Bundan sonra uzayaraçları ayrılarak kendi yollarına gittiler.Ondertussen gingen de meiden ook hun eigen pad op.
Uluslararası Haydar Aliyev Havalimanı, Azerbaycan hava yollarının merkez ofisidir.Heydar Aliyev International Airport is de internationale luchthaven van de Azerbeidzjaanse hoofdstad Bakoe.
İlçeye giden yollar kapanmaktadır.De weg ernaartoe is afgesloten.
15 yıl öncesine kadar her kış yollar kapanırdı.Deze weg was tot 1968 elk jaar in de winter gesloten.
F sınıfı: Tavsiyeli yollardır.Klasse D: Alle 4-assige weggebruikers.
Yollarıma çember leyin bırakırdı kızlar.Het blijkt om een drieling te gaan, allemaal meisjes.
Mahallenin yolları çok iyi değildir.De wegen naar de plaats zijn zeer slecht.
"Drama Yolları".Marsch voor piano".
Bu gibi yollar hemen hemen duruk yollar veya duruğumsu yollar olarak da adlandırılır.De vaarstroken van deze routeringssystemen worden verkeersbanen of clearways genoemd.
Malatya İl YollarıBirmaspoorweg Ledoweg
Birlikte bağdan kurtulurlar ve yolları ayrılır.Deze weigert en hun wegen scheiden.
Yolları bozuktur, ulaşım güçlükle sağlanmaktadır.De wegen waren in slechte staat en de bevoorrading zou moeilijk verlopen.
Bu yolların düzeltilmesi için çabalar sürdürülmektedir.Er lopen projecten om dit te saneren.
Yollarda barikatlar kurulacağı duyuruldu.De straat is verkeersluw ingericht.
Bu yollar aynı zamanda haberleşme ve iletişim için elzem olmuşlardır.Dit blijkt tijdens de communicatie en interactie.
Bir süre Hızır ile yollarını ayırmıştır.Hierop scheiden hun wegen een tijdje.
Diğer teorisyenler aynı şeyi çeşitli yollarla ifade etmiştir.Verschillende schrijvers hebben hem op verschillende wijzen verklaard.
Geceydi ve yollarda kimsecikler yoktu.Er waren geen brede toegangswegen en geen ringwegen.
Yolların koruyucu ruhudur.De straat is beschermd erfgoed.
Hakkâri İl Yolları ^ Karayoları Genel Müdürlüğü 2016 verileriPersoonlijke website voor de presidentsverkiezingen in 2016
Tuco'yu trenle başka bir şehre yollar.Paco gaat met zijn vader op pad met de auto.
Halen yolları orman yoludur ve asfaltlanmamıştır.De wegen zijn vrij van asfalt en er zijn geen stoepranden.
Doktor, hepsini ölü uzaya yollar.Het is het vervolg van Dead Space.
Tarikat, Allah'a ulaşma ve onu tanıma yollarından her biridir.Want God zal ieder mens rekenschap vragen van zijn daden en dan volgt het oordeel.
Yollar: Belirli bir yolu izlemesi istenen nesneler için yollar tanımlanabilinir.Hierdoor is bij een mens gemakkelijk waar te nemen in welke richting hij kijkt.
Çoğu yerde bisiklet yolları mevcut.Op diverse plaatsen zijn fietsenstallingen geplaatst.
Diğer önemli karayollar A467, A4045 ve A449 olup güney-kuzey eksenli cift seritli yollardır.Tegenwoordig volgen de interlokale wegen A417, A419 and B4000 het grootste deel van het traject.
Omnibus viis Romam pervenitur Tüm yollar Roma'ya çıkar.Alle wegen leiden naar Rome of: Vele wegen leiden naar Rome.
19. yüzyılın başlarında, Alman yolları dikkat çekici derecede bozulmuştu.In het begin van de negentiende eeuw was het wegennetwerk in Duitsland erg slecht.
Ama çaresizlik seni o kötü yollara sürüklüyor.Zijn opmars werd verder vertraagd door de modderige wegen.
Örneğin kar yolları kapattığında kolaylıkla açabilmektedirler.Zo zijn er sneeuwschuivers die de wegen sneeuwvrij moeten houden.
