yolculuğu ile cümle

yolculuğu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler."Dat komt goed uit", zeiden de spionnen. "Vraag God of we op deze tocht succes zullen hebben."
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.Ei i-au zis: ,,Întreabă pe Dumnezeu, ca să ştim dacă vom avea noroc în călătoria noastră.``
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.Então lhe disseram: Consulta a Deus, para que saibamos se será próspero o caminho que seguimos.
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.Gli dissero: «Consulta Dio, perché possiamo sapere se il viaggio che abbiamo intrapreso avrà buon esito»
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.Ils lui dirent: Consulte Dieu, afin que nous sachions si notre voyage aura du succès.
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.In mu reko: Vprašaj Boga, prosimo, da vemo, če bomo imeli srečo na svojem potu, ki po njem gremo.
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.I řekli jemu: Poraď se, prosíme, s Bohem, abychom věděli, zdaří-li se nám cesta naše, kterouž jdeme.
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.Ja he sanoivat hänelle: "Kysy Jumalalta, että saisimme tietää, onnistuuko matka, jolla me olemme".
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.그들이 그에게 이르되 청컨대 우리를 위하여 하나님께 물어보아서 우리의 행하는 길이 형통할는지 우리에게 알게 하라
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.Они сказали ему: вопроси Бога, чтобы знать нам, успешен ли будет путь наш, в который мы идем.
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.ויאמרו לו שאל נא באלהים ונדעה התצליח דרכנו אשר אנחנו הלכים עליה׃
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.فقالوا له اسأل اذن من الله لنعلم هل ينجح طريقنا الذي نحن سائرون فيه.
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.他 們 對 他 說 、 請 你 求 問 神 、 使 我 們 知 道 所 行 的 道 路 、 通 達 不 通 達
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.他 們對 他 說 、 請 你 求問神 、 使我 們 知道 所 行 的 道路 、 通達 不通達
Afrika'dan başlayan yolculuğun son etabıydı.아프리카에서부터 출발한 여정의 종착지인 곳이지요.
Afrika'dan başlayan yolculuğun son etabıydı.בקטע האחרון הזה של המסע מאפריקה.
Afrika'dan başlayan yolculuğun son etabıydı.في هذه المرحلة الاخيرة من الرحلة من افريقيا
Afrika'dan başlayan yolculuğun son etabıydı.終盤です 大局観と
Akılda bir hedefi yok. Sadece yolculuğun keyfini sürüyor.Det er ikke nogen destination i tankerne -- det handler bare om at nyde turen.
Akılda bir hedefi yok. Sadece yolculuğun keyfini sürüyor.Não tem nenhum destino em mente -- está só a desfrutar da viagem.
Akılda bir hedefi yok. Sadece yolculuğun keyfini sürüyor.Nemá žiadny vyslovený účel - je to iba užívanie si samotnej činnosti.
Akılda bir hedefi yok. Sadece yolculuğun keyfini sürüyor.אין לה יעד כלשהו ומטרתה רק ליהנות מהתהליך.
(Alkış) Bu yaz devreye girecek ve keşif yolculuğuna başlayacak.Ще се появи това лято, и ще започне пътуването си на проучване.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.Aber wir trafen uns am Ende des Monats und feierten unsere Reise und es war wirklich eine Reise.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.Dar ne-am adunat împreună la sfârşitul lunii şi am sărbătorit aventura noastră.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.De összejöttünk a hónap végén és megünnepeltük az eltelt hónapot, ami egy igazi utazás volt.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.하지만 저희는 가까스로 월말에 모일 수 있었고 우리가 해낸 것을 자축했습니다. 진정한 여정이었죠.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.Maar we kwamen samen op het eind van de maand en we vierden onze tocht, en het was een echte tocht.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.Ma ci ritrovammo alla fine del mese e festeggiammo il nostro viaggio, ed era stato un vero viaggio.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.Mais nous nous sommes revus à la fin du mois et nous avons fêté notre trajet, et ça a vraiment été un voyage.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.Mas juntávamo-nos no final do mês e celebrávamos a nossa jornada e era uma jornada a sério.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.Men vi kom sammen i slutningen af måneden og vi fejrede vores rejse, og det var en ægte rejse.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.My jsme se však na konci měsíce sešli a oslavili naši pouť. A že bylo co slavit.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.Na konci mesiaca sme sa vždy stretli a oslávili našu cestu. Bola to skutočná cesta.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.Pero llegamos juntos al final del mes y celebramos nuestra aventura, y fue una aventura real.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.Αλλά βρεθήκαμε όλοι μαζί στο τέλος του μήνα και γιορτάσαμε το ταξίδι μας και ήταν ένα πραγματικό ταξίδι.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.Але ми зібралися в кінці місяця і відзначали нашу подорож, а це була справжня подорож.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.Но в края на месеца се събрахме и отпразнувахме пътешествието ни, а то беше реално пътешествие.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.ولكننا كنا نجتمع في نهاية الشهر و نحتفل برحلتنا ، و التي كانت رحلة حقيقة.
