Onun üzerinde yoğunlaşmak istiyorum.I want to concentrate on that.
Boks üzerine yoğunlaşmak istiyorum.I want to concentrate on boxing.
Yoğunlaşmak zor mu?Is it difficult to concentrate?
İşim üzerine yoğunlaşmak zorundayım.I have to concentrate on my work.
Mortensen'ın araştırmaları, iş ekonomisi, makroekonomi ve iktisat teorisi üzerine yoğunlaşmaktadır.Mortensen's research focused on labor economics, macroeconomics and economic theory.
Turdan sonra Alex Skolnick farklı ilgi alanlarında yoğunlaşmak istediği için gruptan ayrıldı.After this tour, Alex Skolnick left the band to pursue other interests.
Liberaller bu dönemlerde bireycilik, özgürlük ve eşit haklara yoğunlaşmaktaydı.Classical liberals were committed to individualism, liberty and equal rights.
Ve benim yoğunlaşmak istediğim konu bu.And that's what I want to focus on.
Fakat demo üzerine yoğunlaşmak istiyorum.But I'm going to focus on the demo.
Tabii ki en önemli şey: dikkatini vermeyi öğrenmek, yoğunlaşmak ya da odaklanmaktır.And of course, the major thing: learn to pay attention, to concentrate and focus your attention.
Konuya yoğunlaşmak için ne yapmamız gerekiyor?What do we have to do to keep ourselves focused?
Yapabileceğimiz ikinci en iyi şey, yetersiz ve kötü beslenme üzerine yoğunlaşmaktır.The second best thing would be to focus on malnutrition.
Ve en iyi proje, HIV/AIDS sorununa yoğunlaşmak olacaktır.And the very best project would be to focus on HlV/AlDS.
Onun yerine, tahmini sonuçlar üzerine yoğunlaşmak istiyorum.Instead, I would pivot and narrow and focus down on the results estimates.
1888'de, tam zamanlı olarak botanik üzerine yoğunlaşmak için bakanlıktan emekli oldu.In 1888, he retired from the ministry to focus on botany full-time.
İlçede spor faaliyetleri futbol üzerinde yoğunlaşmaktadır.Seine sporthistorischen Arbeiten beschäftigen sich im Schwerpunkt mit dem Fußball.
Liberaller bu dönemlerde bireycilik, özgürlük ve eşit haklara yoğunlaşmaktaydı.Deine Väter einst stritten um Freiheit und Recht.
İletişim dinleme yerine anlatma üzerine yoğunlaşmaktadır.Ils sont destinés à l'écoute plus qu'à la danse.
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.Juega al fútbol hasta la edad de doce años, cuando decide centrarse exclusivamente en el tenis.
Protestanlık kuzey ve doğuda; Roma Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır.El protestantismo se concentra en el norte y el este y el catolicismo se concentra en el sur y el oeste.
Turdan sonra Alex Skolnick farklı ilgi alanlarında yoğunlaşmak istediği için gruptan ayrıldı.Luego de la gira, Skolnick dejó Savatage para concentrarse en otros intereses.
Orkestrasyon giderek daha yoğunlaşmaktadır.La agitación de la orquesta aumenta.
Eski tarihler, eski Polos’un çevresinde yoğunlaşmaktadır.En otras palabras, que siempre se llevan el peso de su pasado Beatle.
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.In quel periodo praticava anche il calcio e solo dall'età di 12 anni decise di dedicarsi unicamente al tennis.
Kendi besteleri ve yeni projeler üzerine yoğunlaşmak istemiştir.Поскольку хотел сосредоточиться на собственных проектах.
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.لعب فيدرير كرة القدم حتى سن الثانية عشر، عندها قرر التركيز فقط على كرة المضرب.
Protestanlık kuzey ve doğuda; Roma Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır.يتركز البروتستانت في الشمال والشرق بينما الرومان الكاثوليك يتركز وجودهم في الجنوب والغرب.
Liberaller bu dönemlerde bireycilik, özgürlük ve eşit haklara yoğunlaşmaktaydı.كان الليبراليون الكلاسيكيون ملتزمون بالفردية، الحرية وتساوي الحقوق.
Turku ekonomisi ağırlıklı olarak Turku Limanı ve diğer hizmet odaklı endüstriler üzerinde yoğunlaşmaktadır.تتركز المنطقة التجارية في اقتصاد المدينة حول ميناء توركو وغيرها من الصناعات الخدمية.
Orkestrasyon giderek daha yoğunlaşmaktadır.A vida artística se tornava mais intensa.
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.Até os treze anos seguia a carreira de jogador de rugby, quando resolveu dedicar-se somente ao tênis.
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.W dzieciństwie równolegle do piłki nożnej grał w tenisa, później zdecydował się skupić wyłącznie na futbolu.
Protestanlık kuzey ve doğuda; Roma Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır.Katolicy dominują na południu i zachodzie kraju, a protestanci na północy i w centrum.
İletişim dinleme yerine anlatma üzerine yoğunlaşmaktadır.I deras beskrivning handlar det mer om att lyssna på hur budskap framställs snarare än vad som sägs.
1982'de kitaplarına yoğunlaşmak amacı ile gazete yazılarını sonlandırdı ve Cihan Yayınevi’ni kurdu.2014 kom böckerna Skriv - Vässa ditt manus och Dårens dagbok ut.
Japonya’nın yardımlarıyla balıkçılık gelişmekte, açık deniz balıkçılığı için çalışmalar yoğunlaşmaktadır.За підтримки Японії розвивається рибальство у великих масштабах.
Araştırmaları makroekonomi, iş ekonomisi, ekonomik büyüme ve ekonomik politika konularında yoğunlaşmaktadır.Zabývá se převážně makroekonomií, a to zejména trhem práce, hospodářským růstem a hospodářskou politikou.
Protestanlık kuzey ve doğuda; Roma Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır.Protestantismul este concentrat în nord și est, iar Romano-Catolicismul în sud și vest.
Massena artık Zürih'e yoğunlaşmak zorundaydı.Valdemar și-a îndreptat apoi atenția în Zeelanda.
Turdan sonra Alex Skolnick farklı ilgi alanlarında yoğunlaşmak istediği için gruptan ayrıldı.Alex Skolnick a megjelenést követően elhagyta az együttest.
2005-2006 sezonundan sonra buz dansına yoğunlaşmak için teklerde kaymayı bırakmıştır.A 2005/2006-os szezon után már csak jégtáncosként lépett pályára.
İletişim dinleme yerine anlatma üzerine yoğunlaşmaktadır.Ole innokkaampi kuuntelemaan kuin puhumaan.
Mortensen'ın araştırmaları, iş ekonomisi, makroekonomi ve iktisat teorisi üzerine yoğunlaşmaktadır.Frischin tutkimustyö keskittyi lähinnä makrotaloustieteeseen ja ekonometriaan.
Liseyi grup çalışmalarına yoğunlaşmak için son senesindeyken bıraktı.Bandet droppede til sidst ud af skolen for at fokusere på gruppens udvikling.
Protestanlık kuzey ve doğuda; Roma Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır.I Tyskland er tradisjonelt de nordlige og østlige områder protestantiske, mens sør og vest er katolske.
Mortensen'ın araştırmaları, iş ekonomisi, makroekonomi ve iktisat teorisi üzerine yoğunlaşmaktadır.Nghiên cứu của Mortensen tập trung vào kinh tế học lao động, kinh tế học vĩ mô và lý thuyết kinh tế.
Üniversiteye resmen 24 Ekim 1904’e de girdi ve matematik üzerine yoğunlaşmak istediğini beyan etti.彼女は正式に1904年10月24日に大学に再び入学し、数学を専門的に学ぶ意向を宣言した。
Sami halkı; Norveç, İsveç ve Finlandiya'nın kuzeyinde yoğunlaşmaktadır.薩米人居住在挪威、瑞典、芬蘭和俄羅斯的北部地區。
Araştırmaları makroekonomi, iş ekonomisi, ekonomik büyüme ve ekonomik politika konularında yoğunlaşmaktadır.柯成兴教授主要致力于研究经济增长、经济发展、货币经济、宏观经济和失重经济。
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.그는 테니스 선수가 되기로 결정했던 12세 전까지는 축구 또한 함께 배웠다.
Orkestrasyon giderek daha yoğunlaşmaktadır.토속 건축은 점점 장식적인 경향을 띄었다.
İlçede spor faaliyetleri futbol üzerinde yoğunlaşmaktadır.흥미는 축구 스포츠는 전반적으로 잘한다.
Kendi besteleri ve yeni projeler üzerine yoğunlaşmak istemiştir.Istovremeno, usmjerila je svoje interese i na druge planove.
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.Jis žaidė futbolą iki 12 metų, bet vėliau nusprendė koncentruotis tik į tenisą.
Protestanlık kuzey ve doğuda; Roma Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır.Protestantai yra susitelkę šalies šiaurėje ir rytuose, o Romos katalikai – pietuose ir vakaruose.
Çünkü aradaki boşluğu kapatamazsak, bugün olduğumuz yerde kalacağız. Ve benim yoğunlaşmak istediğim konu bu.För om du inte minskar den klyftan, kommer du stå just där vi är idag.
Fakat demo üzerine yoğunlaşmak istiyorum.Aber ich werde mich auf die Vorführung konzentrieren.
Fakat demo üzerine yoğunlaşmak istiyorum.Ale já se zaměřím na demo.
Fakat demo üzerine yoğunlaşmak istiyorum.Danes pa vam bom prikazal način delovanja aplikacije.
Fakat demo üzerine yoğunlaşmak istiyorum.De a bemutatóra fogok koncentrálni.