yolları ile cümle
yolları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Aynı anda bağlantılar kurmanın ve finansman ortaklarını bir araya getirmenin yollarını arıyoruz.Vogliamo anche esaminare modi per combinare e mettere insieme i soci finanziatori.
Aynı anda bağlantılar kurmanın ve finansman ortaklarını bir araya getirmenin yollarını arıyoruz.We willen ook kijken naar de manieren om mensen te koppelen, en sponsoren bij elkaar brengen.
Aynı anda bağlantılar kurmanın ve finansman ortaklarını bir araya getirmenin yollarını arıyoruz.Искаме и да видим начините на събирането и срещането на партньори по фондове заедно.
Aynı anda bağlantılar kurmanın ve finansman ortaklarını bir araya getirmenin yollarını arıyoruz.אנחנו גם רוצים להעיף מבט בדרכים לשדך ולחבר בין גורמים שמממנים.
Aynı anda bağlantılar kurmanın ve finansman ortaklarını bir araya getirmenin yollarını arıyoruz.ونرغب أيضاً في إيجاد طرق للتوفيق ووضع الممولين والشركاء معاً.
Aynı anda bağlantılar kurmanın ve finansman ortaklarını bir araya getirmenin yollarını arıyoruz.資金提供パートナーの提携のしかたや 統合生産のアイデア-- ファブラボを 世界に広めることも見ていきたいです
Ayrıca bisiklet yollarına erişimi demokratikleştirebiliriz.Chúng tôi cũng nghĩ rằng chúng tôi có thể dân chủ hoá việc tiếp cận làn đường xe đạp.
Ayrıca bisiklet yollarına erişimi demokratikleştirebiliriz.또 우리는 자전거 도로를 공평하게 사용하도록 할 수 있죠.
Ayrıca bisiklet yollarına erişimi demokratikleştirebiliriz.Mai credem că putem democratiza accesul la pistele de biciclete.
Ayrıca bisiklet yollarına erişimi demokratikleştirebiliriz.Nous pensons également qu'on peut démocratiser l'accès aux pistes cyclables.
Ayrıca bisiklet yollarına erişimi demokratikleştirebiliriz.Pensiamo anche di potere democratizzare l'accesso alle piste ciclabili.
Ayrıca bisiklet yollarına erişimi demokratikleştirebiliriz.También pensamos que podemos democratizar el acceso a los carriles de bicicleta.
Ayrıca bisiklet yollarına erişimi demokratikleştirebiliriz.Tiež si myslíme, že môžeme zdemokratizovať prístup na cyklistické chodníky.
Ayrıca bisiklet yollarına erişimi demokratikleştirebiliriz.Wij denken ook dat wij toegang tot fietspaden kunnen democratiseren.
Ayrıca bisiklet yollarına erişimi demokratikleştirebiliriz.Wir denken, wir können Fahrradspuren demokratisieren.
Ayrıca bisiklet yollarına erişimi demokratikleştirebiliriz.Πιστεύουμε επίσης ότι μπορούμε να δημοκρατικοποιήσουμε την πρόσβαση στις λωρίδες ποδηλάτων.
Ayrıca bisiklet yollarına erişimi demokratikleştirebiliriz.Ми також думаємо демократизувати доступ до велодоріжок.
Ayrıca bisiklet yollarına erişimi demokratikleştirebiliriz.Также мы хотим демократизировать велодорожки.
Ayrıca bisiklet yollarına erişimi demokratikleştirebiliriz.אנו גם סבורים שניתן לאפשר גישה חופשית לשבילי אופניים.
Ayrıca bisiklet yollarına erişimi demokratikleştirebiliriz.كما أننا فكرنا في جعل الدخول إلى مسارات الدراجات ديمقراطياً.
Ayrıca bisiklet yollarına erişimi demokratikleştirebiliriz.今はもっぱら若い連中
Ayrıca, bu işi yapmanın daha iyi yolları var.A za druhé existují lepší způsoby, jak to udělat.
Ayrıca, bu işi yapmanın daha iyi yolları var.より公平で、これを行うより公平な方法を、
Babam bir nevi MacGyver gibiydi, gerçekten: şeyleri ağırlaştırmanın yollarını icat ederdi mesela.Bố tôi khá giống MacGyver. Ông hay nghĩ cách sáng chế thứ nặng nề.
Babam bir nevi MacGyver gibiydi, gerçekten: şeyleri ağırlaştırmanın yollarını icat ederdi mesela.Er war so wie MacGyver, wirklich: Er erfand Sachen, zum Beispiel wie man etwas schwerer macht.
Babam bir nevi MacGyver gibiydi, gerçekten: şeyleri ağırlaştırmanın yollarını icat ederdi mesela.Hij was een soort MacGyver. Hij bedacht manieren om dingen zwaar te maken.
Babam bir nevi MacGyver gibiydi, gerçekten: şeyleri ağırlaştırmanın yollarını icat ederdi mesela.Mio padre era una sorta di MacGyver, sul serio: inventava modi per rendere le cose pesanti.
Babam bir nevi MacGyver gibiydi, gerçekten: şeyleri ağırlaştırmanın yollarını icat ederdi mesela.Mi papá era un poco como MacGyver, de verdad: inventaba formas de hacer las cosas más pesadas.
Babam bir nevi MacGyver gibiydi, gerçekten: şeyleri ağırlaştırmanın yollarını icat ederdi mesela.Mon père était un peu comme MacGyver, vraiment : Il inventait des façons de rendre les choses pesantes.
