Işık emisyonu ise, kütle, yoğunluk ve yüzey parlaklığı ile belirlenebilmektedir.”Before our eyes, it has become multicolored, vivid, and bright."
Kenya ve Tanzanya'da tüm yıl boyunca üreme görülür ancak Nisan ile Temmuz arasında yoğunluktadır.Breeding takes place in all months in Kenya and Tanzania but is concentrated between April and July.
1979 JVC, kendi yüksek yoğunluklu video disk (VHD) sisteminin bir prototipini tanıttı.In 1979, JVC demonstrated a prototype of its video high density (VHD) disc system.
Serbest konvektif bulutlar genel olarak konvektif yoğunluk seviyesinin (CCL) yüksekliğinde oluşur.Free convective clouds generally form at the altitude of the convective condensation level (CCL).
Plastik bir şişe, yüksek yoğunluklu plastikten yapılmış bir şişedir.A plastic bottle is a bottle constructed from high density plastic.
Yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE), plastik şişeler için en yaygın kullanılan reçinedir.High-density polyethylene (HDPE) HDPE is the most widely used resin for plastic bottles.
Bu varsayım gazın son derece yüksek yoğunlukta olmaması şartıyla yapılabilir.One can safely make this assumption provided the gas isn't at an extremely high density.
Ancak, ölçülen yoğunlukları etkiye neden olamayacak kadar küçüktür.However, the measured densities are too small to cause the effect.
Ancak, belli bir frekansa erişildiğinde, düşük yoğunluklu ışık bile elektron üretmiştir.However, once a certain frequency was reached, even low intensity light produced electrons.
Takip sistemi kat panelleri için ve düşük yoğunluklı fotovoltaik sistemler için gerekli değildir.Tracking is not required for flat panel and low-concentration photovoltaic systems.
Makula etrafındaki 'C' şeklinde bir alan düşük yoğunluklu küçük yanıklar ile tedavi edilir.A 'C' shaped area around the macula is treated with low intensity small burns.
Nazi Almanyası tarafından Siegfried Hattı ve Atlantik Duvarı boyunca yoğunlukla kullanılmıştır.The Germans made extensive use of them in the Siegfried Line and the Atlantic Wall.
Bu çok hızlı, yüksek yoğunluklu darbe oluşturur.This creates a very fast, high-intensity pulse.
Florokarbonlar renksizdir ve suyun iki katından fazlasına kadar yüksek yoğunlukludur.Fluorocarbons are colorless and have high density, up to over twice that of water.
Kentlerin erdemi iste bu yoğunluklu, fraktal, çok katmanlı bilgi alışverişidir.The virtue of cities is this dense, fractal, multilayered information exchange.
Düşük yoğunlukla bir gaz için bu, ideal gaz modelinde görülebilir.For a gas of low density this can be seen from the ideal gas law.
Bu yolla elde edilen evreler elektron yoğunluk haritaları üretmede kullanılanılabilir.The phases obtained this way can be used to generate electron density maps.
Diğerlerinde, bu kompaktlık (yoğunluk) için bir bobin halinde sarılır.And they one another to behaviour to do brotherhood's spirit with.
Dolayısıyla da popülasyon yoğunlukları daha düşüktür.Additionally, their aspirations appear to decrease as well.
Parlaklık ya da gözlemlenen yoğunluk yönün işlevi değildir.The radiance or observed intensity is not a function of direction.
Farklı moleküler orbitaller elektron yoğunluklarının farklı uzamsal dağılımlarına sahiptirler.Different molecular orbitals have different spatial distribution of the electron density.
Yüksek yoğunluklu fotovoltaik sistemler için, çift eksenli takip sistemi bir gereksinindir.For high-concentration photovoltaic systems, dual axis tracking is a necessity.
Doğal birimler Planck birimleri Büyüklük kıyaslaması (yoğunluk)Natural units Planck's constant Orders of magnitude (momentum) Physics portal
LDPE 0,910-0,940 g/cm3 yoğunluk aralığında tanımlanır.LDPE is defined by a density range of 0.910–0.940 g/cm3.
Yoğunlukla kullanıldığı en son büyük savaş ise Amerikan İç Savaşı olmuştur.The earliest modern example of total war was the American Civil War.
Bu tür tahkimat özellikle Normandiya Çıkartması sırasında yoğunlukla kullanılmıştır.This capacity frequently proved useful, especially during the fighting in Normandy.
İmparatorluk ekonomisi ağırlıklı olarak tarım yoğunlukluydu.The economy of the empire was largely dependent on agriculture.
Toplam sayıları 500 civarında olan heykeller geminin kıç kısmında yoğunluktadır.Fifteenth century floor tiles remain in large areas of the nave.
