‹‹ ‹Bu yollardan özgürlüğüne kavuşamasa bile, özgürlük yılında çocuklarıyla birlikte özgür olacaktır.Nếu người không được chuộc lại bởi các thế_ấy , đến năm hân hỉ người và các con_trai người sẽ được ra tự_do .
‹‹ ‹Bu yollardan özgürlüğüne kavuşamasa bile, özgürlük yılında çocuklarıyla birlikte özgür olacaktır.Pakli by se nevyplatil v těch letech, tedy vyjde léta milostivého on, i synové jeho s ním.
‹‹ ‹Bu yollardan özgürlüğüne kavuşamasa bile, özgürlük yılında çocuklarıyla birlikte özgür olacaktır.Se non è riscattato in alcuno di quei modi, se ne andrà libero l'anno del giubileo: lui con i suoi figli
‹‹ ‹Bu yollardan özgürlüğüne kavuşamasa bile, özgürlük yılında çocuklarıyla birlikte özgür olacaktır.S`il n`est racheté d`aucune de ces manières, il sortira l`année du jubilé, lui et ses enfants avec lui.
‹‹ ‹Bu yollardan özgürlüğüne kavuşamasa bile, özgürlük yılında çocuklarıyla birlikte özgür olacaktır."Si no es rescatado antes, en el año del jubileo saldrá libre él y sus hijos con él
‹‹ ‹Bu yollardan özgürlüğüne kavuşamasa bile, özgürlük yılında çocuklarıyla birlikte özgür olacaktır.Wird er aber auf diese Weise sich nicht lösen, so soll er im Halljahr frei ausgehen und seine Kinder mit ihm.
‹‹ ‹Bu yollardan özgürlüğüne kavuşamasa bile, özgürlük yılında çocuklarıyla birlikte özgür olacaktır.Если же он не выкупится таким образом, то в юбилейный год отойдет сам и дети его сним,
‹‹ ‹Bu yollardan özgürlüğüne kavuşamasa bile, özgürlük yılında çocuklarıyla birlikte özgür olacaktır.Но ако така се не откупи, тогава да си излезе в юбилейната година, той и чадата му с него,
‹‹ ‹Bu yollardan özgürlüğüne kavuşamasa bile, özgürlük yılında çocuklarıyla birlikte özgür olacaktır.ואם לא יגאל באלה ויצא בשנת היבל הוא ובניו עמו׃
‹‹ ‹Bu yollardan özgürlüğüne kavuşamasa bile, özgürlük yılında çocuklarıyla birlikte özgür olacaktır.وان لم يفك بهؤلاء يخرج في سنة اليوبيل هو وبنوه معه.
‹‹ ‹Bu yollardan özgürlüğüne kavuşamasa bile, özgürlük yılında çocuklarıyla birlikte özgür olacaktır.他 若 不 這 樣 被 贖 、 到 了 禧 年 、 要 和 他 的 兒 女 一 同 出 去
‹‹ ‹Bu yollardan özgürlüğüne kavuşamasa bile, özgürlük yılında çocuklarıyla birlikte özgür olacaktır.他 若不這樣 被 贖 、 到 了 禧年 、 要和 他 的 兒女 一同 出去
Büyümeyi tetikleyecek en iyi yollardan biri, enerji sektöründe üzerinde çalışmaktır.Una de las mejores maneras para fomentar el crecimiento es por medio de nuestra industria de energía.
Coca-Cola şirketi ve üreticileri serinleme ihtiyacınızı farklı yollardan gidermeye hazır.Dünyada en çok tanınan marka... ...ve Coca-Cola 200'den fazla ülkede satılıyor.
Coca-Cola şirketi ve üreticileri serinleme ihtiyacınızı farklı yollardan gidermeye hazır.O dünyada tanınan bir markadır.
Coca-Cola şirketi ve üreticileri serinleme ihtiyacınızı farklı yollardan gidermeye hazır.O, dünyanın en çok tanınan markası.
Coca-Cola şirketi ve üreticileri serinleme ihtiyacınızı farklı yollardan gidermeye hazır.O, dünyanın en çok tanınan markası.
