Çok fakir olduğum için, Paris'te bir ofis kiralamak istedim; fakat buna param yetmedi.Я був дуже бідний, хотів орендувати офіс у Парижі, але не міг цього дозволити.
Çünkü sadece pazarı anlamanız yetmez.시장을 파악해야 할 뿐 아니라
Çünkü sadece pazarı anlamanız yetmez.لأن الأمر لا يقتصر على فهم السوق، بل فهم
Çünkü sadece pazarı anlamanız yetmez.理解しなければならないからです
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.Belakangan kami menemukan bahwa penyebab dari penyakit dan kematian di daerah ini adalah kegagalan pernafasan.
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.이 지역의 가장 주요한 질병과 사망원인은 호흡기 질병이라는 것을 알게 되었습니다.
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.Neskôr sme prišli na to, že hlavnou príčinou ochorení a smrti v tomto konkrétom kraji sú dýchacie problémy.
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.Sau này chúng tôi phát hiện nguyên nhân chính gây bệnh và tử vong ở đây là suy hô hấp.
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.Senare fick vi reda på att den främsta orsaken till sjukdom och död, i just den här regionen, är lungkollaps.
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.Wir fanden später heraus, dass in dieser Region Lungenversagen die Hauptursache von Krankheiten und Tod ist.
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.Позже мы узнали, что основная причина болезней и смертей в этом регионе — это нарушение дыхания.
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.По-късно открихме водещата причина за заболяване и смърт в този регион е свързана с дихателна недостатъчност.
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.מאוחר יותר, גילינו שהסיבה העיקרית לחולי ומוות באיזור ספציפי זה הוא כשל נשימתי.
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.مشاكل التنفس كثيرة في هذه المنطقة بالذات اذاً و بشكل مفاجىء أصبح لدينا مشكلتين
Daha sonra bu bölgede hastalık ve ölümlerin baş nedeninin solunum yetmezliği olduğunu öğrendik.呼吸器不全であることを知りました こうして突然2つの問題を抱えることになりました
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.a törvénye annak, a kin poklos fakadék van, [de] a kinek nincs módja az õ megtisztulásánál.
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.Das sei das Gesetz für den Aussätzigen, der mit seiner Hand nicht erwerben kann, was zur Reinigung gehört.
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.Dette er loven om den som lider av spedalskhet, men ikke har råd til å ofre meget når han skal renses.
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.Ðó là luật lệ về lễ nên thanh sạch của kẻ nghèo nàn bị vít phung.
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.Ðó là luật_lệ về lễ nên thanh_sạch của kẻ nghèo_nàn bị vít phung .
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.Éstas son las instrucciones para el que haya tenido lepra y no tenga lo suficiente para su purificación
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.문둥병 환자로서 그 결례에 힘이 부족한 자의 규례가 이러하니라
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.Tämä on laki pitalitautia sairastavasta, joka ei saa hankituksi puhdistukseensa sitä, mikä on säädetty.
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.To je postava za njega, ki je gobav, čigar imetje ni zadostno pri očiščevanju njegovem.
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.Ουτος ειναι ο νομος περι του εχοντος πληγην λεπρας, οστις δεν ευπορει να φερη τα προς τον καθαρισμον αυτου.
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.Вот закон о прокаженном, который во время очищения своего не имеет достатка.
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.Това е законът за онзи, който има рана от проказа, и не му стига ръка да достави всичко за очистването си.
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.זאת תורת אשר בו נגע צרעת אשר לא תשיג ידו בטהרתו׃
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.هذه شريعة الذي فيه ضربة برص الذي لا تنال يده في تطهيره
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.這 是 那 有 大 痲 瘋 災 病 的 人 、 不 能 將 關 乎 得 潔 淨 之 物 豫 備 彀 數 的 條 例
Deri hastası olup da temiz kılınmaya parasal gücü yetmeyen kişiler için bu yasa geçerlidir.這是 那有 大 痲瘋災 病 的 人 、 不 能 將關乎 得 潔淨 之 物 豫 備彀數 的 條例
Diğerlerini bulmak gerçekten soruyu çözmemize yetmeyecekti. . .問題の解決には役立ちません。 問題の解決には役立ちません。
Dikey doğru bunu kesecektir ancak herhangi bir şekilde kesmesi yetmez.En vinkelret linje vil krydse den, men den vil ikke krydse den på en tilfældig måde.
