Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.Sau này chúng tôi phát hiện nguyên nhân chính gây bệnh và tử vong ở đây là suy hô hấp.
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.Senare fick vi reda på att den främsta orsaken till sjukdom och död, i just den här regionen, är lungkollaps.
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.Wir fanden später heraus, dass in dieser Region Lungenversagen die Hauptursache von Krankheiten und Tod ist.
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.Позже мы узнали, что основная причина болезней и смертей в этом регионе — это нарушение дыхания.
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.По-късно открихме водещата причина за заболяване и смърт в този регион е свързана с дихателна недостатъчност.
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.מאוחר יותר, גילינו שהסיבה העיקרית לחולי ומוות באיזור ספציפי זה הוא כשל נשימתי.
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.مشاكل التنفس كثيرة في هذه المنطقة بالذات اذاً و بشكل مفاجىء أصبح لدينا مشكلتين
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.呼吸器不全であることを知りました こうして突然2つの問題を抱えることになりました
Dikey doğru bunu kesecektir ancak herhangi bir şekilde kesmesi yetmez.En vinkelret linje vil krydse den, men den vil ikke krydse den på en tilfældig måde.
Dikey doğru bunu kesecektir ancak herhangi bir şekilde kesmesi yetmez.수선이 한 직선과 만나되, 아무렇게나 교차하는 것이 아니라
Dikey doğru bunu kesecektir ancak herhangi bir şekilde kesmesi yetmez.Kolmá přímka bude protínat druhou, ale nebude jí protínat jen tak obyčejně, bude ji protínat pod pravým úhlem.
Dikey doğru bunu kesecektir ancak herhangi bir şekilde kesmesi yetmez.Une droite perpendiculaire la croisera, mais elle ne la croisera pas n'importe comment, elle
Dikey doğru bunu kesecektir ancak herhangi bir şekilde kesmesi yetmez.الخط العامودي سيقاطعه، لكنه لن يكون مجرد تقاطع، بل
Diyabet. Demin bahsettim. Kalp yetmezliğinden de bahsettik.7400万人が連続的に血圧を測定可能ですから
Diyabet. Demin bahsettim. Kalp yetmezliğinden de bahsettik.제가 조금 전에 말씀드렸던 당뇨병입니다. 심부전에 대해서도 이미 이야기 했고요.
Diyabet. Demin bahsettim. Kalp yetmezliğinden de bahsettik.סוכרת הרגע הזכרתי. על בעיות לב כבר דיברנו. לחץ דם גבוה --
Diyabet. Demin bahsettim. Kalp yetmezliğinden de bahsettik.تحدثت فقط عن السكري. تحدثنا أيضا عن النوبات القلبية. إرتفاع الضغط --
Evet Başkan Won. Bu yetmez mi? İyi misin?Apa itu?
Evet Başkan Won. Bu yetmez mi? İyi misin?Apa itu?
Evet Başkan Won. Bu yetmez mi? İyi misin?Cái gì thế ?
Evet Başkan Won. Bu yetmez mi? İyi misin?Qu'est-ce que c'est ?
Evet Başkan Won. Bu yetmez mi? İyi misin?Ring mig då.
Evet Başkan Won. Bu yetmez mi? İyi misin?Что это?
Fakat sadece bu ilişkiyi enine boyuna düşünmek yetmez.그런데 이런 관계에 대해서만 생각할 게 아니라
Fakat sadece bu ilişkiyi enine boyuna düşünmek yetmez.ولكن يجب عليك التمعن في هذه العلاقة فحسب
Fakat sadece bu ilişkiyi enine boyuna düşünmek yetmez.ビジネスモデル・キャンバスにおける リソースとパートナーの関係についても考えてください
Fakat sorun yine şu ki, fazla değeri edemezler, çünkü mobiletten başkasını almaya güçleri yetmez.하지만 문제는 그들은 여전히 높은 가치를 가질 수 없다는 것입니다. 스쿠터 이상은 지불할 수가 없지요.
Fakat sorun yine şu ki, fazla değeri edemezler, çünkü mobiletten başkasını almaya güçleri yetmez.Maar ze krijgen er weinig voor terug, omdat al hun geld in de scooter zit.
Fakat sorun yine şu ki, fazla değeri edemezler, çünkü mobiletten başkasını almaya güçleri yetmez.Ma la sfida ritorna, non ottengono molto valore, perché non possono permettersi più di uno scooter.
Fakat sorun yine şu ki, fazla değeri edemezler, çünkü mobiletten başkasını almaya güçleri yetmez.Pero el desafío es, de nuevo, que no reciben mucha calidad porque no pueden pagar más que la moto.
