Bu ortaklık, az ya da çok eksiktir (kopya tam ve yetkin değildir).Daardoor kan er een onjuist bedrag worden uitgekeerd (te veel, te weinig of niets).
Anna, yalnızca entelektüel seviyede değil ama günlük konularda da yetkin olduğunu kanıtlamıştır.Andie nie tylko wyczuła jej obecność, ale też znalazła pamiętnik.
Komuta ettiği birlikler kısa zamanda yetkinleşmekte ve özel birliklere dönüşmekteydi.Niedługo potem Eskadra zaczęła być używana jako jednostka do zadań specjalnych i skrajnie niebezpiecznych.
O halde zihnin yetkinliği, bedenin yetkinliğinden geçecektir.Mój umysł przejmuje władzę nad ciałem.
İş başvurusu yapan adayların tümüyse bu konuda yetkin olduklarını öne süreceklerdir.När du har tillräckligt med Jobpoints kan du välja en kraft.
Yetkinlik: özelleşmiş hücre tiplerine farklılaşabilme yetisi.Потентність — можливість диференціюватися у будь-який клітинний тип.
Var olmamak en yetkin olmayla çelişir, dolaysıyla tanrı var olmak zorundadır.Більш вірогідно, що вони праві, отже, Бог існує.
Oturumda Ukrayna'daki bütün yetkinin Ukrayna Merkez Konseyi'ne aktarılması onaylandı.Цього було повністю достатньо, щоб із приходом більшовиків на терени Західної України його арештувати.
Yetkinliğin iki tipini ayırt etmek gerekir: doğal ve yapay.V této době se rozlišovaly dva druhy regionů: přirozený a umělý.
Uygulayıcı öncelikle yetkin bir rûhânî öğretmen ya da guru tarafından kabul edilmelidir.Nezkušení musí být zásadně jištěni zkušeným vůdcem nebo instruktorem.
Alaylar ve tümenler arası iletişim, yetkin olmaktan uzaktı.Interacțiunea dintre regimente și divizii era departe de a fi fost perfectă.
Oturumda Ukrayna'daki bütün yetkinin Ukrayna Merkez Konseyi'ne aktarılması onaylandı.Aprobarea în cadrul Comitetului Executiv Central al Ucrainei a fost tărăgănată.
Yetkinliğin iki tipini ayırt etmek gerekir: doğal ve yapay.Această tehnică poate fi de două tipuri: naturală și artificială.
Buna göre, tanrı en yetkin varlıktır.Deci Dumnezeu este o ființă necesară.
İş başvurusu yapan adayların tümüyse bu konuda yetkin olduklarını öne süreceklerdir.Ca rasplată cei care fac aceste desțeleniri vor primi privilegii.
Hem batı hem de doğu müziği alanında yetkin bir sanatçı idi.A muzeológia terén is jártas és tevékeny ember volt.
Bu bağlılık, en yetkin biçimine aşkta ulaşır.A japánok úgy tartják, hogy legmagasabb rendű formájában megközelíti a szeretetet.
Kent içi ve kenti çevreleyen tekkelerde daha yetkinleştirilmiş “bir ritüel ve örgütlenme” başlatmıştır.Elkezdték „eszményi szintre” feltölteni a belvárost és a várost körülvevő töltésrendszert.
Yetkin olmayan insanlar becerilerine aşırı değer biçme eğilimindedirler.De az emberiség nem elég érett hozzá, hogy fontos dolgokat irányítson.
Var olmamak en yetkin olmayla çelişir, dolaysıyla tanrı var olmak zorundadır.Koska olemassaolo on täydellisempää kuin olemassaolon puute, siksi Jumalan täytyy olla olemassa.
Madde 1, Birliğin yetkilerinin içereceği sorumlulukların yetkinliğini listeler.Το Άρθρο 1 αναφέρει την αρμοδιότητα των καθηκόντων που θα έχουν οι αρχές της Ένωσης.
Avrupa Birliği ve bu sözleşmenin konusu, 27 Üye Devletleri payı yetkinlik.Η απόφαση πρέπει να εγκριθεί από τα υπόλοιπα 27 κράτη-μέλη της ΕΕ.
Kuyrukluyıldızların yörüngelerinin hesaplanması için ilk yetkin metodu ortaya atan kişidir.Επινόησε την πρώτη ικανοποιητική μέθοδο υπολογισμού κομητικών τροχιών.
Gelelim On sayısına: Yetkin bir sayıdır bu.Το μέγιστο είναι δέκα μονάδες για την βελτίωση της δεξιότητας.
Aforozu gerektiren suç, muhakkak cezayı kaldırmaya yetkin bir piskopos ya da papaz tarafından affedilmeli.Biskoppen ville give ham forladelse, hvis han ville bøde stort til kirke og biskop.
Sokrates ve Platon'a göre felsefenin ana gayesi, insanın mutluluğu ve yetkin hayatının teminidir.Lige siden Platon havde filosoffer ment, at det gode og det sande var den højeste menneskelige etik.
O halde zihnin yetkinliği, bedenin yetkinliğinden geçecektir.Men din ånd må atter regjere over din kropp.
Bu durum yetkinin kötüye kullanılmasına yol açmaktaydı.Disse tiltakene førte til at rettssytemet fungerte mer effektivt.
