Burada bu üç kişi ve ben vardık, ben fotoğrafları çekiyordum, bu yüzden fotoğrafta yokum.Aceștia sunt trei oameni și cu mine, eu fac fotografiile, de aceea nu apar în ele.
Burada bu üç kişi ve ben vardık, ben fotoğrafları çekiyordum, bu yüzden fotoğrafta yokum.C'eravamo io e queste tre persone, io facevo le foto, ecco perché non mi vedete.
Burada bu üç kişi ve ben vardık, ben fotoğrafları çekiyordum, bu yüzden fotoğrafta yokum.Da waren diese drei Leute und ich, und ich mache die Fotos, daher bin ich nicht zu sehen.
Burada bu üç kişi ve ben vardık, ben fotoğrafları çekiyordum, bu yüzden fotoğrafta yokum.Der var disse tre mennesker og jeg selv, og jeg tager billederne, det er derfor jeg ikke er der.
Burada bu üç kişi ve ben vardık, ben fotoğrafları çekiyordum, bu yüzden fotoğrafta yokum.Había tres personas y yo, yo estoy sacando las fotos, por eso no aparezco.
Burada bu üç kişi ve ben vardık, ben fotoğrafları çekiyordum, bu yüzden fotoğrafta yokum.Het waren deze drie mensen en ik, en ik nam de foto's, daarom sta ik er niet op.
Burada bu üç kişi ve ben vardık, ben fotoğrafları çekiyordum, bu yüzden fotoğrafta yokum.여기 세 사람과 저 입니다 전 사진을 찍었습니다 그래서 사진에 없죠
Burada bu üç kişi ve ben vardık, ben fotoğrafları çekiyordum, bu yüzden fotoğrafta yokum.Paikalla oli lisäkseni kolme ihmistä, ja kuvan ottajana puutun kuvasta.
Burada bu üç kişi ve ben vardık, ben fotoğrafları çekiyordum, bu yüzden fotoğrafta yokum.W jego odnalezieniu uczestniczyły poza mną 3 osoby. Ja robię zdjęcie, nie widać mnie.
Burada bu üç kişi ve ben vardık, ben fotoğrafları çekiyordum, bu yüzden fotoğrafta yokum.Ήμασταν συνολικά τρεις και εγώ, και εγώ τραβώ τις φωτογραφίες, αυτός είναι ο λόγος που δεν με βλέπετε.
Burada bu üç kişi ve ben vardık, ben fotoğrafları çekiyordum, bu yüzden fotoğrafta yokum.На фотографии изображены три человека, но среди них нет меня, так как я делал фотографию.
Burada bu üç kişi ve ben vardık, ben fotoğrafları çekiyordum, bu yüzden fotoğrafta yokum.Там були ці три людини і я, я фотографую, тому мене не видно.
Burada bu üç kişi ve ben vardık, ben fotoğrafları çekiyordum, bu yüzden fotoğrafta yokum.היינו שלושת האנשים האלה ואני, שצילמתי זאת. בגלל זה אני לא מופיע בתמונה.
Burada bu üç kişi ve ben vardık, ben fotoğrafları çekiyordum, bu yüzden fotoğrafta yokum.الإحساس الذي تملكني كان عميقاً وسعادة بالغة وإثارة، بالطبع مصحوبة بإحساس كبير بالمسؤولية،
Burada bu üç kişi ve ben vardık, ben fotoğrafları çekiyordum, bu yüzden fotoğrafta yokum.写っていません 皆さんだったらどう思うでしょう とても貴重な物を手にしているのに
Düşünsenize, E.T. evi arıyor, ve ben evde yokum??E.T. belt naar huis, en ik ben er niet?
Düşünsenize, E.T. evi arıyor, ve ben evde yokum??아니,상상이 가세요? ET 가 집에 전화를 하는데,
Düşünsenize, E.T. evi arıyor, ve ben evde yokum??E.T. telefona a casa, e io non sono lì?
Düşünsenize, E.T. evi arıyor, ve ben evde yokum??Ich meine, können Sie sich das vorstellen? E.T. telefoniert nach Hause und ich bin nicht da?
Düşünsenize, E.T. evi arıyor, ve ben evde yokum??Je veux dire, vous pouvez imaginer ça ? E.T. téléphone maison, et je suis, genre, pas là ?
Düşünsenize, E.T. evi arıyor, ve ben evde yokum??No wyobrażacie sobie? ET dzwoni do domu, a ja o tym nie wiem?
Düşünsenize, E.T. evi arıyor, ve ben evde yokum??¿Pueden imaginárselo? E.T. llamando a casa, ¿y no estoy?
Düşünsenize, E.T. evi arıyor, ve ben evde yokum??Vreau să spun..., vă puteţi imagina? E.T. sunând acasă şi eu nu sunt... acolo?
Düşünsenize, E.T. evi arıyor, ve ben evde yokum??Извънземните да ми се обадят в къщи, а мен да ме няма?
Düşünsenize, E.T. evi arıyor, ve ben evde yokum??Представьте, пришельцы звонят, а меня нет!
Düşünsenize, E.T. evi arıyor, ve ben evde yokum??אתם יכולים לתאר לעצמכם את אי-טי מתקשר הביתה,
Düşünsenize, E.T. evi arıyor, ve ben evde yokum??أعني، هل يمكنك أن تتخيل؟ مخلوق فضائي يتصل بمنزلك،
Düşünsenize, E.T. evi arıyor, ve ben evde yokum??で 僕は家にいない まったく最低だ
Hayır, hayır. Bu işte yokum. Çünkü çakal başarılı olmamıştı.Bei dem Kojoten hat das auch nicht richtig funktioniert!