Coca-Cola şirketi ve üreticileri serinleme ihtiyacınızı farklı yollardan gidermeye hazır.Ve 200'den fazla ülkede insanlar bu içeceğin tadını çıkarıyor.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Bởi vì chỉ một chút nỗ lực nhỏ là chúng ta có thể thay đổi hướng đi.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Denn mit nur ein klein wenig Aufwand können wir es in die eine oder andere Richtung verändern.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Fordi med blot en lille indsats kan vi dreje det i den ene eller anden retning.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Karena dengan hanya sedikit usaha Kita bisa ubah arah jalannya
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.왜냐하면 우리의 작은 노력을 통해서 한쪽에서 다른 쪽으로 옮겨갈 수 있을테니까요.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Koska pienelläkin yrityksellä voimme muuttaa kehityksen suuntaa.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Lebo iba s malým úsilím ju môžeme posunúť jedným alebo druhým smerom.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Mert egy nagyon kis erőfeszítéssel el tudjuk mozdítani a világot egyik, vagy másik irányba.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Omdat met een klein beetje moeite we het kunnen verschuiven in elke richting.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Parce qu'avec juste un petit effort, on peut faire pencher d'un côté ou de l'autre.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Pentru că numai cu puţin efort putem să schimbăm cursul lucrurilor într-o direcţie sau într-alta.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Perché sforzandoci un pochino possiamo spostare le cose da una parte o dall'altra.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Porque con sólo un poco de esfuerzo podemos cambiarlo de una forma o de otra.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Porque muito facilmente podemos enveredar por um ou outro caminho.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Protože s troškou úsilí ji můžeme posunout jedním, nebo druhým směrem.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Zato, ker lahko s samo malo truda premaknemo stvari v eno ali drugo smer.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Z niewielkim wysiłkiem, możemy zmieniać bieg rzeczy w jedną lub drugą stronę.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Γιατί με λίγη μόνο προσπάθεια μπορούμε να κινηθούμε από τον ένα δρόμο στον άλλον.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Защото с малко усилия можем да наклоним везните в едната или другата посока.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.Потому что всего лишь приложив небольшое усилие мы можем изменить ситуацию в ту или иную сторону.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.כיוון שבעזרת מאמץ קטן אנו עשויים להטות זאת לכיוון האחד או השני.
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.لأنه بقليل من المجهود نستطيع أن نغيره إلى أي إتجاه أو لآخر نريد .
Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.どちらに押しやることもできるのですから 会場の思いを代表して言いますが
Daha önce olduğu gibi, bu yollardan 3 tane olacaktır.Ako predtým, budeme mať tri cesty.
Daha önce olduğu gibi, bu yollardan 3 tane olacaktır.Ca si mai inainte, vor fi trei rute.
Daha önce olduğu gibi, bu yollardan 3 tane olacaktır.Come prima, ci saranno 3 percorsi.
Daha önce olduğu gibi, bu yollardan 3 tane olacaktır.Comme auparavant, il y aura 3 de ces chemins.
Daha önce olduğu gibi, bu yollardan 3 tane olacaktır.Jak poprzednio, będziemy mieli 3 ścieżki.
Daha önce olduğu gibi, bu yollardan 3 tane olacaktır.Liksom tidigare kommer det att finnas tre av dessa vägar.
Daha önce olduğu gibi, bu yollardan 3 tane olacaktır.Như lần trước, chúng ta có 3 đường
Daha önce olduğu gibi, bu yollardan 3 tane olacaktır.Som førhen, er der 3 af sådan nogen veje.
Daha önce olduğu gibi, bu yollardan 3 tane olacaktır.Stejně jako minule budeme mít 3 cesty.
Daha önce olduğu gibi, bu yollardan 3 tane olacaktır.Wie vorhin gibt es wieder drei dieser Pfade.
Daha önce olduğu gibi, bu yollardan 3 tane olacaktır.Как и ранее, у нас имеется 3 пути.
Daha önce olduğu gibi, bu yollardan 3 tane olacaktır.Както и преди, ще имаме три такива пътя.
Daha önce olduğu gibi, bu yollardan 3 tane olacaktır.כמו קודם, יהיו שלושה מסלולים כאלה.
Daha önce olduğu gibi, bu yollardan 3 tane olacaktır.كالسابق، سيكون 3 من هذه المسارات.
Daha önce olduğu gibi, bu yollardan 3 tane olacaktır.最小コスト優先探索のルールに従って進めた場合
Direk ya da dolaylı yollardan Avrupa'nın önemli bir bölümü onun kontrolü altındadır. .나는 말이지, 나는 유럽의 주요한 부분에 있어서 직접적인 지배 혹은 간접적인 지배를 둘 다 하고 있어."
Direk ya da dolaylı yollardan Avrupa'nın önemli bir bölümü onun kontrolü altındadır. ."Přímo či nepřímo mám pod kontrolou značnou část Evropy."
Direk ya da dolaylı yollardan Avrupa'nın önemli bir bölümü onun kontrolü altındadır. .Я маю, прямий чи непрямий контроль над важливою частиною Європи. І в той же час він знав, що
- düşünüldüğü yollardan biri değildir.Et alors, cela a attiré beaucoup d'attention : dans le Wall Street Journal, le Washington Post.