Ana içeriğe geç
Sözlük

yeter ile cümle

yeter kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
İhtiyacım olanı almak için yeterli param olmadığını bilmiyordum.I didn't know I didn't have enough money to buy what I needed.
İhtiyacımı almak için yeterli param olmadığımı bilmiyordum.I didn't know that I didn't have enough money to buy what I needed.
Bunu satın almak için yeterli paranız yoksa, size biraz borç veririm.If you don't have enough money to buy that, I'll lend you some.
Şu hâlinle de yeterince şişmansın.You're fat enough as it is.
Şu hâlinle yeterince şişmansın zaten.You're fat enough as it is.
Şu hâlinle de yeterince kilolusun.You're fat enough as it is.
Tom buraya gelmeden önce bunu yapmak için yeterli zamanımız olmayacak.We won't have enough time to do that before Tom gets here.
Bu yeterince makul.That's reasonable enough.
Eğer yeterince param olsaydı, o arabayı alırdım.If I had enough money, I'd buy that car.
İspanyolcayı yeterince hızlı öğrenemiyorum.I can't learn Spanish fast enough.
Yalanların yeter!Enough of your lies!
Bana verdiğin miktar yeterli değildi.The amount you gave me wasn't enough.
Yeterince mantıklı.That's reasonable enough.
Tom bize yeterince para ödemiyor.Tom doesn't pay us enough.
Yardımcı olabileceğim bir şey varsa söylemeniz yeterli.If I can be of assistance to you in some way, just let me know.
Sana yardım edebileceğim bir şey varsa söylemen yeterli.If I can help you with something, just say so.
Bu nehir bu tür bir tekne için yeterince derin değil.This river isn't deep enough for this kind of boat.
Yeterli suyumuz yok.We don't have enough water.
İngilizce cümleler yazmaya yeterince cesaretim yok ve muhtemelen yazmamalıyım.I don't have enough courage to write sentences in English and I probably shouldn't.
Yeterince param olmadığını fark ettim.I realize that I don't have enough money.
Yeterli param yokmuş.I realize that I don't have enough money.
Çalışma, dünyanın her yerindeki gençlerin yeterince egzersiz yapmadığını tespit ediyor.The study finds young people everywhere in the world do not exercise enough.
Kafası çok meşguldü, bu yüzden dikkatini yeterince yola veremiyordu.He had a lot on his mind, so he wasn't paying enough attention to his driving.
Yeterince zamanı olmadığı için öğle yemeği yemeden çıktı.He went without lunch because he didn't have enough time to eat.
Son zamanlarda yeterince uyuyamadığını söylüyor.She says that recently she isn't able to get enough sleep.
Aldığım hiçbir nefes yeterli olmuyordu.Every breath that I took wasn't enough.
Sanki yeterince hava alamıyormuşum gibiydi.It was as if I couldn't get enough air.
Bu üç gün yeter.That’s enough for three days.
Bu üç günlüğüne yeter.That’s enough for three days.
Yeterince yiyeceğim yok.I don't have enough food.
Bugünlük bu kadar internet yeter.That's enough Internet for today.
Aileme destek olmak için yeterli para kazanıyorum.I earn enough money to support my family.
Eğer yeterince param olsaydı, onu satın alırdım.If I had enough money, I'd buy that.
Eğer yeterli param olsaydı, onu satın alırdım.If I had enough money, I'd buy that.
Birlikte yeterince vakit harcamıyoruz.We don't spend enough time together.
Dört çocuk yeterli.Four kids are enough.
Uranüs, uzay sondası gönderilip yeterince incelenmedi.Uranus hasn't been adequately probed.
Yeterli olmalı.It must be enough.
Bu yeterince iyi değil.That isn't really good enough.
Bazen tek bir kelime yeterlidir.One word is sometimes enough.
Tom için yeterince şey yaptım.I did enough for Tom.
Yeterince akıllı değiliz.We weren't clever enough.
Yeter de.Say when.
Sadece yeteneğe sahip olmak yeterli değil. Onu nasıl kullanacağını da bilmen gerek.Having talent isn't enough. You also need to know how to use it.
Elimizden geleni yaptık, ama yeterli olmadı.We did our best, but it wasn't good enough.
Papaz, insanlar yeterince bağış yapmadığı için İsa'nın henüz nüzul etmediğini söylüyor.The pastor says Jesus hasn't returned yet because people haven't donated enough cash.
Almanca bilgim yetersiz.My knowledge of German is insufficient.
Bir kelime yeterliydi.One word was enough.
Tom'un suçlu olduğunu kanıtlamak için yeterince fazla kanıtımız var.We have more than enough evidence to prove that Tom is guilty.
Elinde 280.000 asker vardı; Tüm ülkeyi savunmak için yeterli değildi.He had 280,000 men at his disposal; not enough to defend the entire country.
Bu yoldan sonra sadece dürüst olsanız da yeter" demiştir.You just have to be honest in a conventional way after that."
Bu karakterlerin hapishaneyi kaybetmeleri yeterli değildi.It wasn’t enough for these characters to lose the prison.
Birbirimize inanıyoruz ve bu bana yeter.We believe in each other, that's enough for me."
Afrika Eksarhlığı'nın göreceli zenginliği bir ayaklanmayı yeterince finanse edebilirdi.The relative wealth of the Exarchate of Africa could well enough finance a revolt.
Balede, yeterli erkek olmazdı.In ballet, there were not enough boys.
«Ve kim Allah'a dayanırsa o, yeter ona.»Those who stay dedicated to God will be rewarded by God.
Geleneksel test teknikleri yeterli değildir.Traditional testing techniques are not sufficient.
Bunların içinden sadece Matiu/Somes Adası yerleşim için yeteri kadar büyüktür.Only Matiu/Somes Island is large enough for habitation.
Bunun için ulusal kimlik kartı yeterlidir.National ID cards are sufficient.
İmkanlar yeterli değildi, Bacher yeni fizikçilere ihtiyaç duydu.Facilities were not enough; Bacher needed physicists.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yeter ile cümle - Sayfa 35 - yeter kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App