Biz yirmi yıldır sürekli görüşüyoruz.We have kept in constant touch for twenty years.
Yangında yirmi kişi can verdi.Twenty people perished in the blaze.
İstasyondan okula yürümek yirmi dakika sürer.It takes twenty minutes to walk from the station to school.
Üst sağ yirmilik dişim ağrıyor.My upper right wisdom tooth hurts.
Bir gün yirmi dört saattir.A day has twenty-four hours.
Linda on altı yaşındaydı fakat yirmi olarak kabul edilmesi için sorun yoktu.Linda is sixteen, but had no trouble passing for twenty.
Hâlâ yirmili yaşlarında olmalı.She must still be in her twenties.
Otobüs bilet ücretleri yüzde yirmi yükselmiştir.The bus fares have been raised by 20 percent.
Biletlerin her biri yirmi yen.The tickets are 20 yen each.
O yaklaşık yirmi dolardı.It was about twenty dollars.
Tren yirmi dakika geç kaldı.The train is twenty minutes behind time.
Üniversite yirmi yıl önce onun babası tarafından kuruldu.The university was founded by his father twenty years ago.
Hatırladığım kadarıyla köyde yirmi kişi kaldı.It is just my recollection that there remained no more than 20 people in the village.
Bina yirmi kat yüksekliğinde.The building is twenty stories high.
Yirmi yıl zaten geçti.Twenty years already passed.
Sally, yirmi-dolarlık bir banknotu beş dolarlık banknotlarla değiştirdi.Sally exchanged a twenty-dollar bill for five-dollar bills.
Bu son yirmi yıldır eğilimdi.This has been the trend for the past twenty years.
Bu oda yirmi dört fite on iki fittir.This room is twelve feet by twenty-four feet.
Bu, yirmi yıl içinde en soğuk kıştı.This was the coldest winter in twenty years.
Yirmi saatten daha az bir sürede yolculuğu tamamladı.She completed the trip in less than 20 hours.
Bu sözlük yirmi binden fazla sözcük içermez.This dictionary contains not more than 20,000 words.
Burada yirmi aile yaşar.Twenty families live here.
O çocuk yirmiye kadar sayabilir.That child can count to twenty.
Dört çarpı beş yirmidir.Four times five is twenty.
Seni yirmi dakika içerisinde geri arayabilir miyim?Can I call you back in twenty minutes?
Yirmi dakika içinde tekrar arayacağım.I'll call back in twenty minutes.
Yaklaşık yirmi dakika içinde döneceğim.I'll be back in twenty minutes or so.
Yirmi yıl uzun bir süre.Twenty years is a long time.
Yirmi yaşında olsam oy verebilirim.If I were twenty, I could vote.
O yirmi yaşına ulaşıncaya kadar bir şarkıcı olmaya karar vermedi.She did not decide to be a singer until she reached the age of twenty.
Biz yirmi mil ilerideki dağın zirvesini görebildik.We could see the summit of a mountain twenty miles away.
Yirmi mil yürümek için uzun bir mesafe.Twenty miles is a long distance to walk.
Üç yirmilik, altı beşlik ve gerisini birlik istiyorum.I'd like three twenties, six fives, and the rest in ones.
Turnuvaya yirmi takım girdi.Twenty teams entered the tournament.
2030'a kadar onun nüfusunun yüzde yirmi biri altmış beş yaşından büyük olacak.By 2030 twenty-one percent of its population will be over sixty-five.
Saat onu yirmi geçiyor.It is twenty minutes past ten.
Askerler yirmi mil ilerledi.The troops advanced twenty miles.
Polis seni yirmi yıl boyunca parmaklıkların arkasına koyacak.The police will put you behind bars for twenty years.
Bunun bizim yirmi yıl içerisinde yaşadığımız en soğuk kış olduğunu duydum.This is the coldest winter we have had in twenty years, I hear.
Seni son gördüğümden beri yirmi yıl geçmiş.It has been twenty years since I saw you last.
Seni en son gördüğümden beri yirmi yıl oldu.It has been twenty years since I saw you last.
Sınıfımızda yirmi beş erkek ve yirmi kız var.Our class has twenty-five boys and twenty girls.
Okulumuz toplam olarak yirmi dört sınıfa sahiptir.Our school has twenty-four classes in all.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısında yaşıyoruz.We are living in the latter half of the twentieth century.
Yirmi yıldan daha fazla bir süredir onunla tanışıyoruz.I have been acquainted with her for more than 20 years.
Kız kardeşim yirmili yaşlarındadır.My sister is in her twenties.
Babam yirmili yaşlarında evlendi.My father got married in his twenties.
Annem yirmi yaşında evlendi.My mother got married at the age of twenty.
Yirmi iki Haziran 1974'te doğdum.I was born on the twenty-second of June in 1974.
Ben yirmiyi geçtim.I have turned 20.
Yirmi kişiyi partime davet ettim fakat onların hepsi gelmedi.I asked twenty people to my party but not all of them came.
Partiye yirmi arkadaşı davet ettim.I asked twenty friends to the party.
Yirmi yıldan daha fazla bir süredir belediye başkanıyla tanışıyoruz..I have been acquainted with the mayor for more than twenty years.
Ben ona neredeyse yirmi yıldır ayda bir kez yazdım.I have written to him once a month for almost twenty years.
Bir sonraki otobüsü yirmi dakika beklemek zorunda kaldım.I had to wait twenty minutes for the next bus.
Bir sonraki otobüsü mecburen yirmi dakika bekledim.I had to wait twenty minutes for the next bus.
Bir sonraki otobüs için yirmi dakika beklemem gerekti.I had to wait twenty minutes for the next bus.
Gelecek doğum günümde yirmi yaşında olacağımı söyledim.I said that I would be twenty next birthday.
Yeni jet, dünyanın çevresini yirmi dört saatte dolaşıyor.The new jet circles the globe in twenty-four hours.
Yirmilik dişler geliyor.My wisdom teeth are coming in.