Hayır, hayır. Bu işte yokum. Çünkü çakal başarılı olmamıştı.Kojotu se ni posrečilo.
Hayır, hayır. Bu işte yokum. Çünkü çakal başarılı olmamıştı.Tapi si serigala selalu gagal melakukannya, ingat difilem itu, Harry.
Hayır, hayır. Bu işte yokum.كلا لأنه لم يكن جيداً لذئب البرارى هارى
"kızlarım ilk yurtdışı yolculuklarına çıkmak üzereler ve ben yokum."e le mie figlie stanno per fare il loro primo viaggio, e io non sono qui.
"kızlarım ilk yurtdışı yolculuklarına çıkmak üzereler ve ben yokum."우리딸들이 처음으로 배낭여행을 시작하려고해, 그리고 나는 여기에 없지.
"kızlarım ilk yurtdışı yolculuklarına çıkmak üzereler ve ben yokum."mes filles seront sur le point de faire leur premier voyage à l'étranger, et je ne serai pas là.
"kızlarım ilk yurtdışı yolculuklarına çıkmak üzereler ve ben yokum."putri saya akan pergi ke luar negeri untuk pertama kali, dan saya tidak ada di sini.
"kızlarım ilk yurtdışı yolculuklarına çıkmak üzereler ve ben yokum."und meine Töchter bereiten sich auf ihre erste Reise ins Ausland vor und ich bin nicht da.
"kızlarım ilk yurtdışı yolculuklarına çıkmak üzereler ve ben yokum."y mis hijas están por hacer su primer viaje al exterior, y yo no estoy aquí.
"kızlarım ilk yurtdışı yolculuklarına çıkmak üzereler ve ben yokum."και οι κόρες μου ετοιμάζονται για το πρώτο τους ταξίδι στο εξωτερικό, και εγώ δεν είμαι εδώ.
"kızlarım ilk yurtdışı yolculuklarına çıkmak üzereler ve ben yokum."и дъщерите ми са на път да направят първото си пътуване в чужбина, и аз не съм тук.
"kızlarım ilk yurtdışı yolculuklarına çıkmak üzereler ve ben yokum."и мои дочки собираются в первый раз за границу, а меня нет.
"kızlarım ilk yurtdışı yolculuklarına çıkmak üzereler ve ben yokum."והבנות שלי עומדות לנסוע לחו"ל בפעם הראשונה, ואני לא שם.
"kızlarım ilk yurtdışı yolculuklarına çıkmak üzereler ve ben yokum.بناتي في صدد القيام برحلتهم الاولى خارج القطر ..وانا لست موجوداً
"kızlarım ilk yurtdışı yolculuklarına çıkmak üzereler ve ben yokum.ぼくはもういない 君は何て言うんだい?」
- Rockhound. Hayır, hayır. Bu işte yokum.A farkasnak nem jött be.
- Rockhound. Hayır, hayır. Bu işte yokum.Coiotului nu i-a fost prea bine.
- Rockhound. Hayır, hayır. Bu işte yokum.Com o coiote não resultou lá muito bem.
- Rockhound. Hayır, hayır. Bu işte yokum.-Không đâu, vì con sói đồng chết, Harry.
- Rockhound. Hayır, hayır. Bu işte yokum.Kojot nie najlepiej na nim wyszedł.
- Rockhound. Hayır, hayır. Bu işte yokum.Parce que ça a mal fini pour le coyote.
- Rockhound. Hayır, hayır. Bu işte yokum.Porque no le fue muy bien al Coyote.
- Rockhound. Hayır, hayır. Bu işte yokum.Want 't ging goed mis met Coyote.
- Rockhound. Hayır, hayır. Bu işte yokum.Краят беше лош за Койота.
Sakın söyleme patronuna, 'Ben yokum' diye... O da senin maaşının yok olduğunu söyleyebilir.Aber sag es nicht deinem Boss... ich existiere nicht... weil dann wird er dir sagen:
Sakın söyleme patronuna, 'Ben yokum' diye... O da senin maaşının yok olduğunu söyleyebilir.Älä kerro pomollesi... "en ole olemassa"... muuten hän sanoo sinulle, ettei sinun palkkaasi ole olemassa!
Sakın söyleme patronuna, 'Ben yokum' diye...Vertel het niet tegen je baas (LACHEN)
Sizleri bilmiyorum ama bu 15 resim dışında aile fotoğraflarının çoğunda ben yokum.저는 여러분들에 대해서 잘 모릅니다만, 이 15장의 사진을 빼고 저는 가족사진에 많이 나오지 않습니다.
Sizleri bilmiyorum ama bu 15 resim dışında aile fotoğraflarının çoğunda ben yokum.Afgezien van deze 15 foto's sta ik op weinig familiefoto's.
Sizleri bilmiyorum ama bu 15 resim dışında aile fotoğraflarının çoğunda ben yokum.Če odštejem teh petnajst slik, sem redko prisoten na družinskih fotografijah.
Sizleri bilmiyorum ama bu 15 resim dışında aile fotoğraflarının çoğunda ben yokum.En tiedä teistä, mutta näiden 15 kuvan lisäksi en ole kovin monessa perhekuvassa.