yok olmak ile cümle

yok olmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Onların dillerini yok olmaktan kurtarmak için yerli Amerikalılara yardım etmek istiyorum.I want to help Native Americans to save their languages from extinction.
Şimdi onlar hakkında konuşmayı değil dillerimizi yok olmaktan kurtarmayı istiyoruz.Now we want to save our languages from extinction, not talk about them.
Sami'nin tek bir seçimi vardı: atlamak ya da yok olmak.Sami had a simple choice: jump or perish.
Nesneler durmaksızın varolup ardından yok olmaktadır.And weigh what is left behind.
Ayaklanma başarısız olmuştu ve Thälmann bir süre ortadan yok olmak zorunda kalmıştı.The uprising failed, and Thälmann went to underground for some time.
İndikleri gezegen yok olmak üzeredir.The planet which they live on is unplotted.
Yok olmak üzeredir.Nearly extinct.
Bir dönem, bir imparatorluk yok olmaktadır.For the first time US has an overseas empire.
Ancak bunlar yok olmak üzeredir.But first, they must destroy.
Bertie County, Amerika'nın yok olmak üzere olan kırsalına başlıca örnektir.Bertie County is kind of a prime example in the demise of rural America.
Banka yok olmakta olan bir topluluğun yeniden yapılanmasının finansa edilmesine yardım etti.The bank helped finance the rebuilding of what was otherwise a dying community.
Yok, olmaksızın da değil.No, not without.
Kaya yok olacak, Yok olmak zorunda.The rock will disappear, will have to disappear.
Umutsuzluk tohumları ekip, sonra yok olmak mı?Sowing the seeds of despair, and then disappear?
Yok olmak istemiyordum.I'm anti-vanishing.
Bunun gibi bakir ormanlar yok olmak üzere.And the injustice to the people that want to stand up for it.
Gerçek şu ki: Gökleri ve yeri yok olmaktan koruyan, Yüce Allah'tır.God holds the heavens and the earth, lest they fall apart.
Puljiç BH'de yok olmakta olan Katolik nüfusla ilgili olarak da alarma bastı.Puljic sounded an alarm about the vanishing Catholic population in BiH.
Savaşta batırılan Ainaži filosu, limana tamamen set çekmiş ve yok olmak zorunda kalmıştı.The Ainaži fleet, sunken in the war, had completely barricaded the harbor and had to be removed.
Geride kalan Peşmerge, yok olmaktan kaçınmak için Kandil Dağı'na geri çekildi.To avoid annihilation, the remaining Peshmerga retreated back to Mount Qandil.
Ayaklanma başarısız olmuştu ve Thälmann bir süre ortadan yok olmak zorunda kalmıştı.Der Aufstand scheiterte, und Thälmann musste für eine Weile untertauchen.
Yok olmak üzeredir.Es kommt zur Verdunstung.
Yok olmak üzeredir.Elle est sur le point de disparaître.
Khosian dillerinin çoğu yok olmak üzeredir ve çoğunun da herhangi bir yazılı verisi bulunmamaktadır.Les autres langues khoïsan sont plutôt menacées, et quelques-unes ont disparu sans être étudiées.
Kalaycılık mesleği yok olmak üzere.La profesión de hojalatero está a punto de desaparecer.
Ayaklanma başarısız olmuştu ve Thälmann bir süre ortadan yok olmak zorunda kalmıştı.La sublevación fracasó y Thälmann permaneció escondido por un tiempo.
Bir dönem, bir imparatorluk yok olmaktadır.Dos días de mayo: un pueblo contra un imperio.
Yok olmak üzeredir.Están cercanos a la extinción.
Günümüzde bunlardan çok az bulunmaktadır ve yavaş yavaş yok olmaktadırlar.Actualmente quedan muy pocos y ya casi está inutilizado.
Yok olmak üzeredir.Sono prossimi all'estinzione.
Günümüzde bunlardan çok az bulunmaktadır ve yavaş yavaş yok olmaktadırlar.Il tempo rimasto è poco e voi siete distratti.