Spektral yoğunluk, zamana bağlı bir fonksiyon değil frekansa bağlı bir fonksiyondur.The spectral density is a function of frequency, not a function of time.
Korg Triton ve Roland XP-80 gibi modern synthesizerlar yoğunluklu olarak kullanılmıştır.Some synthesizer workstations, most notably the Roland XP-80, was heavily used.
Lefkoşa'da Ermenilerin yoğunlukla ikamet ettiği bir bölgeydi.Kofidis represented a district that was severely affected by the ethnic cleansing policies.
Metrekare (173,4/km²) başına 449,4 ortalama bir yoğunlukta 449 konut vardı.There were 449 housing units at an average density of 449.4 per square mile (173.4/km²).
Ceviz, dut, kızılcık ağaçları yoğunluktadır.It is entitled Beautiful Tree, Severed Roots.
Yankılar cisimlerin yeri, boyutu ve hatta yoğunlukları hakkında detaylı bilgi sunmaktadır.Every species has large (sometimes tusk-like) teeth of variable size, shape, and position.
Nüfus yoğunluklarına göre ülkelerin listesi."List of Countries by Population Density".
Standart Top ve Çubuk modeli elektron yoğunluk haritalarından oluşturulur.Standard Ball-and-stick model is generated from the electron density map.
Bunlar arasında göze en iyi hitap edeni olasılık yoğunluk fonksiyonu ile olur.If this is properly done, certainly greater fruits will be gathered among you.
Yoğunluk değişimi grafiği bu şekilde olur.If we were to plot the density it might look something like this.
Moleküllerin gruplaştığı yerde yoğunluk yüksek.And that's why they're even grouped together.
Örneğin ihracat pazarları için su yoğunluklu ürünlerin büyük çaplı ekimiyle.For example, by the large scale cultivation of water intensive crops for the export markets.
Esasen burada sonsuz bir yoğunluk var.You essentially have an infinite density right here.
Ancak bu siyah kürenin merkezinde... ...sonsuz yoğunlukta bir nokta vardır.But there's a point of infinite density at the center of this black sphere right here.
Bazen gerçek yoğunluk ne yapmadığınız ile alakalıdırSometimes true intensity lies in what you aren't doing.
Bu yoğunlukça hafif, maddeyi içeriye çekiyor.This is light over density, pulls the material around in.
Tahmin edeceğiniz üzere, bu yüksek yoğunluktaki çekme anından nefret ediyordum.And as you can imagine, I hated that moment of ripping with incredible intensity.
O, modern kent Bombay'ı oluşturan enerji ve yoğunluk duygusunu gerçekten yakalayabilmiştir.He really captures that sense of density and energy which really characterizes modern urban Bombay.
Dış soketi ısıtılmış tabakalar yerine yüksek yoğunlukta ısıtılmış polietilen borulardan yapılmış.Outer socket made by using heated high-density polyethylene pipes, rather than using heated sheets.
Hindistanda da önemli bir yoğunluk var.There's a lot of activity in India.
Orta doğuda fazla yoğunluk yok, yalnızca küçük noktalar.There's some in the Middle East, the little pockets.
Yüksek yoğunluk aydınlatma bir örnektirHigh Intensity Lighting is one example
Atomların oluşamayacağı bir yoğunlukta idi.You have all of this bumping and interactions.
Nüfus yoğunlukları ve kişi başına tüketimlerde büyük çeşitlilik görebilirsiniz.You can see the great diversity of population densities and of per capita consumptions.
Yüksek yoğunluklar beynin o bölgesinde daha yoğun faaliyet anlamına geliyor.Higher density levels mean more activity in that point of the brain.
Aslında size yüksek yoğunluklar tiz tonları işaret edecek şekilde size şarkı söylüyorlar.They're actually singing these densities to you with higher pitches mapped to higher densities.
Düşünmeye başladım, evet, biliyorsun, yoğunluk--And so I started to think, well, you know, density, density --
Bu da daha fazla yoğunluk yaşadığımız yer; daha fazla toplu taşıma kullandığımız yer.And this is where we have more density; it's where we have more public transport.
Yüksek yoğunluklu aydınlatma seçeneği Haas Torna çok sayıda yüklenebilir vmc makineleriThe high intensity lighting option can be installed on a multitude of Haas lathes and VMCs
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.They offer a pleasant respite from the high-density development around them.
Yoğunluk ne artıyor, ne de azalıyor.So I'm not getting any denser, or any less dense.
Dolayısıyla, yoğunluk artıyor veya yakınsıyor.So it's getting denser, or it's converging.