Ama ayın sonunda bir araya geldik ve yolculuğumuzu kutladık ve bu gerçek bir yolculuktu.冒険の終わりを祝いました すごい冒険でしたし とても楽しかったのです 2004年に 私は仲間に言いました
Ama bu sonuca, yolculuğun nereye gideceğini önceden bilmeden ulaştık.Aber wir sind zu diesem Schluss gekommen, ohne zu wissen, wohin die Reise gehen würde..
Ama bu sonuca, yolculuğun nereye gideceğini önceden bilmeden ulaştık.Doszliśmy do tego na oślep.
Ama bu sonuca, yolculuğun nereye gideceğini önceden bilmeden ulaştık.중요한 것은 우리는 처음 부터 이런 것을 하겠다고 생각하고 시작한 게 아니라는 것입니다.
Ama bu sonuca, yolculuğun nereye gideceğini önceden bilmeden ulaştık.l'architecture a vraiment fait quelque chose, mais que nous y sommes arrivés sans comprendre où nous allions.
Ama bu sonuca, yolculuğun nereye gideceğini önceden bilmeden ulaştık.Maar we kwamen tot die conclusie zonder te weten welke richting we opgingen.
Ama bu sonuca, yolculuğun nereye gideceğini önceden bilmeden ulaştık.Όμως φτάσαμε σε αυτό το σημείο χωρίς να γνωρίζουμε εξ αρχής που θα καταλήγαμε.
Ama bu sonuca, yolculuğun nereye gideceğini önceden bilmeden ulaştık.Але ми дійшли цього висновку, не розуміючи, куди йдемо.
Ama bu sonuca, yolculuğun nereye gideceğini önceden bilmeden ulaştık.אבל הגענו למסקנה הזאת מבלי להבין לאן אנחנו הולכים,
Ama bu sonuca, yolculuğun nereye gideceğini önceden bilmeden ulaştık.لكنّنا وصلنا إلى هذه النتيجة دون أن نعلم ما كنّا نفعله,
Ama bu sonuca, yolculuğun nereye gideceğini önceden bilmeden ulaştık.会社とクライアントが直面していた 一連の問題を手がかりに
Ama bu yolculuğu yapanlar sadece yusufçuklar değil.Aber Libellen sind nicht die einzigen Kreaturen, die die Überquerung schaffen.
Ama bu yolculuğu yapanlar sadece yusufçuklar değil.Ale nie tylko ważki pokonują tę trasę.
Ama bu yolculuğu yapanlar sadece yusufçuklar değil.Ale vážky nie sú jediné stvorenia, ktoré robia tento prelet.
Ama bu yolculuğu yapanlar sadece yusufçuklar değil.A szitakötők azonban nem az egyedüli teremtmények, akik átszelik az óceánt.
Ama bu yolculuğu yapanlar sadece yusufçuklar değil.Dar libelulele nu sunt singulele creaturi care fac aceasta calatorie.
Ama bu yolculuğu yapanlar sadece yusufçuklar değil.하지만 대양을 횡단하는 생물은 잠자리뿐이 아닙니다.
Ama bu yolculuğu yapanlar sadece yusufçuklar değil.Maar libellen zijn niet de enige wezens die de oversteek maken.
Ama bu yolculuğu yapanlar sadece yusufçuklar değil.Mais les libellules ne sont pas les seules créatures à effectuer cette traversée.
Ama bu yolculuğu yapanlar sadece yusufçuklar değil.Ma le libellule non sono le uniche creature che effettuano la traversata.
Ama bu yolculuğu yapanlar sadece yusufçuklar değil.Men guldsmede er ikke kun væsner der laver den passage.
İlgili Sayfalar