Buradaki yollar sıkışık.The roads here are congested.
Tozlu ve kayalıklı yollarda yürümeyi severim.I like walking on dusty and rocky trails.
Bütün yollar Elsinore'a çıkar.All roads lead to Elsinore.
Büyükelçilik bana Almanya hakkında bir kitap yolladı.The embassy sent me a book about Germany.
Bütün dosyaları aynı anda sana yollayamam.I can't send you all the files at the same time.
Dün Mary'ye bir hediye yolladım.I sent a present to Mary yesterday.
Yollara düşüyorum.I'm hitting the road.
Prezervatifler cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlar.Condoms offer protection against sexually transmitted diseases.
Geri çekme cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlamaz.Coitus interruptus does not protect against STDs.
Sana yolladığım çiçekleri aldın mı?Did you get the flowers I sent you?
Buraya yiyecek bir şey yollayın yoksa esiri öldürürüm.Send in something to eat or I'll kill a hostage.
Onu bu yolla yapalım.Let's do it this way.
Tom Mary'ye bir öpücük yolladı, arabasına bindi ve uzaklaştı.Tom blew Mary a kiss, got into his car and drove away.
Okullar ve yollar vergilerle ödenen hizmetlerdir.Schools and roads are services paid for by taxes.
Tom mesaj yollamaya devam etti.Tom kept texting.
Bana artık not yollama.Don't send me notes anymore.
Bana artık not yollamayın.Don't send me notes anymore.
Sorunu yapma yöntemini bildiğim tek yolla ele aldım.I handled the problem the only way I knew how.
Tom Mary'ye Fransızca öğrenmenin etkili yollarıyla ilgili tavsiye verdi.Tom gave Mary advice on effective ways to study French.
Olağanüstü şeyler asla basit ve sıradan yollarla gerçekleşmez.Extraordinary things never happen in simple and ordinary ways.
Seni alması için birilerini yollarım.I'll have somebody come get you.
Yollarında olduklarından eminim.I'm sure they're on their way.
Tom ve Mary ayrı yollarına gittiler.Tom and Mary have gone their separate ways.
Yollar temiz değil.The roads are unclean.
Sorunla ilgilenmek için çeşitli yollar vardır.There are various ways to take care of the problem.
Yahudiler toplama kamplarına ilk ne zaman yollanmıştı?When were Jews first sent to the concentration camps?
Onlar farklı yollar izliyordu.They were taking different streets.
Tom yollar kapalı olduğu için kayak alanına gidemedi.Tom couldn't get to the ski area because the roads were closed.
Dikkatlice sür! Yollar tehlikeli.Drive carefully! The roads are treacherous.
O bana mesaj yolladı.He texted me.
Onlar bana mesaj yolladı.They texted me.
Bir hırsız için, tüm yollar hapishaneye çıkar.For a thief, all roads lead to prison.
Bizim yollarımız farklıdır.Our ways differ.
Yumurtayı kaç farklı yolla pişirmeyi biliyorsun?How many different ways do you know how to cook eggs?
Tom hiçbir şeyi kolay yolla yapmaz.Tom never does anything the easy way.
Doktorum bana cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyona yakalandığımı söyledi.My doctor told me that I had contracted a sexually transmitted infection.
Tom bana sürekli mesaj yollar.Tom texts me all the time.
Bunu hâlâ eski yolla yapmayı tercih ediyorum.I still prefer doing this the old way.
Tom para biriktirebileceğimiz yollar önerdi.Tom suggested ways we could save money.
Her iki tarafa bakmadan yolları geçmek tehlikelidir.It's dangerous to cross roads without looking both ways.
Kötü hava sonucu yollar kapalı.The roads are closed as a result of bad weather.
Yüksek lisans eğitimini finanse etmek için çeşitli yollar vardır.There are several ways to fund postgraduate study.
Bizim yollar kesişti.Our paths have crossed.
Yollar boştu.The roads were empty.
Bu şehrin yolları içler acısı durumda.The roads of this city are in deplorable condition.
Lütfen sana başka hangi yollarla yardım edebileceğimizi söyle.Please let us know if we can help in other ways.
Tom her zamanki yolla arabasıyla Boston'dan Chicago'ya gidiyor.Tom goes from Boston to Chicago with his car via the usual route.
Uçağımız tehlikeli bir biçimde Türk Hava Yolları uçağına yaklaşıyordu.Our plane was dangerously approaching the Turkish Airlines airliner.
Onları hapse yolla.Send them up.
Onu hapse yolla.Send him up.
Kaçan hükümlüler yollarını ayırmaya karar verdiler.The escaped convicts agreed to part ways.
Tom sınırı yasa dışı yollardan geçti.Tom crossed the border illegally.
Yollar kaygan, onun için lütfen dikkatli ol.The roads are slippery, so please be careful.
Öğrenciler sıkılırlarsa kendilerini eğlendirmek için yollar bulurlar.If the students are bored, they will find ways to entertain themselves.
Paralı yolları ne kadar sıklıkla kullanıyorsun?How often do you use toll roads?
Yollar tıkalı.Roads are blocked.
Birçok yollar kapalı kalır.Many roads remain closed.
Avustralya otoyollarında onların bisiklet yolları var mı?Do they have bike lanes on the freeways in Australia?
Bunu yapmak için daha iyi yollar var.There are better ways to do that.
Bunu yapmanın başka yolları var.There are other ways to do this.