Dikey doğru bunu kesecektir ancak herhangi bir şekilde kesmesi yetmez.수선이 한 직선과 만나되, 아무렇게나 교차하는 것이 아니라
Dikey doğru bunu kesecektir ancak herhangi bir şekilde kesmesi yetmez.Kolmá přímka bude protínat druhou, ale nebude jí protínat jen tak obyčejně, bude ji protínat pod pravým úhlem.
Dikey doğru bunu kesecektir ancak herhangi bir şekilde kesmesi yetmez.Une droite perpendiculaire la croisera, mais elle ne la croisera pas n'importe comment, elle
Dikey doğru bunu kesecektir ancak herhangi bir şekilde kesmesi yetmez.الخط العامودي سيقاطعه، لكنه لن يكون مجرد تقاطع، بل
Diyabet. Demin bahsettim. Kalp yetmezliğinden de bahsettik.7400万人が連続的に血圧を測定可能ですから
Diyabet. Demin bahsettim. Kalp yetmezliğinden de bahsettik.제가 조금 전에 말씀드렸던 당뇨병입니다. 심부전에 대해서도 이미 이야기 했고요.
Diyabet. Demin bahsettim. Kalp yetmezliğinden de bahsettik.סוכרת הרגע הזכרתי. על בעיות לב כבר דיברנו. לחץ דם גבוה --
Diyabet. Demin bahsettim. Kalp yetmezliğinden de bahsettik.تحدثت فقط عن السكري. تحدثنا أيضا عن النوبات القلبية. إرتفاع الضغط --
Evet Başkan Won. Bu yetmez mi? İyi misin?Apa itu?
Evet Başkan Won. Bu yetmez mi? İyi misin?Apa itu?
Evet Başkan Won. Bu yetmez mi? İyi misin?Cái gì thế ?
Evet Başkan Won. Bu yetmez mi? İyi misin?Qu'est-ce que c'est ?
Evet Başkan Won. Bu yetmez mi? İyi misin?Ring mig då.
Evet Başkan Won. Bu yetmez mi? İyi misin?Что это?
Fakat bu da Diane von Furstenberg'i durdurmaya yetmedi.Mas isto não parou Diane von Furstenberg.
Fakat bu da Diane von Furstenberg'i durdurmaya yetmedi.Nhưng điều đó không thể dừng được Diane von Furstenberg.
Fakat bu da Diane von Furstenberg'i durdurmaya yetmedi.Pero esto no ha detenido a Diane von Fustenberg.
Fakat bu da Diane von Furstenberg'i durdurmaya yetmedi.Tetapi ini tidak menghentikan Diane von Furstenberg.
Fakat bu da Diane von Furstenberg'i durdurmaya yetmedi.Αυτό όμως δεν σταμάτησε την Νταϊάν φον Φίρστενμπεργκ.
Fakat bu da Diane von Furstenberg'i durdurmaya yetmedi.Але це не зупинило Діану фон Фюрстенберг.
Fakat bu da Diane von Furstenberg'i durdurmaya yetmedi.Но това не е спряло Даян фон Фюрстенберг.
Fakat ben ayni zamanda surdurulebilirlikten (kendi kendine yetme) yanayim.Aber ich bin auch für Nachhaltigkeit.
Fakat ben ayni zamanda surdurulebilirlikten (kendi kendine yetme) yanayim.Ale na druhé straně jsem také pro udržitelnost.
Fakat ben ayni zamanda surdurulebilirlikten (kendi kendine yetme) yanayim.Ale popieram też zrównoważony rozwój.
Fakat ben ayni zamanda surdurulebilirlikten (kendi kendine yetme) yanayim.Dar sunt de asemenea și pentru sustenabilitate.
Fakat ben ayni zamanda surdurulebilirlikten (kendi kendine yetme) yanayim.그러나 전 지속가능성에 대해서도 찬성합니다.
Fakat ben ayni zamanda surdurulebilirlikten (kendi kendine yetme) yanayim.Maar ik ben ook voor duurzaamheid.