Ancak Avatar dört elementin tamamını yönetmeye ve bununla beraber ruhlarla bağlantı kurmaya yetkindir.Namun, Avatar dapat menguasai seluruh empat elemen serta berkomunikasi dengan para arwah.
Arkadaş canlısı ama daha az yetkin bir samuray.Seorang samurai yang ramah namun kurang terampil.
Buna göre, tanrı en yetkin varlıktır.Misalnya, Allah adalah satu-satunya yang ada.
Hukukta yetkin olma niteliğidir.Mengenai Kekuasaan untuk membuat Hukum.
Emmy Noether Fransızca ve İngilizcede erken yetkinlik gösterdi.Emmy Noether sớm bộc lộ khả năng học giỏi môn tiếng Anh và tiếng Pháp.
Anna, yalnızca entelektüel seviyede değil ama günlük konularda da yetkin olduğunu kanıtlamıştır.Anna đã chứng minh là mình có khả năng không chỉ ở cấp độ trí tuệ mà còn trong những vấn đề thiết thực.
Hemen tüm aile üyeleri, bilim alanında yetkin kişilerdi.Nhiều thành viên dòng họ này là người trong giới khoa học.
Ve nihayet, evren bir bütün olarak iyi olmalı ya da yetkin bir iyilik haline doğru gelişmelidir.これらの善い報いを受けるべき因としての善行を善根(ぜんごん)功徳または功徳善根などという。
Hemen tüm aile üyeleri, bilim alanında yetkin kişilerdi.当時の哲学部は科学分野全般を領域としていた。
Hukukta yetkin olma niteliğidir.法律の根拠が必要である。
1993 yılında kuruluştan sonra bölgenin bütün anayasal yetkinliği Flaman Komitesi'ne verilmiştir.在1993年7月14日成立後,該區即時將宪法权限賦予弗拉芒語社群。
Nihayetinde ihtiyacı olan şey unvanlar değil yetkinin kendisiydi.观云本末,自是大臣局量,不但名将而已。
Nihayetinde ihtiyacı olan şey unvanlar değil yetkinin kendisiydi.하지만 그가 느낀 것은 성취감이 아니라 허무함 뿐이었다.
Yetkinlik: özelleşmiş hücre tiplerine farklılaşabilme yetisi.분화능: 다른 종류의 특정 세포로 분화할 수 있는 능력.
Yetkin olmayan insanlar diğer insanlardaki gerçek beceriyi fark edememektedirler.다른 사람의 진정한 능력을 알아보지 못한다.
Hukukta yetkin olma niteliğidir.따라서 법인에게는 행위능력이 있다.
Oyunda yetkinlik kazandıkça seviye yükselir.경험치가 일정한 값에 도달하면 플레이어의 레벨이 올라가게 된다.
Gelelim On sayısına: Yetkin bir sayıdır bu.100번 이상은 명예의 전당에 오른다.
Mishin, Korolyov'un yardımcısı ve sağ kolu olarak görev yapmış, oldukça yetkin mühendisti.מישין היה מהנדס מוכשר, שפעל כסגנו של קורוליוב ונחשב יד ימינו.
Yetkinliğin iki tipini ayırt etmek gerekir: doğal ve yapay.Могат да бъдат разглеждани два типа знаци – естествени и изкуствени.
Uygulayıcı öncelikle yetkin bir rûhânî öğretmen ya da guru tarafından kabul edilmelidir.Длъжността може да се заема от хабилитиран преподавател (професор или доцент).
Madde 1, Birliğin yetkilerinin içereceği sorumlulukların yetkinliğini listeler.2, съответно – до органа, който организира провеждането на процедурата.
Pratikte en yetkin özyönetim deneyimi İspanya Devrimi (1936-1939) sırasında yaşandı.Jedan važan eksperiment s radničkim samoupravljem dogodio se tijekom španjolske revolucije (1936.-1939.).
Arkadaş canlısı ama daha az yetkin bir samuray.Ako nijesi dobar Crnogorac, još manje si Jugosloven.
Bu bilgi en kapsayıcı, en yetkin, en zor olanın bilgisidir.Time je dobila najljepšu i najgoru moguću vijest.
Kuyrukluyıldızların yörüngelerinin hesaplanması için ilk yetkin metodu ortaya atan kişidir.Vymyslel tiež prvú fungujúcu metódu výpočtu kometárnych obežných dráh.
O halde zihnin yetkinliği, bedenin yetkinliğinden geçecektir.Vaše fizično nasilje bomo prestrezali z močjo duše.
Yetkinlik: özelleşmiş hücre tiplerine farklılaşabilme yetisi.Potenciją: galimybę diferencijuotis į specializuotų ląstelių tipus.
Ugo Foscolo'nun yapıtlarında tutkulu bir duygusallıkla biçimsel yetkinlik birleşti.Gustavo Adolfo taktika buvo pagrįsta efektyvia ugnies galia.
Yetkin olmayan insanlar diğer insanlardaki gerçek beceriyi fark edememektedirler.Ebakompetentsetel isikutel ei õnnestu ära tunda teiste tegelikke oskusi.
Zehirine karşı henüz yetkin bir ilaç geliştirilememiştir.Lisaks pole veel väljatöötatud efektiivset ravi nende mürgistuse vastu.
Yetkin olmayan insanlar kendilerindeki yetersizliğin boyutunu görememektedirler.Ebakompetentsed isikud ei suuda ära tunda oma küündimatuse suurust.