Babam bir nevi MacGyver gibiydi, gerçekten: şeyleri ağırlaştırmanın yollarını icat ederdi mesela.Tata był tak naprawdę kimś na wzór MacGyvera: wynajdował sposoby na obciążenie różnych rzeczy.
Babam bir nevi MacGyver gibiydi, gerçekten: şeyleri ağırlaştırmanın yollarını icat ederdi mesela.Tata era un fel de MacGyver, pe bune: tot inventa, cum să vă spun, feluri să facă lucrurile grele.
Babam bir nevi MacGyver gibiydi, gerçekten: şeyleri ağırlaştırmanın yollarını icat ederdi mesela.Он был вроде Мак Гувера, честно: он изобретал способы, как можно сделать вещи тяжёлыми.
Babam bir nevi MacGyver gibiydi, gerçekten: şeyleri ağırlaştırmanın yollarını icat ederdi mesela.Той беше нещо като МакГайвър, наистина: изобретяваше начини да прави нещата тежки.
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.A chodil po cestě Azy otce svého, aniž se uchýlil od ní, čině to, což pravého jest před očima Hospodinovýma.
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.Chodil po ceste svojho otca Azu ani neuhol od nej robiac to, čo je spravedlivé v očiach Hospodinových.
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.El a mers pe calea tatălui său Asa, şi nu s'a abătut deloc, făcînd ce este bine înaintea Domnului.
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.Él anduvo en el camino de su padre Asa, sin apartarse de él, haciendo lo recto ante los ojos de Jehovah
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.Ele andou no caminho de Asa, seu pai, e não se desviou dele, fazendo o que era reto aos olhos do Senhor.
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.Han vandrede i sin Fader Asas Spor og veg ikke derfra, idet han gjorde, hvad der var ret i HERRENs Øjne.
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.Han vandret på sin far Asas vei og vek ikke fra den, men gjorde hvad rett var i Herrens øine.
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.Hij was een goede koning, net als zijn vader Asa. Hij probeerde steeds de HERE te volgen,
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.In hodil je po poti Asa, očeta svojega, ni se ganil od nje in je delal, kar je bilo prav v očeh GOSPODOVIH.
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.Ja hän vaelsi isänsä Aasan tietä, siltä poikkeamatta, ja teki sitä, mikä on oikein Herran silmissä.
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.여호사밧이 그 부친 아사의 길로 행하여 돌이켜 떠나지 아니하고 여호와 보시기에 정직히 행하였으나
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.Người đi theo con đường của A-sa , cha người , không lìa_bỏ , làm điều ngay_thẳng trước mặt Ðức_Giê - hô-va .
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.Người đi theo con đường của A-sa, cha người, không lìa bỏ, làm điều ngay thẳng trước mặt Ðức Giê-hô-va.
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.Seguì la strada di suo padre, senza allontanarsi, per fare ciò che è retto agli occhi del Signore
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.Seperti Asa ayahnya, Yosafat melakukan yang baik pada pemandangan TUHAN
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.Und er wandelte in dem Wege seines Vaters Asa und ließ nicht davon, daß er tat, was dem HERRN wohl gefiel.
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.И ходил он путем отца своего Асы и не уклонился от него, делая угодное в очах Господних.
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.Той ходи в пътя на баща си Аса; не се отклони от него, а вършеше това, което бе право пред Господа.
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.וילך בדרך אביו אסא ולא סר ממנה לעשות הישר בעיני יהוה׃
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.وسار في طريق ابيه آسا ولم يحد عنها اذ عمل المستقيم في عيني الرب.
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.約 沙 法 效 法 他 父 亞 撒 所 行 的 、 不 偏 左 右 、 行 耶 和 華 眼 中 看 為 正 的 事
Babası Asanın yollarını izleyen ve bunlardan sapmayan Yehoşafat RABbin gözünde doğru olanı yaptı.約沙法 效法 他 父亞 撒 所 行 的 、 不 偏 左右 、 行 耶和華 眼中 看 為正 的 事
Bahsettiğim Kamboçya'daki masum adam değil maruz kalan, tüm dünya kurtuluş yolları aramakta.Bukan hanya orang tidak bersalah di Zimbabwe, namun para pembela di seluruh dunia yang mencari mekanisme ini.
Bahsettiğim Kamboçya'daki masum adam değil maruz kalan, tüm dünya kurtuluş yolları aramakta.그것은 단지 짐바브웨에 있는 제가 여러분에게 말씀드린 무죄의 사람들 뿐만이 아니라, 이러한 조각들을 찾고있는 전세계의 변호인들의 전념입니다.
Bahsettiğim Kamboçya'daki masum adam değil maruz kalan, tüm dünya kurtuluş yolları aramakta.זה לא רק החפים מפשע שסיפרתי לכם עליהם בזימבבואה, אלא סנגורים בכל העולם שמחפשים את החלקים האלה
Bahsettiğim Kamboçya'daki masum adam değil maruz kalan, tüm dünya kurtuluş yolları aramakta.ليس فقط للأبرياء، الذين أخبرتكم عنهم في زيمبابوي، لكن المكافحين في كل العالم الذين يتابعون هذه النقاط؟
Bahsettiğim Kamboçya'daki masum adam değil maruz kalan, tüm dünya kurtuluş yolları aramakta.イノセント氏だけではなく 実現の為の道を模索している 世界中の弁護人の方々もです 私たちは"JusticeMakers(正義の創造者)"と言うプログラムを実施しています