"İsviçre'nin etrafında sürekli yeni demiyolları yapılıyor ve bu yollar ülkemize doğru yaklaşıyor.Vanuit deze wegen zijn het gehucht Einde en het dorp Swalmen te bereiken.
Sapıkça yollardan zevk alıyor.Het is vooral bekend van de hit I like the way.
Vali bundan sonra kendini yollara vurur.Daarop schiet Boss ook hem door het hoofd.
Demir yollarının babası olarak da bilinir.Dit wordt voor de Duitse spoorwegen ook wel de Reichsbahnzeit genoemd.
Demir yollarının şehir dışına taşınması için çalışmlar yapılmaktadır.Ten behoeve van de bewegwijzering wordt gebruikgemaakt van stadsroutes.
Yollar tamam haldedir ve sorunsuzdur.De weg is en blijft goed.
Bütün yollar Roma'ya çıkar.Alle wegen leiden naar Rome.
Kadınları konuşturma yollarına sahibiz ama onları susturmak için hiçbir şeyimiz yok.We hebben manieren om vrouwen te laten praten, maar we hebben niets om ze te laten zwijgen.
Şahin, 1998 yılında yasa dışı yollar ile Hollanda'ya gitmek zorunda kalmıştır.Şahin moest in 1998 illegaal naar Nederland.
Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.ERT (Earth Received Time) – czas odbioru sygnału na Ziemi.
Paragraf 2de verilen diğer kurallar bu yolların numaralanmasında uygulanmıştır.Pozostałe zasady punktu 2 są dla tych dróg zachowane.
Onları yollarda karşıladı.Spotkałem ich w drodze.
Bütün yollar kapatıldı.Wszystkie wyjścia były zamknięte.
Her zaman onunla çalışmak istemiştim ama yollarımız hiç kesişmemişti.Wiedział o mnie, ale nasze drogi nigdy się nie skrzyżowały.
Göç yolları bu türün yaşadığı bölgeleri Afrika ve Hindistan'a kadar uzatır.Trasy migracji rozciągają zasięg tego gatunku na wiele rejonów Afryki i Indii.
Fakat sonunda yolları ayrıldı.W końcu ich drogi się rozeszły.
İki farklı birey aynı bilgiye sahip olsalar dahi bunları yorumlama yolları yanlı olabilir.Nawet jeśli dwie osoby otrzymają tę samą informację, mogą ją interpretować w różny sposób.
Birincisinden (Yalakdere Havzası) Karamürsel-İznik, ikincisinden de Yalova-Orhangazi yolları geçer.(Who's There?), Podróż do wnętrza komety (Into the Comet) oraz U progu raju (Before Eden).
Yolların güvenliğini sağlar.Dbał o bezpieczeństwo na drogach.
Dünyanın en önemli su yolları arasında yer alır.Jedna z najważniejszych dróg wodnych świata.
Karakterler, adadan kaçmaya çalışmanın yollarını aramaktadırlar.Ten wyjaśnił jej, że poszukuje magicznego sposobu ucieczki z wyspy.
"Uzun yolların yolcusu".Spichlerz "Długa droga".
Ama kısa süre sonra yolları ayrıldı.Jednakże wkrótce ich drogi rozeszły się.
Bir düğümden atalarına doğru giden tüm basit yollar aynı sayıda siyah düğüm içerir.Każda ścieżka z ustalonego węzła do liścia liczy tyle samo czarnych węzłów.
1529'da Osmanlılar Peç'i tekrar ele geçirdi ve Viyana'ya doğru yollarına devam etti.W 1529 roku Turcy ponownie zajęli Pecz i wyruszyli na Wiedeń.
16 Eylül - Türkiye, Milletlerarası Ana Trafik Yollarının İnşası Antlaşması'na katıldı.29 stycznia – Polska ratyfikowała umowę o głównych drogach ruchu międzynarodowego.
Ulaşım yolları tümüyle bozuk bir haldeydi.Transport w Łodzi był jednak nadal całkowicie zdezorganizowany.
Genetik çeşitliliği belirlemek ve ölçmek için birçok farklı yollar vardır.Istnieje wiele definicji różnorodności biologicznej oraz sposobów jej określania i pomiaru.
Fiziksel veya kimyasal yollarla ayrıştırılamazlar.Skażenie usuwa się metodami fizycznymi lub chemicznymi.