Biz bir çıkış yolu bulamadık.We were unable to find a way out.
Biz daha kolay bir çözüm yolu varken onu zor bir şekilde yapıyoruz.We've been doing it the hard way.
Bunu söylemenin kolay bir yolu yok.There's no easy way to say this.
Senin geleceğini tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır.The best way to predict your future is to create it.
Şehrin çevresindeki yolunu biliyor.She knows her way around the city.
Şehrin çevresindeki yolumuzu biliyoruz.We know our way around the city.
Onu düzeltmenin bir yolunu bulmalıyız.We have to find a way to correct that.
Tom benim ligin çıkar yolu.Tom is way out of my league.
Herkes kendi yolunda delidir.Everyone is insane, in his or her own way.
Tom her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak için odaya bakındı.Tom looked around the room, making sure that everything was alright.
Sanırım Tom'un gidecek uzun bir yolu var.I think Tom has a long way to go.
Tom kar atma makinesiyle araba yolunu tahliye etti.Tom cleared out his driveway with his snow blower.
Tom babasının araba yolunu kürekle kürümesine yardım etti.Tom helped his dad shovel the driveway.
Araç yolunun küreklenmesi gerekir.The driveway needs to be shoveled.
Şimdi her şeyin yolunda olduğuna inanıyorum.I believe everything is fine now.
Bisiklet yolunun partizan politikasıyla ne ilgisi var?What does a bike path have to do with partisan politics?
Tek bir çıkış yolu görmüyorum!I don't see a single way out!
Bunun gerçekleşmesi için yolumuza devam ediyoruz.We're well on our way to making that happen.
Listeyi daraltmanın bir yolunu bulmak zorundayız.We have to find a way to narrow down the list.
Başarıyı ölçmenin bir yolu var mı?Is that any way to measure success?
Tom'un dans etmesini durdurmanın başka bir yolu olmadığını görüyorum.I don't see any way of stopping Tom from dancing.
Tom sizi buradan çıkarmanın bir yolunu bulacak.Tom will find a way to get you out of here.
Tom kolay yolu seçti.Tom took the path of least resistance.
Kazanmanın bir yolunu bulmak zorundayız.We've got to find a way to win.
Tom nihayet yoluna devam etti.Tom finally got back on track.
Her şeyimiz yolunda.We have everything in order.
Tom kendi yolunu bulacak.Tom is going to find his way.
Tom'u yenmenin hiçbir yolu yok.There's no way to defeat Tom.
Sadece kazanmanın bir yolunu bulduk.We just found a way to win.
Yolun dışında durdular.They stayed out of the way.
Onun başka yolu yok.There's no way around that.
Kendimi sıcak tutmamın hiçbir yolu yok.I have no way to stay warm.
Sıcak kalmamın hiçbir yolu yok.I have no way to stay warm.
Kendi yolumu çizmek zorundayım.I have to make my own way.
Kendi yolumu yapmak zorundayım.I have to make my own way.
Tom'un kazanmasının bir yolu var.There is a way Tom can win.
Tom kendi çıkış yolunu bulabilir mi?Can Tom find his way out?
Biz yolumuza devam ediyoruz.We're well on our way.
Kazanmanın bir yolunu bulduk.We found a way to win.
Onlar bu yolun yüzeyini düzleştirdiler, bu yüzden o şimdi çok daha güvenli.They've evened out the surface of this road, so it is a lot safer now.
Onu yapmanın bir yolunu bulmalıyız.We must find a way to do that.
Deneyiminiz profesyonel başarı yolunuz için uygundur.Your experience is favorable for your professional way of success.
Tom arabasını araba yolunda parketti.Tom parked his car in the driveway.
Neden araçlarım özel araba yolunda?Why are my tools in the driveway?
Oraya gitmemin hiçbir yolu yok.There's no way I'm going in there.
En yakın yolu bulmamıza yardımcı olur musun?Can you help us find the nearest road?
Yolun sol tarafında araç kullanma konusunda deneyimim yok.I don't have much experience driving on the left-side of the road.
Yolun sol tarafında çok sürüş deneyimim yok.I don't have much experience driving on the left-side of the road.
İleride yolun ortasında park edilmiş bir araba var.There's a car parked in the middle of the road up ahead.
Yolu boşaltın. Güvenli değil.Clear the road. It's not safe.
Tom'un evden buraya kadar bütün yolu yürüdüğüne inanamıyorum.I can't believe Tom walked all the way here from his house.
Onu yapmanın doğru yolu bu değil.That's not the right way to do that.
Tom bunu yaptırmanın bir yolunu buldu.Tom found a way to get it done.
Yolun sağ tarafında sürmek için çok deneyimim yok.I don't have much experience driving on the right side of the road.
Bunu yapabilmemizin başka bir yolu var mı?Is there any other way we could be doing this?
Fadıl para kazanmanın başka bir yolunu buldu.Fadil found another way to make money.
Beş kişi seken kurşunlar yoluyla yaralandı.Five men were injured by richocheting bullets.
Fadıl ile Leyla'nın birlikte olabilmesinin yalnızca tek yolu var.There is only one way Fadil and Layla can be together.
Fadıl para problemlerini çözmenin bir yolunu bulmak istiyordu.Fadil wanted to find a way to fix his money problems.
Zamanında oraya ulaşmamızın bir yolu yok.There is no way we will get there in time.