yeter ile cümle

yeter kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Geçinmek için yeterli para kazanmıyor.He doesn't earn enough money to live on.
İki araba almak için yeterince zengin.He is rich enough to buy two cars.
O, mobilya satın almak için yeterince zengin.He is rich enough to buy the furniture.
Tabloyu almak için yeterince zengin.He is rich enough to buy the painting.
O yeterince istekli.He is willing enough.
O arabayı almak için yeterince zengin.He is rich enough to buy that car.
O alanında yeterli bir sanatçı olarak bilinir.He is known as a proficient artist in his field.
O tek başına oraya gitmek için yeterince cesur.He is brave enough to go there by himself.
O hem İspanyolcada hem de İtalyanca da yeterlidir.He is proficient in both Spanish and Italian.
O yalnız yaşamak için yeterince yaşlı değil.He is not old enough to live alone.
O, herkesin anlaması için yeterince yavaş konuştu.He spoke slowly enough for everyone to understand.
Onu anlamak için yeterince yaşlıdır.He is old enough to understand it.
O, daha çok bilmek yeterince yaşlıdır.He is old enough to know better.
O günaha yenik düşmek için yeterince zayıf.He was weak enough to succumb to temptation.
Neredeyse onun yeterli yiyeceği yoktu.He had barely enough to eat.
Ona sır vermek için erkek kardeşine yeterince güvenmiyordu.He didn't trust his brother enough to confide in him.
O, ailesini desteklemek için yeterli gelire sahip.He has a sufficient income to support his family.
O yabancı bir araba almak için yeterince zengin.He is rich enough to buy a foreign-made car.
Onun, elinden geleni yaptığı doğru ama o yeterince dikkatli değildi.It is true that he did his best, but he was not careful enough.
O, onun kararlarında yetersiz.He lacks decisiveness.
Oksijen yetersizliğinden öldü.He died from lack of oxygen.
Onun bir araba alması için yeterli parası yok.He cannot afford to buy a car.
O, araba sürmek için yeterince yaşlıdır.He is old enough to drive.
O içmek için yeterince yaşlıdır.He is old enough to drink.
Hafta sonu gezisi için yeterince kıyafet aldı.He took adequate clothes for a weekend trip.
O, yeterince çok çalışmaz.He does not study hard enough.
Bir ödül kazanmak için yeterince yükseğe zıplamadı.He didn't jump high enough to win a prize.
Durumu yeterince iyi biliyor.He knows the situation well enough.
O, beni davet etmek için yeterince nazikti.He was kind enough to invite me.
O, oy vermek için yeterince yaşlı değil.He is not old enough to vote.
O, tavana ulaşmak için yeterince uzun değildi.He wasn't tall enough to get at the ceiling.
Okumak için yeterli zamanı olmadığından yakındı.He complains of not having enough time to read.
O çiftlikte babasına yardım etmek için yeterince güçlüydü.He was strong enough to help his father on the farm.
O, onun için yeterince iyi değildir.He isn't good enough for her.
Treni yakalamak için yeterince hızlı koşmadı.He didn't run fast enough to catch the train.
Onlar ikinci bir fabrika inşa etmek için yeterli sermayeye sahip.They have enough capital to build a second factory.
Onlar yeterli yiyecek alamadılar.They could not get enough food.
Araştırma çalışması için yeterli para ayırdılar.They earmarked enough money for research work.
O iş için onun yetersiz olduğunu düşünüyorlar.They consider him unfit for that job.
Onlar annelerine bir hediye almak için yeterli parayı güçlükle topladılar.They scraped up enough money to buy a gift for their mother.
Onu mahkûm etmek için suçla ilgili yeterli kanıt yoktu.There wasn't enough evidence to convict him of the crime.
Teklifi reddedecek kadar yeterli bilgeliğe sahipti.She had enough wisdom to refuse the offer.
10 millik bir yarışı koşmak için yeterince güçlüydü.She was strong enough to run a 10-mile race.
Piyanoyu yeterince iyi çaldı.She played the piano well enough.
O, otobüsü yakalamak için yeterince hızlı koşmadı.She didn't run fast enough to catch the bus.
O kolayca anlaşılmak için yeterince açık konuşur.She speaks clearly enough to be easily understood.
O hem İspanyolcada hem de İtalyancada yeterli.She is proficient in both Spanish and Italian.
O, Fransızcada yeterlidir.She is proficient in French.
O, şimdi çalışmak için yeterince iyidir.She is now well enough to work.
O kendi başına yurt dışına seyahat etmek için yeterince yaşlı değil.She is not old enough to travel abroad by herself.
Onun yeterince tatlı olup olmadığını anlamak için kekin tadına baktı.She tasted the cake to see if it was sweet enough.
Onun İngilizcedeki yeterliliği hızla gelişti.Her proficiency in English rapidly improved.
Kelimeler onu anlatmaya yetersiz kaldı.Words failed her.
Artık o tek başına saçını yıkamak için yeterince iyi.She is now well enough to wash her hair by herself.
Kendisinin yeterince çekici olduğunu düşündü.She thought of herself as charming enough.
O, yeterince nazikti.She was kind enough.
O, bana yardım etmek için yeterince nazikti.She was kind enough to help me.
O, bize yardım etmek için yeterince nazikti.She was kind enough to help us.
O, masrafları karşılamak için yeterli paradır.That's enough money to cover the expenses.
Oda senin için yeterince büyük mü?Is the room big enough for you?

İlgili Sayfalar