Bana yeterince para ödeniyor.I'm paid enough.
O, senin için yeterince iyi değil.He's not good enough for you.
Yemek için neredeyse hiç yeterince param yok.I barely have enough money for food.
Ancak bir hafta yeterli içme suyumuz vardı.I had barely enough potable water for a week.
Bu şimdilik yeterli olacaktır.This will suffice for now.
Bir Audi'ye paran rahat yeterken, bir Kia'ya neden razı olasın?Why settle for a Kia when you can clearly afford an Audi?
O, edebiyatta yeterli.He is proficient in literature.
Bu şehir ikimiz için yeteri kadar büyük değil.This town isn't big enough for the two of us.
Millet, bu sadece yeterince iyi değildi.Guys, that just wasn't good enough.
Biz zaten yeterince sahibiz.We have enough already.
Yeterli insan var mı?Are there enough people?
O yeterince iyi değildi.It wasn't good enough.
Otuz gün yeterli mi?Is thirty days enough?
O yeterince iyi mi?Is that good enough?
O yeterince adil mi?Is that fair enough?
Sen yeterince hızlı mısın?Are you fast enough?
O yeterince iyiydi.It was good enough.
Ne kadar yeterli?How much is enough?
Bir kez yeterliydi.Once was enough.
Keşke öyle bir araba almak için yeterince zengin olsam.I wish I were rich enough to buy a car like that.
O, kontrol etmek için yeterince kolay.That's easy enough to check.
Açıkça o yeterli değildi.Clearly, that wasn't enough.
Muhtemelen ölünceye kadar yaşamak için yeterli paraya sahipsin.You probably have enough money to live till you die.
Voleybol oynamak için burada yeterince insan var mı?Do you have enough people here to play volleyball?
Şu anda yeteri kadar paramız yok, ne yazık ki.We don't have enough money now, unfortunately.
Henüz yeterli verimiz yok.We don't have enough data yet.
Yeterli yiyeceğimiz yok.We don't have enough food.
Biz yeterince yapmadık.We haven't done enough.
Tom yeterince yaptı mı?Has Tom done enough?
Yeterince yemek yiyor musun?Have you been eating enough?
Asla yeterli tatil zamanımız olmaz.We never get enough vacation time.
Kendine yeterli zaman ver.Give yourself enough time.
Onların yeterli yardımı var.They have enough help.
O yeterince makul görünüyor.That seems reasonable enough.
Yeterince gördük.We've seen enough.
Yeterince dayanıklı görünüyor.It seems durable enough.
Bu yeterince basit görünüyor.It seems simple enough.
Bu yeterli görünüyor.It seems adequate.
Bu ayakkabılar belli ki Tom için yeterince büyük değil.These shoes are obviously not large enough for Tom.
Bu yeterince basit mi?Is it simple enough?
Herkes için yeterli su olmayacak.There won't be enough water for everyone.
Herkes için yeterli yiyecek olmayacak.There won't be enough food for everyone.
O, hâlâ yeterli olmayacak.That still won't be enough.
Zaten yeterince söylediğimi düşünüyorum.I think I've already said enough.
Başarılı olmak yeterli değildir. Diğerleri başarısız olmalıdır.It is not enough to succeed. Others must fail.
Ben istediğim bir şeye gücü yetecek kadar yeterince zenginim.I'm now rich enough to afford to get anything I want.
Onu yapmak için maddi olarak gücümüz yeter mi?Can we afford to do that?
Yalanlarını yeterince dinledim.I've had enough of your lying.
Bu saçmalığa yeterince katlanmadık mı?Haven't we had enough of that nonsense already?
İhtiyacın olan her şeyi alabilecek kadar yeterli paran var mı?Do you have enough money to buy everything you need?
İhtiyacınız olan her şeyi alabilecek kadar yeterli paranız var mı?Do you have enough money to buy everything you need?
Mary'nin Tom için yeterince iyi olmadığını demek istemedim.We didn't mean to imply that Mary wasn't good enough for Tom.
Bir ev satın almak için neredeyse hiç yeterli param yok.I have nowhere near enough money to buy a house.
Onların yeterli paraları yoktu.They didn't have enough money.
Tom çocukları ile yeterince vakit geçirmiyor.Tom doesn't spend enough time with his children.
Senin Fransızcan çok yetersiz.Your French leaves a lot to be desired.
Tom zaten bana yeterli para verdi.Tom has already given me enough money.
Tom'un zaten yeteri kadar endişelenecek şeyi var.Tom already has enough to worry about.
Bunun yeterli olmayacağını düşünüyorum.I think this isn't going to be enough.
Tom bunun hakkında yeterince çabuk bilecek.Tom will know about this soon enough.