Yetmiş sekiz ediyor.あとはたすだけです.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.A Térach žil sedemdesiat rokov a splodil Abrama, Náchora a Hárana.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Còn Tha-rê được bảy mươi tuổi, sanh Áp-ram, Na-cô và Ha-ran.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Còn_Tha - rê được bảy mươi tuổi , sanh Áp - ram , Na-cô và Ha-ran .
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Cuando Taré tenía 70 años, engendró a Abram, a Nacor y a Harán
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Da Tara havde levet 70 År, avlede han Abram, Nakor og Haran.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Da Tarah var sytti år gammel, fikk han sønnene Abram, Nakor og Haran.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.I żył Tare siedemdziesiąt lat, i spłodził Abrama, Nachora i Harana.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.데라는 칠십세에 아브람과 나홀과 하란을 낳았더라
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Kun Terah oli seitsemänkymmenen vuoden vanha, syntyivät hänelle Abram, Naahor ja Haaran.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.La vîrsta de şaptezeci de ani, Terah a născut pe Avram, pe Nahor şi pe Haran.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.När Tera var sjuttio år gammal, födde han Abram, Nahor och Haran.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Setelah Terah berumur 70 tahun, ia mendapat tiga anak laki-laki, yaitu Abram, Nahor dan Haran
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Térach, âgé de soixante-dix ans, engendra Abram, Nachor et Haran.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Terach aveva settant'anni quando generò Abram, Nacor e Aran
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Terah pa je živel sedemdeset let, ko je rodil Abrama, Nahorja in Harana.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Tera viveu setenta anos, e gerou a Abrão, a Naor e a Harã.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Tharah war siebzig Jahre alt und zeugte Abram, Nahor und Haran.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Tháré pedig hetven esztendõs vala, és nemzé Ábrámot, Nákhort, Háránt.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Toen Terah 70 was, kreeg hij drie zonen: Abram, Nahor en Haran.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Živ pak byl Táre sedmdesáte let, a zplodil Abrama, Náchora a Hárana.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Και εζησεν ο Θαρα εβδομηκοντα ετη, και εγεννησε τον Αβραμ, τον Ναχωρ, και τον Αρραν.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Тара живя седемдесет години и роди Аврама, Нахора и Арана.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.Фарра жил семьдесят лет и родил Аврама, Нахораи Арана.
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.ויחי תרח שבעים שנה ויולד את אברם את נחור ואת הרן׃
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.وعاش تارح سبعين سنة وولد ابرام وناحور وهاران
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.他 拉 活 到 七 十 歲 、 生 了 亞 伯 蘭 、 拿 鶴 、 哈 蘭
Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.他 拉 活到 七十 歲 、 生 了 亞伯蘭 、 拿鶴 、 哈蘭
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.1977 kam ich zum New Yorker und begann, ihnen Cartoons zu verkaufen.
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.1977년 이후에, 저는 뉴요커에 비집고 들어가 만화를 팔기 시작했습니다.
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.1980年には おそれおおくも
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.Bueno, después de 1977, entré en The New Yorker y comencé a vender caricaturas.
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.Depois de 1977, consegui entrar para a The New Yorker e comecei a vender cartunes.
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.Dopo il 1977, ho fatto breccia nel The New Yorker e ho cominciato a vendere vignette.
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.Eh bien, après 1977, j'ai forcé l'entrée du New Yorker et j'ai commencé à vendre des dessins.
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.Ei bine, după 1977, am spart gheața și am început să le vând caricaturi.
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.Na 1977 had ik een voet binnen bij The New Yorker en begon ik cartoons te verkopen.
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.Po roce 1977, jsem se dostal do The New Yorkeru a začal jsem prodávat kreslené vtipy.
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.Sau năm 1977, tôi làm việc tại tạp chí và bắt đầu bán được tranh biếm họa.
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.W 1977 udało mi się przebić i zacząłem sprzedawać rysunki.
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.Μετά το 1977 εμφανίστηκα στο Νιού Γιόρκερ και άρχισα να πουλώ καρτούν.
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.Після 1977 я почав співпрацювати з The New Yorker і продавати карикатури.
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.После 1977 я ворвался в журнал и стал продавать карикатуры.
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.ובכן, אחרי 1977, נכנסתי לתוך הניו יורקר והתחלתי למכור קריקטורות.
Yetmiş yediden sonra, New Yorker'a girdim ve karikatür satmaya başladım.حسنًا، بعد عام 1977، اقتحمت مجلة نيويوركير وبدأت بيع أعمالي لها.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Apoi Iosif a trimes să cheme pe tatăl său Iacov şi pe toată familia lui, şaptezeci şi cinci de suflete.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Daarna liet Jozef zijn oude vader Jakob en zijn hele familie overkomen, bij elkaar 75 mensen.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Därefter sände Josef åstad och kallade till sig sin fader Jakob och hela sin släkt, sjuttiofem personer.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Da sendte Josef bud og kalte til sig sin far Jakob og hele sin slekt, fem og sytti sjeler.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Então José mandou chamar a seu pai Jacó, e a toda a sua parentela - setenta e cinco almas.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.És József elküldvén, magához hívatá az õ atyját, Jákóbot, és egész hetvenöt lélekbõl álló nemzetségét.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Giô-sép bèn sai rước Gia-cốp là cha mình và cả nhà , cộng là bảy mươi lăm người .
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Giô-sép bèn sai rước Gia-cốp là cha mình và cả nhà, cộng là bảy mươi lăm người.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Giuseppe allora mandò a chiamare Giacobbe suo padre e tutta la sua parentela, settantacinque persone in tutto
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Joseph aber sandte aus und ließ holen seinen Vater Jakob und seine ganze Freundschaft, fünfundsiebzig Seelen.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.요셉이 보내어 그 부친 야곱과 온 친족 일흔 다섯 사람을 청하였더니
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Men Josef sendte Bud og lod sin Fader Jakob og al sin Slægt kalde til sig, fem og halvfjerdsindstyve Sjæle.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Niin Joosef lähetti kutsumaan luokseen isänsä Jaakobin ja koko sukunsa, seitsemänkymmentä viisi henkeä.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Pošlje pa Jožef in pokliče očeta svojega Jakoba in vse sorodstvo svoje, petinsedemdeset duš.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Puis Joseph envoya chercher son père Jacob, et toute sa famille, composée de soixante-quinze personnes.