Ana içeriğe geç
Sözlük

yoksulluk ile cümle

yoksulluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.Revščina, vojne, pomanjkanje.
Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.Saracie, razboi, depravare.
Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.Ubóstwo, wojny, deprawacja.
Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.Κυρίως διαμάχες για τους πόρους. Φτώχεια, πόλεμος, στέρηση.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Albowiem dla niedostatku i głodu samotni byli, i uciekali na niepłodne, ciemne, osobne, i puste miejsce;
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Chúng ốm tong vì bị đói kém thiếu thốn, đi gậm cạp đất khô hóc, Từ lâu đã bỏ hoang vắng vẻ.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Chúng ốm tong vì bị đói_kém thiếu_thốn , đi gậm cạp đất khô hóc , Từ lâu đã bỏ_hoang vắng_vẻ .
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.De er uttæret av nød og sult; de gnager på den tørre mo, som allerede igår var ørk og øde;
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.De míngua e fome emagrecem; andam roendo pelo deserto, lugar de ruínas e desolação.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Desséchés par la misère et la faim, Ils fuient dans les lieux arides, Depuis longtemps abandonnés et déserts;
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.die vor Hunger und Kummer einsam flohen in die Einöde, neulich verdarben und elend wurden;
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.disfatti dalla indigenza e dalla fame, brucano per l'arido deserto
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.그들은 곧 궁핍과 기근으로 파리하매 캄캄하고 거친 들에서 마른 흙을 씹으며
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Mereka lapar dan menderita sekali, sehingga makan akar kering di gurun yang sunyi
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Nebo chudobou a hladem znuzeni, utíkali na planá, tmavá, soukromná a pustá místa.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Nedostatkom a hladom zmorení, tí, ktorí obhrýzali vypráhlu zem, šero pustiny a púšte,
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Por la miseria y el hambre están anémicos; roen la tierra reseca, la tierra arruinada y desolada
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.puute ja kova nälänhätä! He kaluavat kuivaa maata, jo ennestään autiota erämaata;
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Sfrijiţi de sărăcie şi foame, fug în locuri uscate, de multă vreme părăsite şi pustii.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Shujšani od stradanja in lakote, glojejo suho zemljo, ki je od nekdaj pusta in prazna.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Szükség és éhség miatt összeaszottak, a kik a kopár földet futják, a sötét, sivatag pusztaságot.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.tørrede hen af Trang og Sult. De afgnaver Ørk og Ødemark
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Uitgeput door de honger hebben zij 's nachts rondgezworven, in verschroeid land, in verlaten woestijnen.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Δι' ενδειαν και πειναν ησαν απομεμονωμενοι εφευγον εις γην ανυδρον, σκοτεινην, ηφανισμενην και ερημον
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Бедностью и голодом истощенные, они убегают в степь безводную, мрачную и опустевшую;
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.От немотия и глад те бяха измършавели; Гризяха изсушената земя, отдавна пуста и опустошена;
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.בחסר ובכפן גלמוד הערקים ציה אמש שואה ומשאה׃
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.في العوز والمحل مهزولون عارقون اليابسة التي هي منذ امس خراب وخربة.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.他 們 因 窮 乏 飢 餓 、 身 體 枯 瘦 、 在 荒 廢 淒 涼 的 幽 暗 中 、 齦 乾 燥 之 地
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.他 們因窮 乏 飢餓 、 身 體 枯瘦 、 在 荒廢淒涼 的 幽暗 中 、 齦 乾燥 之地
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Aveam șase ani când am auzit pentru prima oară povești despre cei săraci.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Avevo sei anni quando ho sentito per la prima volta storie sui poveri.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Bylo mi šest let, když jsem poprvé slyšela příběhy o chudých.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Eu tinha seis anos quando ouvi pela primeira vez histórias sobre os pobres.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Hat évesen hallottam először a szegénységről.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Ich war sechs Jahre alt als ich das erste Mal etwas über Armut gehört habe.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Ik was zes jaar toen ik voor het eerst verhalen hoorde over de arme mensen.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.J'avais six ans quand j'ai entendu parler des pauvres pour la première fois.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Khi mới 6 tuổi, lần đầu tôi được nghe kể về người nghèo.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.제가 여섯살이었을 때 가난한 사람들에 대한 이야기를 처음으로 들었습니다.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Mala som šesť rokov, keď som prvý raz počula príbehy o chudobných.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Miałam sześć lat, gdy po raz pierwszy usłyszałam historie o ubogich.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Olin kuusivuotias, kun ensi kerran kuulin tarinoita köyhistä.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Saya berumur 6 tahun ketika saya pertama kali mendengar kisah tentang orang miskin.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Stara sem bila šest let, ko sem prvič slišala zgodbe o revnih.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Tenía seis años cuando, por primera vez, escuché historias sobre los pobres.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Ήμουν έξι χρονών όταν άκουσα για πρώτη φορά ιστορίες για τους φτωχούς.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Бях на 6 години, когато за първи път чух истории за бедните.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Мені було 6 років коли я вперше почула історії про бідняків.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.Мне было шесть лет, когда я впервые услышала рассказы о бедняках.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.כשהייתי בת שש שמעתי לראשונה סיפורים על העניים.
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.كنت إبنة 6 أعوام عندما سمعت اول قصة عن الفقراء
Yoksulluktan bahsedildiğini ilk duyduğumda altı yaşındaydım.初めて 貧しい人の話を聞きました 貧しい人から直接聞いたのではなくて
Yoksulluktan çıkabiliriz.Chúng ta có thể thoát khỏi đói nghèo.
Yoksulluktan çıkabiliriz.Kita bisa keluar dari kemiskinan.
Yoksulluktan çıkabiliriz.Ki tudunk lábalni a szegénységből.
Yoksulluktan çıkabiliriz.우린 가난에서 해방될수 있읍니다.
Yoksulluktan çıkabiliriz.Môžeme sa dostať z chudoby.
Yoksulluktan çıkabiliriz.Możemy wyjść z takiego ubóstwa.
Yoksulluktan çıkabiliriz.Můžeme se dostat z chudoby.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod