"Yirminci ya da yirmi birinci, ya da ne olmadığını mi unuttunuz?"Lupa apakah itu dua puluh atau dua puluh satu, atau apa?
"Yirminci ya da yirmi birinci, ya da ne olmadığını mi unuttunuz?"Quên cho dù đó là thứ hai mươi hoặc 21, hoặc những gì?
"Yirminci ya da yirmi birinci, ya da ne olmadığını mi unuttunuz?"Ste pozabili ali je to dvajseti ali 21., ali kaj?
"Yirminci ya da yirmi birinci, ya da ne olmadığını mi unuttunuz?"Unohdetut onko se kahdentenakymmenentenä tai kahdeskymmenesensimmäinen, vai mitä?
"Yirminci ya da yirmi birinci, ya da ne olmadığını mi unuttunuz?"Vergeten of het nu de twintigste of de eenentwintigste, of wat?
"Yirminci ya da yirmi birinci, ya da ne olmadığını mi unuttunuz?"Vous avez oublié si c'est la vingtième ou le vingt et unième, ou quoi?
"Yirminci ya da yirmi birinci, ya da ne olmadığını mi unuttunuz?"Zabudol som, či je to dvadsiateho a dvadsiateho prvého, alebo čo?
"Yirminci ya da yirmi birinci, ya da ne olmadığını mi unuttunuz?"Zapomněl jsem, zda je to dvacátého a dvacátého prvního, nebo co?
"Yirminci ya da yirmi birinci, ya da ne olmadığını mi unuttunuz?"Ξεχασμένες είτε πρόκειται για τον εικοστό ή στον εικοστό πρώτο, ή τι;
"Yirminci ya da yirmi birinci, ya da ne olmadığını mi unuttunuz?"Забравени, независимо дали е на двадесетия или двадесет и първи, или какво?
"Yirminci ya da yirmi birinci, ya da ne olmadığını mi unuttunuz?"Забуті це двадцяти чи двадцять перший, чи що?
"Yirminci ya da yirmi birinci, ya da ne olmadığını mi unuttunuz?"Забытые ли это двадцатый или двадцать первый, что ли?
"Yirminci ya da yirmi birinci, ya da ne olmadığını mi unuttunuz?"في غياهب النسيان سواء كان ذلك في العشرين أو الحادي والعشرين ، أم ماذا؟
"Yirminci ya da yirmi birinci, ya da ne olmadığını mi unuttunuz?あなたはそれにどのように近くを入手できますか?"
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.20세기의 나머지 반세기에 이르러서야 우리는 서서히 스스로를 심연에서 끌어내기 시작했습니다.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Až ve druhé polovině 20. století jsme se pokusili dostat z této propastné situace.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Baru pada paruh kedua abad ke-20 kita mulai perlahan-lahan menarik diri kita sendiri keluar dari lubang ini.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Chỉ mới trong nửa sau thế kỉ 20 chúng ta đã dần tự mình thoát khỏi vực sâu tăm tối này.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Csak a huszadik század második felében kezdtünk lassan kilábalni ebből a mélységből.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Det var först i århundradets andra halva som vi långsamt började ta oss upp ur denna avgrund.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Doar în a doua jumătate a secolului douăzeci am început încet să ne smulgem afară din abis.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Dopiero w drugiej połowie dwudziestego wieku... ...zaczęliśmy wydostawać się.. ...z tej otchłani.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Foi só na segunda metade do século XX que começámos lentamente a sair deste abismo.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Først i anden halvdel af det 20. århundrede, begyndte vi langsomt at skubbe os væk fra afgrundens rand.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Fue solamente en la segunda mitad del Siglo XX que comenzamos a sacarnos a nosotros mismos de este abismo.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Pas in de tweede helft van de twintigste eeuw begonnen we ons langzaam uit deze afgrond omhoog te werken.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Solo nella seconda metà del Novecento abbiamo gradualmente superato da questo abisso.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Ήταν μόνο το δεύτερο μισό του εικοστού αιώνα που αρχίσαμε σιγά σιγά να βγαίνουμε από αυτήν την άβυσσο.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Едва през втората половина на двадесети век, бавно започнахме да се измъкваме от тази бездна.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Лише у другій половині двадцятого сторіччя ми почали поволі витягати себе з цієї безодні.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.Только во второй половине ХХ века мы начали медленно выползать из этой пропасти.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.רק במחצית השניה של המאה העשרים התחלנו לאט לאט למשוך את עצמנו ולהחלץ מהתהום הזאת.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.فقط في النصف الثاني من القرن العشرين بدأنا ببطء شد أنفسنا خارج هذه الهاوية.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısıydı sadece, kendimizi bu çukurun içinden yavaşça çekmeye başladığımızda.このどん底からゆっくりと 立ち直ってきたのです 貿易の壁が崩れ落ちました
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.1900-talets första halva var en människans katastrof - en världsomstörtning.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.20세기의 첫 반세기는 인류사에 있어 완전한 대재난이었습니다. 한마디로 격동의 시기였죠.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.A huszadik század első fele egy abszolút katasztrófa volt az emberi ügyek számára, egy kataklizmus.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.A primeira metade do século XX foi um desastre completo, em termos sociais, um cataclismo.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.De eerste helft van de twintigste eeuw was een absolute menselijke ramp, een cataclysme.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.Første halvdel af det 20. århundrede slog fuldstændig fejl for menneskeheden det var en katastrofe.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.La première moitié du vingtième siècle a été un désastre absolu pour l'Humanité, un cataclysme.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.La prima metà del Novecento è stato un completo disastro per gli affari, un cataclisma.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.La primera mitad del Siglo XX fue un desastre absoluto para la humanidad un cataclismo.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.Paruh pertama abad ke-20 benar-benar bencana dalam sejarah umat manusia sebuah malapetaka.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.Pierwsza połowa dwudziestego wieku... ...była absolutną katastrofą w sprawach ludzkich... ...kataklizmem.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.Prima jumătate a secolului douăzeci a fost un dezastru absolut în afacerile umane, un cataclism.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.První polovina 20. století byla naprostou katastrofou v oblasti mezinárodních vztahů, politickou pohromou.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.Trong nửa đầu thế kỉ 20 là một thời kì thảm họa của nhân loại, một biến động lớn.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.Το πρώτο μισό του εικοστού αιώνα ήταν η απόλυτη καταστροφή στις ανθρώπινες σχέσεις, ένας κατακλυσμός.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.Первая половина двадцатого века была полной катастрофой в истории человечества катаклизмом.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.Перша половина двадцятого сторіччя постала суцільним лихом у людських стосунках, катаклізмом.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.Първата половина на двадесети век е била абсолютна катастрофа в човешките дела, катаклизъм.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.המחצית הראשונה של המאה העשרים היתה אסון מוחלט לחברה האנושית, שואה עולמית.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.النصف الأول من القرن العشرين كان حقاً نكبة للإنسانية، كارثة.
Yirminci yüzyılın ilk yarısı insan ilişkileri açısından tam bir felaketti. bir tufan.人間の営みにとって全くひどい時期でした 大異変です 第一次大戦に