Sanırım yeterince pratik yaptın.I think you've practiced enough.
Sanırım yeterince cezalandırıldın.I think you've been punished enough.
Sanırım yeterince söyledin.I think you've said enough.
Sadece en iyi yeterince iyidir.Only the best is good enough.
Sadece senin en iyin yeterince iyi.Only your best is good enough.
Bu hâlâ yeterince iyi değil.This is still not good enough.
Sanırım yeterince duyduk.I think we've heard enough.
Bu yeterli olmalı.This should be enough.
Yer yeterince büyük görünüyordu.The place looked big enough.
Yeterince uzun süredir burada olduğunu düşünüyorum.I think you've been here long enough.
Yeterince uzun süredir bekliyoruz.We've been waiting long enough.
Sanırım yeterince yedik.I think we've eaten enough.
O bana yeterince sık söylendi.I've been told that often enough.
O yeterliydi.That was enough.
Bir kez yeterli.Once is enough.
Aşk yeterli.Love is enough.
Zengin olmak yeterli değil.Being rich isn't enough.
İtaat yeterli değil.Obedience is not enough.
Bu yeterince kolay görünüyor.That sounds easy enough.
Tom artık çalışmak için yeterince iyi.Tom is now well enough to work.
Bu hiç yeterli değil.That won't do at all.
Takıma girmek için yeterince iyi bir beyzbol oyuncusu olduğumu hiç düşünmedim.I never thought I was a good enough baseball player to make the team.
Tom'dan yeterli yardım almıyorum.I'm not getting enough help from Tom.
Yeterli yerimiz yok.We don't have enough room.
Neredeyse kızım olacak kadar yeterince gençsin.You're almost young enough to be my daughter.
Sanırım yemek için yeterli şeyler aldık.I think we've had enough to eat.
Onu yapmak için yaklaşık yeterli zamanım olduğunu düşünüyorum.I think I have about enough time to do that.
Ne yapmam gerektiğini biliyordum ama sadece onu yapacak yeterli zamanım yoktu.I know what I should've done, but I just didn't have enough time to do it.
Arabada senin için yeterli yerimiz yok.We don't have enough room in the car for you.
Bir gün için yeterli şeker yediğini düşünüyorum.I think you've had enough candy for one day.
Tom yeterli parası olup olmadığından emin değildi.Tom wasn't sure if he had enough money.
Bu ev ailemiz için yeterince büyük değil.This house isn't big enough for our family.
Herkes için yeterli yiyeceğimiz var mı?Do we have enough food for everyone?
Tom buraya gelmeden önce bunu bitirmek için yeterli zamanımız var mı?Do we have enough time to finish this before Tom gets here?
Yeterince acı çekmedim mi?Haven't I suffered enough?
Otuz dolar yeterli mi?Is thirty dollars enough?
Yeterli sandalyemiz var mı?Do we have enough chairs?
Onu almak için yeterli paramız var mı?Do we have enough money to buy that?
Tom bugün çalışmak için yeterince iyi mi?Is Tom well enough to work today?
Tom bugün okula gitmek için yeterince iyi mi?Is Tom well enough to go to school today?
Keşke yeterli paramız olsaydı.I wish we had enough money.
Tüm nedenimizi izlemek için yeterli gücümüz yok.We do not have enough strength to follow our reason completely.
İçmek için yeterince yaşlısın, değil mi?You're old enough to drink, aren't you?
O senin için yeterli mi?Is that enough for you?
Bu yüzden, sen benim senin için yeterince iyi olduğumu düşünmüyorsun.So, you don't think I'm good enough for you.
Henüz yeterince sahip değilim.I don't have enough yet.
Sadece üç hafta içinde yeterince Fransızca öğrenemeyeceğini biliyordum.I knew you wouldn't be able to learn enough French in just three weeks.
Sadece üç hafta içinde Tom'un yeterince Fransızca öğrenemeyeceğini biliyordum.I knew Tom wouldn't be able to learn enough French in just three weeks.
O senin için yeterli mi, Tom?Is that enough for you, Tom?
Yeterli zamanın olmayacağını biliyordum.I knew you wouldn't have enough time.
Tom'un yeterli zamanı olmayacağını biliyordum.I knew Tom wouldn't have enough time.
Yeterli zamanım olduğunu sanmıyorum.I don't think I have enough time.
Bir bilet almak için yeterli paran olmadığını fark etmedim.I didn't realize you didn't have enough money to buy a ticket.
Yeterli paran olmayacağını biliyordum.I knew you wouldn't have enough money.
Tom'un yeterli parası olmayacağını biliyordum.I knew Tom wouldn't have enough money.
Yeterli param olduğunu sanmıyorum.I don't think I have enough money.
Zaten bana yeterli para verdin.You've already given me enough money.
Sadece birlikte olmak benim için yeterli.Just being together is enough for me.
Tom Mary'yi etkilemek için yeterince iyi dans edemeyeceğini biliyordu.Tom knew that he wouldn't be able to dance well enough to impress Mary.
Takıma katılmak için yeterince iyi olduğunda katılmana izin vereceğiz.When you're good enough to join the team, we'll let you join.