Fakat sorun yine şu ki, fazla değeri edemezler, çünkü mobiletten başkasını almaya güçleri yetmez.Výzvou je, že opět nedostanou velkou hodnotu, protože si nemohou dovolit více než ten skútr.
Fakat sorun yine şu ki, fazla değeri edemezler, çünkü mobiletten başkasını almaya güçleri yetmez.אבל האתגר הינו, שוב, כי לא מקבלים הרבה תשואה, כי הם לא יכולים להרשות לעצמם יותר מאותו קטנוע.
Fakat sorun yine şu ki, fazla değeri edemezler, çünkü mobiletten başkasını almaya güçleri yetmez.لكن التحدي، مرة أخرى هو عدم الحصول على القيمة القصوى، لأنه لا يكون في استطاعتهم شراء أكثر من دراجة نارية.
Fakat sorun yine şu ki, fazla değeri edemezler, çünkü mobiletten başkasını almaya güçleri yetmez.十分な価値を手にしたとは言えません 問題なのは その値段で
Gelecekte ne olacağını görmek için şu andaki iş gücüne bakmanız yetmez, gelecekteki iş gücüne de bakmalısınız.Abychom zjistili, co se děje, nemůžeme se dívat jen na současný stav, ale i na ten budoucí.
Gelecekte ne olacağını görmek için şu andaki iş gücüne bakmanız yetmez, gelecekteki iş gücüne de bakmalısınız.무슨 일이 일어날지를 알고 싶다면, 당신은 단지 지금의 노동인구를 보아선 안됩니다. 미래 노동인구를 보아야합니다.
Gelecekte ne olacağını görmek için şu andaki iş gücüne bakmanız yetmez, gelecekteki iş gücüne de bakmalısınız.Για να δεις τι θα συμβεί, δεν μπορείς απλά να κοιτάς πρέπει να δεις στο μελλοντικό εργασιακό δυναμικό.
Gelecekte ne olacağını görmek için şu andaki iş gücüne bakmanız yetmez, gelecekteki iş gücüne de bakmalısınız.Щоб передбачити ситуацію, слід аналізувати не лише сучасний ринок праці, а й майбутню робочу силу.
Gelecekte ne olacağını görmek için şu andaki iş gücüne bakmanız yetmez, gelecekteki iş gücüne de bakmalısınız.כדי לדעת מה יקרה, אי-אפשר רק לבדוק את כוח העבודה כיום, אלא גם את כוח העבודה העתידי שלנו.
Gelecekte ne olacağını görmek için şu andaki iş gücüne bakmanız yetmez, gelecekteki iş gücüne de bakmalısınız.未来の労働人口に目を向ける必要があります 単純なことです
Gitmeye de kalmaya da gücünüz yetmez.No pueden permitir irse, ni quedarse.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.Großartige Komponenten sind nicht genug, und doch sind wir in der Medizin besessen von Komponenten.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.좋은 요소들만으로는 충분치 않습니다, 그런데 사람들은 이런 요소들로 의술을 고집합니다.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.Não basta ter ótimos componentes. Mas, em medicina, temos andado obcecados com os componentes.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.Nu e suficient să ai componente extraordinare, deși în medicină suntem obsedați de componente.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.Same składniki nie wystarczą, a mimo to medycyna ma na ich punkcie obsesję.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.Да имате страхотни части не е достатъчно и все пак, ние сме били луди по медицина с части.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.לשלם אחד. לא מספיק שהרכיבים מעולים, ועדיין ברפואה אנו אובססיביים לגבי הרכיבים.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.مكونات كبيرة وقد لا يكفي، وحتى الآن كنا هاجس في الطب مع المكونات.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.医療に関して我々は 部品にこだわってきました 最高の薬 最高のテクノロジー
Hatta senin ömrün de yetmez." Barroso da göz yaşları içinde ayrılır.Astfel incat Barroso a plecat plangand.
Hatta senin ömrün de yetmez."E Dio dice, "Non quest'anno, non in questo decennio, probabilmente mai in tutta la tua vita."
Hatta senin ömrün de yetmez."어쩌면 네 평생 이루어지지 않을 지도 모른다."
Hatta senin ömrün de yetmez.""Niet dit jaar, niet dit decennium, misschien maakt u het wel niet meer mee."
Hatta senin ömrün de yetmez.""quizá no en tu vida".
Hatta senin ömrün de yetmez.""talvez nem mesmo durante a tua vida. "
Hatta senin ömrün de yetmez.""Не тази година, не това десетилетие, вероятно не и дори, докато си жив."
Hatta senin ömrün de yetmez."אולי לא בחיים שלך."
Hatta senin ömrün de yetmez."ربما ليس في حياتك أصلاً."
Hatta senin ömrün de yetmez."バローゾも泣きながら立ち去りました