže, zmena sa môže uskutočniť.
"Cihatım, Barış Yolum." Yani, dönüşüm gerçekleşebilir."Mój Jihad, Moja Droga Pokoju." Więc zmiana może nastąpić.
"Cihatım, Barış Yolum." Yani, dönüşüm gerçekleşebilir." Mon Jihad, Ma voie vers la Paix. " La transformation peut se produire.
"Cihatım, Barış Yolum." Yani, dönüşüm gerçekleşebilir."Můj Jihad, moje cesta míru." Takže, změna se může uskutečnit.
"Cihatım, Barış Yolum." Yani, dönüşüm gerçekleşebilir."My Jihad, My Way of Peace" [Mijn Jihad, mijn manier van vrede] Transformatie is mogelijk.
"Cihatım, Barış Yolum." Yani, dönüşüm gerçekleşebilir." Η Τζιχάντ μου, Ο δρόμος μου για την Ειρήνη". Τέτοια μεταμόρφωση μπορεί να συμβεί.
"Cihatım, Barış Yolum." Yani, dönüşüm gerçekleşebilir.И дори написа книга озаглавена "Моят джихад, моят Мир". Така че, трансформации се случват.
"Cihatım, Barış Yolum." Yani, dönüşüm gerçekleşebilir."Мій джихад, мій шлях миру". Отже, трансформація можлива.
"Cihatım, Barış Yolum." Yani, dönüşüm gerçekleşebilir."Мой Джихад, мой путь мира". Как видите, перемены возможны.
"Cihatım, Barış Yolum." Yani, dönüşüm gerçekleşebilir."הג'יהאד שלי, דרכי לשלום." אז, שינוי מהותי יכול לקרות.
"Cihatım, Barış Yolum." Yani, dönüşüm gerçekleşebilir." جهادي: طريقي للسلام." إذن التحول يمكن ان يحدث.
"Cihatım, Barış Yolum." Yani, dönüşüm gerçekleşebilir.だから皆さんに 頭の中にある織物— 自分をコントロールしている
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Agora, pois, filhos, ouvi-me; porque felizes são os que guardam os meus caminhos.
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!"Ahora pues, hijos, oídme: Bienaventurados los que guardan mis caminos
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!A tak tedy, synové, poslechněte mne, nebo blahoslavení jsou ostříhající cest mých.
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!A tak teraz, synovia, počúvajte na mňa! A blahoslavení sú tí, ktorí ostríhajú moje cesty.
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!És most fiaim, hallgassatok engemet, és boldogok, a kik az én útaimat megtartják.
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Et maintenant, mes fils, écoutez-moi, Et heureux ceux qui observent mes voies!
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Karena itu, dengarkanlah aku, hai orang muda! Turutilah petunjukku, maka kau akan bahagia
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!아들들아 이제 내게 들으라 내 도를 지키는 자가 복이 있느니라
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Nu dan, kinderen, luister naar mij! Want gelukkig zijn zij, die doen wat ik voorschrijf.
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Og nu, barn, hør på mig! Salige er de som følger mine veier.
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Og nu, I Sønner, hør mig! Vel den, der vogter på mine Veje!
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Ora, figli, ascoltatemi: beati quelli che seguono le mie vie
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Så hören mig nu, I barn, ty saliga äro de som hålla mina vägar.
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Şi acum, fiilor, ascultaţi-mă, căci ferice de ceice păzesc căile mele!
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Siis te, lapset, kuulkaa minua; autuaat ne, jotka noudattavat minun teitäni!
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Słuchajcież mię tedy teraz, synowie! albowiem błogosławieni, którzy strzegą dróg moich.
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!So gehorchet mir nun, meine Kinder. Wohl denen, die meine Wege halten!
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Vậy , bây_giờ , các con ơi ! hãy nghe ta ; Ai giữ đạo ta lấy_làm có phước thay .
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Vậy, bây giờ, các con ơi! hãy nghe ta; Ai giữ đạo ta lấy làm có phước thay.
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Zdaj torej, sinovi, poslušajte me; ker blagor njim, ki se držé potov mojih!
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Τωρα λοιπον ακουσατε μου, ω τεκνα διοτι μακαριοι οι φυλαττοντες τας οδους μου.
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Итак, дети, послушайте меня; и блаженны те, которые хранят пути мои!
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!Сега, прочее, послушайте ме, о, чада, Защото блажени са ония, които пазят моите пътища.
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!ועתה בנים שמעו לי ואשרי דרכי ישמרו׃
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!فالآن ايها البنون اسمعوا لي. فطوبى للذين يحفظون طرقي.
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!眾 子 阿 、 現 在 要 聽 從 我 . 因 為 謹 守 我 道 的 、 便 為 有 福
Çocuklarım, şimdi beni dinleyin: Yolumu izleyenlere ne mutlu!眾子阿 、 現 在 要 聽從 我 . 因 為謹 守 我 道 的 、 便為 有福
Daha çok yolumuz var.Abbiamo ancora tanta strada da fare.
Daha çok yolumuz var.Meillä on pitkä matka edessämme.
Daha çok yolumuz var.Tenemos un largo camino por recorrer.
Daha çok yolumuz var.Още много път трябва да извървим.
Daha gidecek çok yolumuz var.Čaka nas še veliko dela.
Daha gidecek çok yolumuz var.Il nous reste beaucoup de chemin à faire.
Daha gidecek çok yolumuz var.Je před námi dlouhá cesta.
Daha gidecek çok yolumuz var.Mai avem multe de învăţat.
Daha gidecek çok yolumuz var.Secondo il mio parere, abbiamo una lunga strada da percorrere.
Daha gidecek çok yolumuz var.Szerintem még hosszú út áll előttünk.
Daha gidecek çok yolumuz var.Vi har en lång väg kvar.
Daha gidecek çok yolumuz var.We hebben een lange weg te gaan.
Daha gidecek çok yolumuz var.Wir haben noch einen langen Weg vor uns.
Daha gidecek çok yolumuz var.Έχουμε πολύ δρόμο να διανύσουμε.
Daha gidecek çok yolumuz var.Имаме да извървим дълъг път.
Daha gidecek çok yolumuz var.Нам предстоит долгий путь.
Daha medenileşmiş değiliz. Daha çok yolumuz var.Kita belum terlalu beradab . kita punya jalan yang panjang untuk kita lalui.
Değil mi? Ne yapman gerekiyorsa onu söylüyor. Kısacası, yolumuz uzun.Heute glauben wir zu sprechen, aber geben meist nur Geräusche von uns.
Değil mi? Ne yapman gerekiyorsa onu söylüyor. Kısacası, yolumuz uzun.¿ok? ... así que tenemos un largo camino por recorrer, la mayor parte de lenguajes es ruido