İndikleri gezegen yok olmak üzeredir.Alla ricerca di pianeti abitati.
Yok olmak üzeredir.Близок к вымиранию.
Günümüzde bunlardan çok az bulunmaktadır ve yavaş yavaş yok olmaktadırlar.На сегодня их осталось очень мало и, видимо, они будут полностью упразднены.
İndikleri gezegen yok olmak üzeredir.Мы сейчас покидаем планы вашего существования.
Bir dönem, bir imparatorluk yok olmaktadır.بعد ذلك، كانت "إمبراطورية" قبل وقت طويل من أن يكون لديها إمبراطور.
Aynı zamanda yakılan yakıt da yok olmaktadır.Na combustão incompleta também não há chamas.
(Platon) “Hiçbir insan yok olmak için yaratılmamıştır.”Dizem eles: "Nenhum ser humano foi inventado ou construído".
Ayaklanma başarısız olmuştu ve Thälmann bir süre ortadan yok olmak zorunda kalmıştı.De opstand mislukte en Saldanha moest voor korte tijd in ballingschap gaan.
Yok olmak üzeredir.Nadchodzi zagłada.
Bu dil de yok olmak üzere olan dillerden sayılabilir.До цього типу належать мови, що наблизилися до вимирання.
Aynı zamanda yakılan yakıt da yok olmaktadır.Při spalování paliva je tedy současně spalován i olej.
Bu tür bir stres enerjisi pseudotensörü koordinat dönüşümü ile lokal olarak yok olmak için yapılabilir.Jakýkoli takový pseudotenzor energie a hybnosti může zrušit místní transformace souřadnic.
Dil çeşitliliği günümüzde de, yok olmakta olan ve tamamen yok olmuş dillere rağmen oldukça fazladır.Jazyk je přes úbytky stále životaschoný a plnohodnotný.
Yok olmak üzeredir.În prezent este pe cale de dispariție.
Bu oldukça zor bir yöntemdir, çünkü çoğu zaman penis plastiği kısmen veya tamamen yok olmaktadır.La exterior, cadrul este cel mai adesea acoperit de carene din material plastic, în întregime sau parțial.
Yok olmak üzeredir.Megszűnik, megsemmisül.
Yok olmak için boşlukta var olacakları için boşluktan gelmezler.A szabadban nem élnek, mert ott elpusztulnának.
İndikleri gezegen yok olmak üzeredir.Tällöin elinkelpoinen planeetta lakkaa olemasta.
Buda’nın son sözleri şöyledir: „Ey keşişler, size söylüyorum: Her olgu, bir gün yok olmak zorundadır.Buddhan viimeiset sanat olivat "Munkit, sanon teille: kaikki ilmiöt ovat katoavaisia.
Ancak bunlar yok olmak üzeredir.Dette er områder som er i ferd med å forsvinne.
Nesneler durmaksızın varolup ardından yok olmaktadır.Makalah-makalahnya dihancurkan setelah ia wafat.
Ayaklanma başarısız olmuştu ve Thälmann bir süre ortadan yok olmak zorunda kalmıştı.Cuộc nổi dậy thất bại, khiến Thälmann phải quay vào hoạt động bí mật một thời gian.
Bir dönem, bir imparatorluk yok olmaktadır."Rất lâu về trước có một vương quốc.
Yok olmak üzeredir.Hiện nó đã tuyệt chủng.
Yok olmak üzeredir.消滅寸前。
Bir dönem, bir imparatorluk yok olmaktadır.遥か昔、一つの王国が滅亡した。
İndikleri gezegen yok olmak üzeredir.未開の惑星に墜落、難破する。
Bitmek (yok olmak) ve Bitirmek (yok etmek) anlamlarını da içerir.豈天奪吾魄,以不孝等無狀,故重其戾而降之罰耶?
Bu dil de yok olmak üzere olan dillerden sayılabilir.ייתכן ואפילו שפות יומצאו יש מאין.

İlgili Sayfalar